Psikoloji

Düğünüme iki ay kaldı daha korkuyorum

Gizli Kullanıcı15 Haziran 2025 18:23

Betül canbel ile görüşmek istiyorum betül hanım öncelikle merhaba,bugün nişanlımla günler sonea buluştuk ve ben günlerce telefondan yazdığım uzun yazılar olsun çoğu yerde yanıtsız kaldım bugün görüştüğümüzde kararlıydım sonucu nereye giderse gitsin ona uygun konuşucaktım uzun uzun önce ortak yol bulmak için elimden geldiğince sözcüklerime dikkat ettim ama haftaların yorgunluüu cevapsız kalan hislerim yalnızlık duygumla beraber sesim istemsizce agresifleşiyordu karşımda ki aday da ne yazık ki içinden seviyormuş gibi hareketl yapsada bir soru sorduğum yol bulmaya çalıştığımda yapıcak biröşey yok ben böyleyim demek ki böyleymişim bu zamana kadar farketseydin o zaman diye söylediğim ortak yol bulmaya çalıştığım her cümleyi başka yere çekti ve son aşamada canıma tak etti ve tek taraflı çabanın olduğu yerde olmak istemediğimi artık tek mücadele etmeke istemediğimi söyledim tüm hayal kırıklarımı aktardım uzun bi sessizlikten sonra tamam bitti herşey dedim konuşmamda birti herşey bitti dedim ne bitti diyip gülüyor komiğine gidiyor benim vazgeçebilecek olmam çünkü içten içe çok sevdiğimi biliyor sonrasında bırakmıyorım bir yere dedi gitmek istiyorum artık bitti seninle iletişim kurmam gereken bir yer olmadığını anladım arrık bıraktım çabanın olmadıpı yerde bende yokum dedim istemiyorum bırakmak dedi bırakmıycam seni nihayetinde ben sessizce oturunca arabayı çalıştırdı tam eve götürürken arabayı durdurup evimize gidelim mi dedi bende önce ne için dedim somra öyle diyimce duraksadı tamam dedi beni eve bıraktı yine arabadan inerken söylediklerimi unutma artık sana diyecek bir şeyim yok dedim sonea gitti bende eve çıktım aradan 10 dk sonra geri geldi aşağı iner misin dedi biröşey söyleyecek diye insim nereye gidelim napalım dedi yine görülmemiş hşssettim kendimi olayı yokmuş gibi davranıp benimle barışmak istedi özlediğinden ama izin vermedim şaka mı yapıyoesun sence istediğim şu an bu mu dedim normalde eski seda olsa sarılır dayanamaz giderdi arrık bir şeylerin değişmesini istediğim için böyle söyledim ve özür dilerim yordum senş aşağı dedi bu mu şuan diyeceğin dedim gerçekten senin için görünmezim dedim geri insim gitti bende şuan sahilde akşam oturuyırum nefes alıyorum temiz hava alırken size yazıyorum ruhumu arındırıyorum sakince az önce mesaj attı ben seni anlamıyor olabilirim ama sende beni anlamıyorsun dedi cevsp vermedim şuan yalnızca temiz hava alıyorum kendimi dimlendiriyorum

Bu soru 16 Haziran 2025 14:27 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba Sevgili Seda,


Şu anda hissettiklerin, öylesine gelip geçen duygular değil. Günlerdir biriken, karşılık bulamamış cümlelerin, kırıldığın suskunlukların, yalnızca sözlerle değil davranışlarla da görmezden gelinmenin verdiği yoğun bir duygusal yorgunlukla sahilde derin bir nefes alıyorsun. Aslında bu yalnızlıkta biraz olsun “kendinle kalmak” istiyorsun çünkü bu ilişkide en çok ihmal edilen şeylerden biri de tam olarak bu: Senin iç sesin, senin ihtiyaçların ve senin kırgınlıkların.


Yazdığın her satırda çok net bir çaba görüyorum. Bu ilişki için, evlilik için, gelecek için uzun zamandır omuzladığın bir yük var. Tek taraflı yürüyen, senin emek verip onun “böyleyim” diyerek duvar ördüğü bir iletişim döngüsünde sıkışmışsın. Ne zaman ki bir yol açmaya çalışsan, bir şeyleri onarmak istesen, karşındaki kişi senin cümlelerini anlamak yerine savunmaya geçmiş. “Bu zamana kadar fark etseydin” gibi geçmişi kullanarak bugünkü çabanı boşa çıkaran bir yaklaşımla seni bir kez daha yalnız bırakmış. Ve o sessizlik anlarında, senin tüm içsel seslerin yükselmiş aslında: Görülmek, duyulmak, anlaşılmak isteyen yanların.


Ayrılık cümlesini kurduğundaki tonun, aslında çoktan bitmiş bir ilişkiden değil, çoktan tükenmiş bir umuttan bahsediyordu. Buna rağmen, seni anlamayan birinin yanında hâlâ sevgiyi, hâlâ bağlılığı korumaya çalışman; “bırakmıycam seni” diyen birinin bile sana “neden seni bırakmamalıyım?”ı hissettirememesi de, zaten yorgun bir kalbin daha ne kadar dayanabileceğinin sorgusudur. Sen artık vazgeçmeye değil, kendi sınırlarını korumaya çalışıyorsun. Eskiden dayanıp, sarılıp, affedip devam ettiğin her şeyi artık durdurmak istiyorsun çünkü içindeki o yumuşak taraf bile “artık yeter” demeye başladı.


