Duygumdan nasıl emin olurum?
Betül hanım merhabalar,yarın partnerimle buluşucaz ama ben içimdeki seslere engel olamıyorum sanki herşey kötü biticek gibi ben huzursuz hissedicem gibi daha öncede buluşucaktık ama işlerinden kaynaklı buluşamadık ve ben çok üzüldüm onu özlediğimi hissettim onunla gezmek istedim yani böyle duygulardaydım ama şuan öyle değilim iptal olsa buluşma sevinirim gibi bilmiyorum çok mu herşeyi kafama takıyorum biraz rahatlasam rahat davransam kendimi sıkmasam daha iyi olucak gibi bide evden çıkınca evdekileri ve evi özlüyorum bide bu çıktı yani herşey çok iyiymiş gibi eskiden böyle değildim çıkardım partnerimle gezerdik gelirdim eve ama çok uzun süre evde kaldım yani ev hayatını benimsedim evde herhangi bi aktivitem de yok napıcam bilmiyorum
Bu soru 29 Nisan 2025 11:26 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Öncelikle size duygularınızı bu kadar açık bir şekilde ifade ettiğiniz için teşekkür etmek isterim. Yaşadığınız duygular karmaşık, iç içe geçmiş ve bazen yorucu hissettirebilir. Ancak bu hislerinizi dile getirebilmeniz, kendinizi anlamaya çalışan, iç dünyasına dikkatle bakan biri olduğunuzu gösteriyor. Sizin gibi duygularına dikkat eden biri için “duygulardan emin olamamak” hali, çoğu zaman kendini fazla zorlamaya, içsel beklentilere ya da yaşanan bir değişimin ardından gelen uyum sürecine bağlı olabilir. Bahsettiğiniz durumun birkaç farklı boyutu olduğunu görüyorum: Partnerinizle buluşmaya dair içsel karmaşa, evden çıkmak istememe hali, evdeki kişilere ve ortama karşı yoğun bağlılık, duyguların aniden değişiyor gibi görünmesi ve bu duruma karşı gelen “acaba çok mu düşünüyorum?” sorgusu. Tüm bunlar tek başına değerlendirildiğinde bile zihni meşgul eden, enerji tüketen ve kişinin kendisinden şüphe etmesine neden olabilecek unsurlar. Gelin, birlikte bu parçaları biraz daha anlaşılır hale getirelim.
İlk olarak, partnerinizle buluşma konusunda yaşadığınız içsel çelişkiye bakalım. Bir dönem onu özlediğinizi, onunla vakit geçirmek istediğinizi, hatta plan iptal olunca üzülüp özlem duyduğunuzu belirtiyorsunuz. Bu, o anki duygu ve ihtiyaçlarınızın doğal bir yansımasıydı. Ancak şu an buluşma yaklaştıkça, içinizde bir huzursuzluk, isteksizlik ve hatta iptal olsa sevinirim gibi bir düşünce gelişmiş. Bu değişim sizi şaşırtmış olabilir. Ama unutmayın ki duygular sabit ve tek yönlü değildir. Bulunduğunuz ruh hali, çevresel koşullar, yorgunluk, kaygı gibi faktörler duygularınızı etkileyebilir. O günkü heyecanınız gerçekti; bugün de hissettiğiniz huzursuzluk da bir o kadar gerçek. Bu çelişki, sizde “Acaba ne hissediyorum? Gerçek duygum hangisi?” sorusunu doğurmuş olabilir. Duygudan emin olamama hali, aslında çoğunlukla yoğun kaygının bir yansımasıdır. Çünkü kaygı, duyguların sesini bastırır. Kaygı zihne şöyle der: “Ya kötü geçerse? Ya huzursuz olursan? Ya kendini kötü hissedersen?” Oysa bu sorular geleceğe dönük tahminlerdir, gerçek değildir. Bu nedenle şu anda partnerinize karşı olan duygularınızı net biçimde hissedememeniz anlaşılır bir durumdur.
