Aile

Eşimin geçmişte ailemle ve benimle yaşadığı sorunlar

Gizli Kullanıcı12 Ocak 2026 07:18

Ben ve eşim 51 yaşında iki çocuklu bir aileyiz.Evliliğimizin ilk yıllarında eşim ve ailem arasında bazı tatsızlıklar yaşandı.Annem ve Babam gerekyigi kadar bana ve eşime sahip çıkmadı.ayrıca eşim çok duygusal bir insan en güvendiği kişi abim kendisini dolandırıldı.benide güç durumda bıraktı.cocuklarımıza gereken ilgi ve alakayı gösteremedik kızım şu an takıntılı biri bu yüzden hayatını tam olarak idame etmekte güçlük çekiyor kendi başına yemek yapamıyor tek başına banyo yapamıyor bir işe girip çalışamıyor oglumda isyankar annesine karşı saygısız duyarsız.Uyku düzeni yok yemek düzeni yok okula hep geç kalıyor asla ders çalışmıyor eşimde kendisine eleştirel yaklaşım da bulununca annesine karşı kırıcı hakaret vari tavır takınıyor .ben ise arada kalan biri olarak ne babalık ne kocalık yapabiliyorum.. tekrar ailemi kazanmak için ne yapmam gerekir yeni bir başlangıç yapmak bir aile olmak için ne yapmam gerekiyor...

Bu soru 13 Ocak 2026 15:32 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Siz “kötü bir baba” ya da “yetersiz bir eş” değilsiniz; uzun yıllardır çözülmeden biriken, kuşaktan kuşağa taşınan duygusal yüklerin ortasında kalmış birisiniz. Ve bu durum insanı gerçekten çaresiz, tükenmiş ve yönsüz hissettirebilir. Şu an yaşadığınız şey bir anda oluşmuş bir aile sorunu değil; yıllar içinde üst üste eklenen kırgınlıkların, güven sarsılmalarının ve konuşulamayan duyguların sonucu.


Evliliğinizin ilk yıllarında eşinizle aileniz arasında yaşanan tatsızlıklar çok kritik bir başlangıç noktası. Çünkü evliliğin erken döneminde “kime aitim, kim beni korur” soruları zihinsel olarak netleşmezse, eş kendini dışlanmış, yalnız ve savunmasız hisseder. Anneniz ve babanızın size ve eşinize yeterince sahip çıkmadığını söylemeniz, eşiniz açısından şu mesajı güçlendirmiş olabilir: “Bu ailede ben güvende değilim.” Duygusal yapısı hassas olan biri için bu his çok derin izler bırakır. O günden sonra eşiniz, hem sizin ailenize hem de hayata karşı daha kırılgan ve temkinli bir yerde durmuş olabilir.


Eşinizin en güvendiği kişi olan abinize yaşadığı dolandırılma ise ikinci büyük travma gibi duruyor. Çünkü burada sadece maddi bir kayıp değil, duygusal bir yıkım var. “Güvendiğim insanlar beni korur” inancı sarsıldığında, kişi ya tamamen içine kapanır ya da sürekli tetikte, savunmada yaşar. Eşinizin duygusal hassasiyetiyle bu olay birleştiğinde, hayata karşı güvensiz, kaygılı ve kontrolü kaybetmiş hissetmesi çok olası. Bu ruh hâli, ister istemez ebeveynliğe de yansır.


Çocuklarınızın yaşadığı zorluklara baktığımızda, bunun bireysel sorunlardan çok aile içi duygusal iklimle bağlantılı olduğunu görüyoruz. Kızınızın takıntılı olması, temel günlük becerileri tek başına yapamaması, genellikle aşırı kaygı ve bağımlı bağlanma ile ilişkilidir. Çocuk, dünyayı güvenli bir yer olarak algılayamazsa, kendi başına hareket etmek korkutucu hâle gelir. Oğlunuzun isyankâr, düzensiz ve saygısız tutumları ise genellikle bastırılmış öfkenin dışa vurumudur. Bir çocuk, duygusal olarak görülmediğini ya da anlaşılmadığını hissettiğinde, sınırları zorlayarak “Ben buradayım” demeye çalışır.


Burada çok önemli bir nokta var: Eşinizin eleştirel yaklaşımıyla oğlunuzun sert tepkileri bir “güç savaşı”na dönüşmüş. Anne eleştirdikçe çocuk daha saldırgan, çocuk saldırganlaştıkça anne daha kontrolcü oluyor. Bu döngü kimseyi iyileştirmiyor, sadece yaraları derinleştiriyor. Siz ise bu döngünün ortasında, hem eşinizi sakinleştirmeye hem çocukları korumaya çalışırken kendi rolünüzü kaybetmiş hissediyorsunuz. “Ne babalık ne kocalık yapabiliyorum” demeniz, aslında ne kadar sorumluluk almaya çalıştığınızın bir göstergesi.


Peki yeniden bir aile olmak mümkün mü? Evet, ama bu “her şeyi sıfırlayalım” diyerek olmaz. Yeni bir başlangıç, geçmişi yok saymakla değil; geçmişi doğru yere koymakla olur.


İlk adım, eşinizle suçlamadan, savunmaya geçmeden konuşabilmeniz. Bu konuşmanın içeriği “Sen böyle yaptın” değil, “Biz bu süreçte çok yalnız kaldık” olmalı. Eşinizin yaşadığı güven kırılmalarını, ailesel yalnızlık hissini gerçekten anladığınızı hissetmesi çok önemli. Anlaşılmadan iyileşme olmaz.


İkinci adım, çocuklara yönelik bakış açınızı değiştirmek. Onları “sorunlu” olarak görmek yerine, “Bu çocuklar bir şey anlatmaya çalışıyor” noktasına gelmeniz gerekiyor. Kızınızın bağımlılığı da oğlunuzun isyanı da aslında bir yardım çağrısı. Burada mümkünse profesyonel destek çok kıymetli olur; özellikle aile terapisi ya da ebeveyn danışmanlığı, bu döngüleri kırmakta ciddi fark yaratır.


Üçüncü ve belki de en zor adım, kendi yerinizi yeniden inşa etmek. Siz arada kalan değil, denge kuran kişi olabilirsiniz. Ama bunun için önce kendinize şu izni vermeniz gerekiyor: “Ben her şeyi tek başıma onarmak zorunda değilim.” Babalık da kocalık da kusursuz olmak değildir; duygusal olarak orada olmaktır.


Ailenizi yeniden kazanmak istiyorsanız, önce kendi çekirdek ailenizin içindeki bağı güçlendirmelisiniz. Çocukların gözünde anne-baba aynı duygusal hatta durduğunda, dünya daha güvenli bir yer hâline gelir. Sonrasında geniş aileyle ilişkiler daha sağlıklı zemine oturur.


Son olarak şunu söylemek isterim: Geç kalmış değilsiniz. 50’li yaşlar, birçok insan için farkındalığın arttığı, “Artık böyle gitmesin” dediği bir dönemdir. Bu isteğiniz bile başlı başına çok değerli.


Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru olursa bizlere yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin. Aklına takılanları yorumlarda yazabilirsin. Kendine iyi bakman dileğiyle.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel

💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler

1
Bulut Meditasyonu
Bulut meditasyonu, zihinden geçen düşünceleri yargılamadan fark edip nazikçe bırakmayı öğretir. Düşü...
Meditasyon⏱️ 4 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →
2
Küçük Şükür Molası
Küçük şükür molası, gün içinde minnettar olduğunuz anlara bilinçli şekilde odaklanarak pozitif duygu...
Pozitif Psikoloji⏱️ 3 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular