Düğünüme 2 ay kaldı ve korkuyorum
Merhabalar bir kaç gün önce betül canbel ile konuşmuştum öncelikle soruma yine o yanıt versin istiyorum düğünüme 2 ay kaldı ve 8 yıllık birlikteliğim olduğu ancak ayakkarımın geri geri gittiğini yazmıştım umuyorum ki hatırlıyorsunuzdur öncelikle şöyle bir konuya değinmek istiyorum nişanlılık sürecimizin 6-7 ayına kadar bir problem yoktu hala aynı istekle istiyordum ev aldık evimizin içini düzmeye başladığımız zamanlar başladı problemler ailelerden herhangi maddi bir güç almıyoruz emekli aileler kendilerini geçindiriyorlar yükte olamıyoruz ikimizde çalışıyoruz eczanede çalışıyorum ben söylemiştim sizlere elimden geldiği kadar erkek tarafı bunu alır kız tarafı şunu alır gibi bir düşünce gütmeden herşeyi almaya çalıştım çünkü orası ikimizin eviydi senin benim malım diye bir şey olamazdı o da benim bu düşüncemi seviyordu zaten sorunlarımız evi düzdüğümüz zamanlar başladı param kalıyordu cebimde bende hadi sevgilim bunu da alabilriiz diyip atılıyordum sen sıkışıksan ben alabilirim diyordum ancak ne onu sinirlendiriyordu durmadan bilmiyorum bana sürekli acele etme dur bekle tarzı konuşuyordu onun almak istediği şeye benim gücüm yetiyordu o an ama sanırım benim bu kadar herşeyi yaparım ederim modunda olmam biraz onu güçsüz hissettirdi bu süreçte zamanla öyle bir duruma evrildik ki ona ihtiyacım olmadığını düşünmeye başladı herşeyi yaparım ederim modunda olduğum için bu da onu daha agresif biri yapıyordu ama ben cümlelerimde hep biz diyordum sadece amacım yardımcı olmaya çalışmaktı bu süreçte çok zorlu tartışmalar yaşadım hem kıskançlıklardan hem olduğum kişi olduğum için sürekli sebepler çıkıyordu ve biz çok fazla kavga eder hale geldik son 3 ayda fiziki anlamda bana dokunarak canımı yaktığıda oldu psikolojik olsrakta şiddet gördüm bunu biliyorum ama beni bu ilişkide ne tuttu bunları yaparken bile çıkartmak geçmedi hayatımdan ama son yaşadığımız 1 ay önceli tartışmayla beraber içimdeki hislerin koptuğunu farkettim ve dün bir arkadaşımızla oturduk onunda evliliğinde sıkıntılar vardı belki aracı olur düzeltebiliriz siye konuşmak için 3 kişi buluştuk nişanlım,ben ve arkadaşı sorunun ne olduğunu konuşurken saygısızlığın evliliğini aldığını hissel olarak koptuğunu ve bu evliliği artık içinden gelerek istemediğini söyledi bunları konuşurken de bende kendimi gördüm hak verdim çoğu yerde cümlelerine çünkü bende de bir şeyler kopuk ilerliyorum nişanlım şuan olduğundan da kibar konuşmaya başladı arkadaşıyla masada oturup sorunları konuştuğumuzdan beri sanırım benimde bu aşamaya geldiğimi içten içe farketti ve ertesi gün buluştuğumuzda öyle naif kibar ve düşünceli davranan biri oldu ki kibar davranması bu hareketleri ondan hep beklediğim olan hareketlerdi ama normalde içimim gideceği bu hareketlere ben pekte bir şey hissetmedim hatta akşam belli bir saatten sonra evime dönmek istedim artık bitse de bu akiam eve gitsem dedim içimden bu normal mi bilmiyorum ? Bir de şunu sormak istiyorum evliliğin vereceği sorumluluk çok büyük geliyor korkuyorum çalışıp eve yemek yapmaya dönmek sonrasında dinlenmeye zamanımın kalmaması evin içindeki o sorumluluklar beni korkutuyor çünkü nişanlımın annesine olan daveanışını görüyorum yemek olmadığı zaman kızıyor ona hep bu evin ikimizinde yaşam alanı olduğunu ve çalışacağımı söylüyorum ama çalışacak olmamdan da pek memnun değil evliliktem çok korkuyorum sorumlulıl bilinci bana çok ağır geldi yapabileceğimden emin değilim düşümcelerinizi söyler misiniz neden bunları yaşıyorum
Bu soru 8 Haziran 2025 10:58 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Yazdıklarınızı büyük bir dikkatle okudum. Düğününüze yalnızca iki ay kalmışken yaşadığınız kafa karışıklığı, duygusal uzaklık ve derin korkular asla küçümsenecek şeyler değil. 8 yıllık bir ilişkinin ardından, büyük emekler vererek kurulan bir düzenin ortasında bu soruları kendinize sormanız, tam da kendinize dürüst olabildiğinizin göstergesi. Bu oldukça cesurca bir duruş. Size burada hakikatli bir yerden seslenmek istiyorum: Evlilik öncesi gelen bu tür sorgulamalar, çoğu zaman ‘bitmeli mi?’ sorusundan çok, ‘ben nereye sıkıştım?’ sorusunu beraberinde taşır. Bu sebeple, hissettiklerinizi bastırmak yerine anlamlandırmak, sağlıklı karar verebilmeniz için çok değerli.
Anlattığınız süreçte özellikle ev kurma aşamasında yaşananlar, ilişkideki güç dengesinin nasıl değiştiğine dair önemli ipuçları veriyor. Maddi yükleri beraber taşıma çabanız, ilişkinin kolektif bir alan olması yönündeki samimi tutumunuz oldukça takdir edilesi. Ancak bu çabanızın karşılığında partnerinizin rahatsızlık duyduğu ve giderek size karşı agresifleştiği, hatta sizi “her şeyi tek başına halledebilen biri” olarak görmeye başladığı bir noktaya gelinmiş. Bu durum, sizin ne kadar güçlü biri olduğunuzla değil, onun duygusal eşitlik ve olgunluk düzeyiyle ilgili olabilir. Bir ilişkinin sağlıklı kalabilmesi için her iki tarafın da kendini yeterli ve değerli hissedebilmesi gerekir. Sizin yardımseverliğinizin, onun yetersizlik duygularını tetiklemiş olması muhtemel. Fakat bu tetiklenme, fiziksel ya da psikolojik şiddeti hiçbir şekilde mazur gösteremez.
Açıkça ifade etmişsiniz ki, son 3 aydır yaşanan tartışmalar sadece duygusal değil, zaman zaman fiziksel sınırların da ihlaliyle ilerlemiş. Partnerinizin sizi fiziksel olarak incittiği, bağırdığı, aşağılayıcı tutumlar sergilediği bir sürecin içinde, hâlâ bu ilişkinin devamını istemeniz; aslında yıllardır süregelen bağlanma biçiminizin bir parçası olabilir. Kimi zaman insanlar, alışkın oldukları duygusal düzene sıkı sıkıya tutunur, çünkü belirsizlik korkusu, güvende hissetmenin önüne geçebilir. Sizin de yılların emeğini çöpe atma korkunuz, "bunca şeyden sonra buradan nasıl dönerim?" düşünceniz, aslında birçoğumuzun karşılaştığı içsel ikilemlerdendir.
Fakat çok kıymetli bir farkındalık kazanmışsınız: İçinizde bir şeylerin koptuğunu ifade ediyorsunuz. Bu kopuş, sadece partnerinizin davranışlarıyla değil, aynı zamanda sizdeki "tükenmiş benliğinizin" sesiyle de ilgilidir. Karşınızdaki kişi değişmeye çalışsa bile, siz onun davranışlarını değil, onunla kurduğunuz ilişki biçimini sorguluyorsunuz. Birlikte vakit geçirirken bile "artık eve dönsem" diye düşünmeniz, bu duygusal uzaklığın fiziksel sinyalidir. Kalbiniz size "bu ilişki içinde olmak seni tüketiyor" diyor olabilir.
Evliliğe dair korkularınız da çok yerinde ve gerçek. Özellikle evin tüm sorumluluğunu üstlenmek, çalışıp eve gelip dinlenememek, eşinizin sizin çalışmanıza sıcak bakmaması gibi konular; ileride yükünüzün daha da artabileceğini gösteriyor. Onun annesiyle kurduğu ilişkiyi gözlemlemeniz ve orada eşit olmayan bir düzene tanık olmanız da size şu anki partnerlik dinamiğini sorgulamanıza sebep olmuş. Bu gözlemler çok değerli, çünkü insanlar çoğu zaman partnerlerinin ailesine davranış biçimlerini zamanla kendi eşlerine de yansıtırlar. Bu nedenle, bu tedirginliklerinizin yersiz olmadığını söylemeliyim.