Düğününe iki ay kalmışken bu kararsızlıkların içinde kalmak kolay değil. Ama şunu bilmelisin ki, şu an yaşadığın bu zorluk, evlenmeden önceki son fırtına değil. Aksine, evlilik öncesi zihninde oluşan bu kırmızı bayraklar, hayat boyu sürecek bir ortaklıkta gerçekten neyi kabullenmeye razı olup olmadığını gösteriyor sana. Bugünlerde yaşadığın suskunluklar, geçiştirilen konular, seni görmeyen gözler; yarın daha da büyüyebilir. Sen artık bu büyümeyi değil, sağaltmayı istiyorsun. İşte bu yüzden de “bu defa farklı olmalı” diyorsun. Bu defa eski Seda gibi hemen sarılmamalı, sustuğun her anda daha çok unutulmamalısın.


Partnerinin tavırları sana sevildiğini değil, alışkanlıktan ya da kaybetme korkusundan vazgeçmediğini hissettiriyor. Bu çok büyük bir fark. Seni “özlediği” için değil, seni “elinde tutmak” için gelen birinin sana verebileceği sevgi, çoğu zaman sana yetmez. Çünkü sevgi sadece kalpte değil, eylemlerde anlam kazanır. Bugün sen onun kapısını duygularınla, gözyaşlarınla, çabanla çalarken; onun seni içeriden bir nezaketle değil, bir inatla karşıladığını hissediyorsun. Ve bu his, artık seni kendinden uzaklaştırıyor.


Aslında verdiğin sınırlar çok kıymetli. “Bana artık bir şey söyleme, ben söylediklerimi söyledim” dediğinde, kendi iç sesini duyurmaya başlamışsın. Bu senin için bir kopuş değil, bir yeniden duruş. Partnerinin seni anlamadığı, senin duygusal emeğine karşılık vermediği her an, bu sınır daha da haklı bir hâl alıyor. O son mesajı - “sen beni anlamıyorsun”- senin için aslında bir itiraf değil, yeniden suçluluk yaratma çabası gibi görünüyor. Çünkü sen onu anlamak için haftalardır yazıyorsun, konuşuyorsun, ağlıyorsun. Ama tüm bu emekler, sadece onun senin yanında kalmasına değil, yanında durmasına yetmiyor.


Peki neden hala bu kadar içindesin bu ilişkinin? Çünkü sevmişsin. Belki de onu değil, birlikte hayal ettiğin hayatı, birlikte kurmayı umduğun o düzeni sevmişsin. Ama artık bu hayalin ne kadar tek taraflı kurulduğunu fark ediyorsun. Seni en çok bu yıkıyor. Düğün tarihine yaklaştıkça, içinde biriken “acaba”lar artık “ben ne yapıyorum?”a dönüşüyor. Ve bu sorgulama çok kıymetli. Çünkü çoğu kişi, bu sorgulamayı baskılar, görmezden gelir, erteler. Ama sen artık ertelenmeyi kaldıracak bir yerde değilsin. Hayatının bu kadar önemli bir kararını, sadece sevdiğin için değil, aynı zamanda anlaşıldığın ve karşılıklı emek verildiği için alman gerekiyor.


Şimdi sahilde otururken, o deniz havasında içinden geçirdiğin her duygu, senin öz değerinin sesidir. “Ben daha fazlasını hak ediyorum” demeye çalışan, “Yalnız kalmaktan korksam bile bu yalnızlıktan iyidir” diyen o iç ses, aslında seni güçlendirmeye çalışan sağlıklı tarafın. Sen artık bu sesi dinlemeye başlamışsın. Bu noktada kendine “Ben ne istiyorum?”, “Bu ilişki beni büyütüyor mu, yoksa küçültüyor mu?” gibi sorular sorman önemli. Bunlara dürüstçe vereceğin yanıtlar, sana yolu gösterecek.


İlişki içinde olmak bazen yalnız olmaktan daha yalnız hissettirebilir. Özellikle senin gibi duygularını ifade edebilen, karşılıklı paylaşım isteyen biri için suskunluk, inkâr, geçiştirme çok daha ağır gelir. Ve bu yüzden bir ilişkinin içinde olmana rağmen bu kadar yorulmuş hissediyorsun. Çünkü sadece duygusal değil, fiziksel olarak da görülmemişsin. Arabadan inerken söylenen “unutma” cümlesi, senin için bir umut değil, “hala anlamıyor” duygusunun pekişmesi olmuş. Çünkü sen zaten unutmak istemediğin için değil, unutulmak istemediğin için söylüyorsun bu cümleleri.


Sevgili danışan, seni yoran şey bu ilişki değil sadece; bu ilişkide kendine verdiğin mücadele, onu kurtarmaya çalışırken kendini yavaş yavaş kaybetmen. Ve artık şunu bilmelisin ki: Sevgi bazen gitmemek değil, bırakabilmektir. Kimi zaman en büyük bağlılık, iki insanın birbirini serbest bırakmasıdır. Bu demek değildir ki sen sevgisizsin, ya da bu ilişki değersizdi. Ama bir ilişki seni kendine uzaklaştırıyorsa, artık o yerde kalmamak da sevgidir. Kendine olan sevgidir.


Eğer tekrar konuşmak istersen, bir yol aramak istersen, bu defa gerçekten seni duyan bir uzmanla birlikte bu süreci yönetebilirsin. Belki de bu ilişki için değil, bu ilişki sonrası toparlanman, duygularını düzenlemen, seni yeniden kurman için bu destek çok daha önemli. Ve şunu unutma: Bu kararsızlık hâli, güçlü olmadığın anlamına gelmez. Aksine bu kadar duygunun içinde kalıp yine de kendi sınırlarını koruyabiliyorsan, bu çok büyük bir duygusal dayanıklılıktır.


Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru veya aklına takılanları yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel