Erkek arkadaşımın hiç ağlamaması bir sorun mu?
Uzun süreli bir ilişkim var. Erkek arkadaşım tanıştığımızdan beri duygulardan bahsetme durumu çok yeterli değil. Kendini kapatma duvar örme davranışları da oluyor zaman zaman. En az üç dört kere ben ağladığımda üzüldüğümde de müdahale etmeyip izlemişliği var. Hiç bir tepki vermeden durabildi maalesef. Bir kaç kez çok şiddetli tartıştığımızda onun da gözleri doldu ve kısa süreli ağladı ama orda da benden uzaklaştı. Sarıldığımda karşılık vermedi ya da odaya girmemi istemedi vs. Kendisiyle aynı evde büyüyen kardeşleri öyle değil ve konusunu açınca onlar da sevgilimi kastederek bu ağlamama ve duygularını belli etmeme olayını onaylayıp onu hiç ağlarken görmediklerini ve duygusu olmadığını söylediler. Bütün bunlar kafamı çok kurcalıyor ve beni ondan uzaklaştırıyor. Sizce ne yapmalıyım? Bir sosyopatla mi birlikteyim ve bu kişiyle evlenmek benim için sorun olur mu? Kendisiyle bu konuları konuştuğumda durumu kabul ediyor, eskiye oranla gelişme var ağlarken gelip destek olmaya çalışıyor ama kendisinin ifade etme durumu pek değişmedi sadece basit uzgunluk öfke gibi duygulari anlık ifade ediyor ama hiçbir şeye gerçekten iclenip üzüldüğüne şahit olmadım
Bu soru 8 Ağustos 2025 06:30 tarihinde Uzman Klinik Psikolog Elif Kızılkaya tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Anlattıkların, partnerinin duygularını ifade etme ve başkalarının duygusal süreçlerine karşı tepki verme biçiminde belirgin bir sınırlılık olduğunu gösteriyor. Bu tür durumlar çoğu zaman doğrudan kişilik bozukluklarıyla açıklanmaz; daha çok kişinin yetiştiği aile ortamı, çocuklukta öğrendiği iletişim kalıpları, duygusal güvenlik algısı ve kendini koruma amacıyla geliştirdiği savunma mekanizmalarıyla ilişkili olabilir. Bazı kişiler, küçük yaşlardan itibaren duygularını bastırmayı ya da belli etmemeyi öğrenirler. Bu, o kişinin duygusu olmadığı anlamına gelmez; ancak duyguları tanıma, ifade etme ve paylaşma becerisi sınırlı kalabilir. Partnerinin geçmişte duygusal anlarda mesafeli kalması, sarılmaya karşılık vermemesi veya duygusal konfor sağlamaktan kaçınması bu öğrenilmiş davranışlarla ilgili olabilir. Aile üyelerinin de benzer gözlemler yapması, bunun uzun süredir var olan bir özellik olduğunu düşündürüyor. Bununla birlikte, bir kişinin az ağlaması veya duygularını az ifade etmesi tek başına “sosyopati” gibi ağır bir tanı kriteri oluşturmaz. Sosyopati, yalnızca duygusal mesafeyle değil, aynı zamanda empati yoksunluğu, vicdan eksikliği, manipülasyon eğilimi ve toplumsal kurallara uymakta ciddi güçlük gibi daha geniş belirtilerle tanımlanır. Burada asıl odaklanılması gereken konu, senin bu ilişkide ne hissettiğin, duygusal ihtiyaçlarının ne kadar karşılandığı ve uzun vadede bu iletişim biçimiyle mutlu olup olamayacağındır. Partnerinin son dönemde, ağladığında destek olmaya çalışması gibi bazı olumlu adımlar atması, değişim potansiyelini gösteriyor. Ancak duygusal ifade biçimi köklü bir özellik olduğu için değişim süreci yavaş ve istikrarlı çaba gerektirir. Bu noktada kendine şu soruları sorman önemli olabilir: Bu ilişki bana duygusal güven ve anlaşılma hissi veriyor mu? İhtiyaçlarım uzun vadede karşılanacak gibi mi? Partnerimle bu konuda açıkça konuştuğumda dinleniyor ve değer gördüğümü hissediyor muyum? Eğer bu soruların yanıtları seni tatmin etmiyorsa, ilişkinin geleceği konusunda yeniden değerlendirme yapabilirsin. Mümkünse partnerinle birlikte çift terapisine başvurmak veya bireysel destek almak, hem bu konuyu daha derinlemesine anlamana hem de doğru karar vermene yardımcı olacaktır.
Klinik Psikolog Elif Kızılkaya