Bununla birlikte, evde kalma sürenizin uzaması ve evdeki kişilere bağlılığınızın artması da önemli bir etken. Zihnimiz, uzun süre içinde kaldığımız ortamlara alışır ve orayı “güvenli alan” olarak görmeye başlar. Evde herhangi bir etkinlik yapmıyor olsanız bile, orada olmak size belirsizlikten uzak, tanıdık bir his veriyor olabilir. Evden çıkınca ise bu güvenlik hissi sarsılıyor gibi olabilir. Bu da “alıştığım ortamdan çıkarsam huzursuz olur muyum?” kaygısıyla birleşebilir. Önceden dışarı çıkmaya alışık olmanız, bugünkü çekilme halinizin geçici olamayacağını göstermez. İnsan zihni, özellikle sosyal izolasyon ya da durağan dönemlerden sonra yeniden dış dünyaya uyum sağlarken zorlanabilir. Bu geçici bir adaptasyon sürecidir. Duygularınızın değişkenliği, dış dünyaya karşı tedirginliğiniz ya da dışarı çıkınca evdekileri özlemeniz, herhangi bir psikolojik bozukluktan çok, alışkanlık değişimlerine karşı gösterilen doğal bir uyum sürecidir.
Siz de bu noktada kendinize “Acaba çok mu kafama takıyorum?” diye soruyorsunuz. Bu da aslında zihninizin hem kendisini hem de duygularını sorgulayan yapısını gösteriyor. Kendinizi yargılamadan bu soruya şöyle yaklaşabilirsiniz: “Ben sadece anlamaya çalışıyorum. Bu kadar çok düşünmemin sebebi, kendimi koruma ihtiyacım.” Bazen düşünmeyi durdurmak değil, düşünceye daha şefkatli yaklaşmak rahatlatıcı olur. Çünkü içten içe hissettiğiniz şey şu olabilir: “Kendimi sıkmasam, rahat olsam daha kolay olacak.” Evet, bu içgörünüz çok doğru. Ancak zihniniz sizi sürekli analiz etmeye ve tetikte olmaya zorladığında bu “rahatlık” hali gelmez. Bunun yerine kabul edici bir iç ses geliştirmek işinize yarayabilir. Örneğin: “Şu an dışarı çıkmak zor geliyor, ama bu his kalıcı değil. Buluşmaya gitmem illa ki mükemmel geçmek zorunda değil. Hissediyorsam gitmeyebilirim, ama sırf huzursuzum diye gitmeyi bırakmak istemem.” Bu tür cümleler, zihninizin sizi köşeye sıkıştırmasına engel olabilir.
Son olarak, bu hislerle baş ederken kendinize karşı sabırlı ve nazik olmanız çok önemli. Her şeyin bir anda düzelmesini beklemek gerçekçi olmaz. Adım adım dış dünyaya açılmak, küçük sosyal buluşmalar planlamak, evde küçük rutinler oluşturmak (günlük kitap okuma, yürüyüş, dijital detoks gibi) hem zihinsel enerjinizi toparlar hem de eski alışkanlıklarınıza yeniden dönmenizi kolaylaştırır. Partnerinizle buluşmaya gitme kararı, o anki ruh halinize göre şekillenebilir. Zihniniz size kaygılı düşünceler sunarken, siz bu buluşmayı “birlikte vakit geçirme” deneyimi olarak görmeye çalışabilirsiniz. Buluşma öncesi kendinizi baskılamak yerine, “gidip nasıl hissedeceğimi göreceğim” bakışı daha işlevsel olabilir. Unutmayın ki duygularınız değişebilir, ama bu onların sahici olmadığını göstermez.
Eğer bu durum sık sık yaşanıyor, sosyal ilişkilerinizi ya da gündelik işlevselliğinizi etkiliyorsa, bir psikologdan bireysel destek almak, duygularınızı tanımada ve kaygınızı yönetmede size önemli bir yol haritası sunabilir. Kendinizi anlamaya çalışmanız çok değerli bir adım.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğiniz farklı bir soru veya aklınıza takılanları sorabilirsiniz.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.