Bir evliliğin temeli yalnızca sevgi değildir. Sevgi, güvenle, saygıyla, eşit sorumlulukla ve duygu paylaşımıyla büyür. Evlilik; birlikte gülmek, birlikte ağlamak, birlikte taşınmak, yükü ikiye bölmek ve her gün yeniden "ben seni seçiyorum" diyebilmektir. Siz şu anda, bu cümleyi gönülden kuramadığınızı söylüyorsunuz. Bu, sizin "ayıp olur", "herkes ne der", "şimdi bu saatten sonra" gibi düşüncelerden değil; gerçekten içinizdeki benliğinizden gelen bir sezgiyle oluyor. Bu sezgiyi küçümsemeyin.
Ayrıca bu ilişkide çok uzun süredir "verici" rolde olmuşsunuz. Onun duygularını taşımış, onun sinirini yatıştırmış, onun alma-verme dengesizliğini kapatmışsınız. Ama sizin yükünüzü taşıyacak biri olmamış. Bir ilişkide sadece bir taraf sürekli çaba gösteriyorsa, bu zamanla eşitsizlik ve tükenmişlik yaratır. Bugün yaşadığınız ruhsal uzaklaşma, bu tükenmişliğin sonucu olabilir. Kendinize yüklenmeden, bunu duymanın ne kadar önemli olduğunu bilin.
Evliliğin sorumlulukları gözünüzde büyüyor olabilir çünkü bu sorumlulukların eşit paylaşılacağına dair bir güveniniz kalmamış gibi. Duygusal destek görmediğiniz bir ilişkide, evliliğin hayatınızı daha da zorlaştıracağını öngörmeniz çok doğal. Partnerinizin şiddete varan davranışlarını görmezden gelmemeli, ileride bunların daha ağır şekillerde karşınıza çıkabileceğini unutmamalısınız. Çünkü bir kere yaşanan şiddet, çoğu zaman zamanla şekil değiştirerek artar; bu psikolojik bir gerçektir.
Böylesine derin bir içsel sorgulama döneminde terapi almanız çok kıymetli olabilir. Bir uzman eşliğinde duygularınızı daha da netleştirebilir, kendiniz için sağlıklı sınırlar çizebilir, "ben bu ilişkide neden kaldım, şimdi ne istiyorum?" gibi soruları derinlemesine çalışabilirsiniz. Psikoloğunuz size “bunun için mi geldin?” demez, çünkü sizinle birlikte sizin hızınızda, sizin ihtiyaçlarınıza göre bir yol haritası çizer. Yargılanmadan konuşabileceğiniz bir alan, şu an sizin için çok kıymetli olabilir. Kendinizi anlatabildiğiniz, anlaşılabildiğiniz bir ilişki deneyimi yaşamanız, uzun süredir size iyi gelmeyen ilişki dinamiklerini geride bırakmanıza yardımcı olabilir.
Sevgili danışan, kimse için değil, sadece kendiniz için düşünün. 8 yılın hatırına mutsuz bir 30 yıl yaşamamalısınız. Düğüne 2 ay kalmış olabilir ama sizin kendinize ayıracağınız bir hayat, bir ömür var. "Dönmek için geç mi?" diye soruyorsanız, cevap: Hayır. Gecikmek, kaybolmaktan iyidir. Sizi duygusal olarak ezen, inciten ve sizi siz olmaktan uzaklaştıran bir düzenin içinde sırf zaman geçti diye kalmak, size mutluluk getirmez. Sizi hak ettiğiniz değere ulaştıracak olan, kendinizi koruma gücünüzdür. Lütfen bunu unutmayın.
Unutmayın, sevgi varsa şiddet olmamalı. Sevgi varsa anlayış olmalı. Sevgi varsa özgürlük olmalı. Bu ilişkide bunları yaşayamadığınızı fark ediyorsanız, içinizde yükselen o "kaçmak istiyorum" duygusu sizi yanlış değil; aslında koruyor. Lütfen onu dinleyin.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Yeni bir soru oluşturabilir, başka bir başlıkla tekrar yazabilirsiniz.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.