Eski beni özlüyorum
Merhabalar, daha önce de size yazmıştım. Çok ikna olamadım çünkü yeterince anlatamadığını düşünüyorum. 8 aylık evliyim ve 10 haftalık gebeyim. 41 yaşındayım. Dediğim gibi, ilk duyduğumda sevindim ama sonrasında kabullenemiyorum ve kendimi anne olarak görmüyorum. Psikiyatriye gittim, bağlanmaktan korktuğumu ve güven problemim olduğunu söyledim. Bağımsızlığımı düşkünüm, sanırım bu korkutuyor beni ve evliliğimin bitmesini bile göz önünde bulunduruyorum o derece. 2 defa kürtaj için randevu aldım, gitmedim. Randevu aldığımda kurtulacakmışım gibi seviniyorum. Sanki yokmuş ama gitmeyince randevuya yine karamsarlığa kapılıyorum, kendimi zehirli bir kafeste hissediyorum. Ölecekmişim gibi, geçecek diye düşünüyorum ama geçmiyor, istemiyorum. Sanırım kendimi, yalnızlığı seviyorum. Ne olur, yardımcı olun, kendi eski yalnız beni, hayatımı özlüyorum. Aslında hiç olmasa da olurdu benim için. Hem evlilik, hem de çocuk. Ama dünya öyle bir yer ki istemediğin şeylerin içinde bulabiliyor kendini insan.
Bu soru 6 Nisan 2026 19:21 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Tekrardan merhaba sevgili danışan,
Daha önce yazdığınız soruyu bu kadar detaylandırmanız çok kıymetli, çünkü yaşadığınız süreci şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum. Paylaştıklarınız, içsel olarak ne kadar yoğun ve zor bir yerden geçtiğinizi gösteriyor.
Öncelikle şuradan başlamak isterim; yaşadıklarınız sanki sizin için oldukça hızlı ve üst üste gelmiş gibi görünüyor. 8 ay önce evlilik, şu an 10 haftalık gebelik… Bunların her biri tek başına bile büyük değişimlerken, bu kadar kısa sürede bir araya gelmesi insanın kendini sıkışmış ve kontrolünü kaybetmiş gibi hissetmesine neden olabilir.
“Bağlanmaktan korkuyorum” ve “güven problemim var” demeniz aslında bu sürecin önemli bir anahtarını veriyor. Sanki içinizde bir taraf, hem evlilikte hem de bu gebelikte, bağ kurmanın beraberinde getireceği yükten, sorumluluktan ve belki de kaybetme ihtimalinden sizi korumaya çalışıyor gibi…
Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz de burada çok anlamlı bir yerde duruyor. Çünkü hem evlilik hem de annelik, zihninizde “özgürlüğümü kaybedeceğim”, “artık yalnız olamayacağım”, “hayatım tamamen değişecek” gibi düşüncelerle eşleşiyor olabilir. Bu da sizin için bu süreci bir “zehirli kafes” gibi hissettirebilir. Yani aslında kaçmak istediğiniz şey sadece bebek değil; o bebeğin temsil ettiği değişim, bağlanma ve belki de geri dönüşü olmayan bir hayat algısı olabilir.
İki kez kürtaj randevusu alıp gitmemeniz de çok önemli bir nokta. Bu durum bize şunu gösteriyor: İçinizde iki güçlü taraf var. Bir taraf “kurtulmak istiyorum, özgür olmak istiyorum” diyor, diğer taraf ise “dur, bu kadar hızlı karar verme” diyor.
Bu çelişki aslında kararsızlığınızın değil, bu konunun sizin için ne kadar derin ve anlamlı olduğunun bir göstergesi. Yani bu sadece “istemiyorum”dan ibaret bir durum değil; içinde korku, özlem, bağımsızlık ihtiyacı, belki yalnızlıkla kurduğunuz bağ ve güven meseleleri de var.
“Eski yalnız halimi özlüyorum” demeniz de çok şey anlatıyor. Sanki yalnızlık sizin için sadece bir durum değil, aynı zamanda güvenli bir alan. Kontrolün sizde olduğu, kimseye bağlı olmadığınız, incinme ihtimalinizin daha az olduğu bir yer… Bu yüzden şu an yaşadığınız şey, sadece bir bebeği istememek değil; o güvenli alanı kaybetme korkusu da olabilir.
Burada şunu özellikle söylemek isterim: Karar verme hakkı sizin. Bu sizin hayatınız, sizin bedeniniz ve sizin geleceğiniz. Ama bu kararı verirken, sadece “kaçmak istiyorum” diyen tarafınızla değil, “neden kaçmak istiyorum?” diyen tarafınızla da temas etmeniz çok önemli olabilir.
Belki kendinize şu soruları biraz daha derinlemesine sorabilirsiniz:
- “Bebeği istemiyorum” dediğimde, aslında neyi istemiyorum? Bir bebeği mi, yoksa onunla birlikte gelecek hayat değişimini mi?
- Bu gebelik benim için en çok neyi temsil ediyor? (bağlanmak, sorumluluk, kontrol kaybı, özgürlüğün azalması gibi)
- Bağlanmak benim için ne anlama geliyor? Bağlanırsam neyi kaybedecekmişim gibi hissediyorum?
- “Eski ben” dediğim kişi nasıldı? Onun hangi yönlerini özlüyorum ve kaybetmekten korkuyorum?
- Şu an kararımı daha çok ne yönlendiriyor, Korkularım mı, yoksa gerçekten ne istediğimi bilmek mi?
Burada doğru ya da yanlış bir cevap yok. Ama önemli olan, kararın korkudan mı yoksa gerçekten ne istediğinizi bilerek mi verildiğini fark edebilmek.
Ayrıca şunu da hatırlatmak isterim; annelik doğuştan gelen bir duygu olmak zorunda değildir. Birçok anne adayı, bağ kurmayı zamanla ve deneyimle öğrenir. Şu an hazır hissetmemeniz, asla hazır olamayacağınız anlamına gelmez. Ama bu, mutlaka hazır olmanız gerektiği anlamına da gelmez. Burada belirleyici olan şeylerden biri, sizin ne istediğiniz ve ne kadar destek gördüğünüz olabilir.
Evlilikle ilgili söyledikleriniz de önemli… Sanki orada da kendinizi tam olarak konumlandıramamış, “ben burada neredeyim?” sorusuna net bir cevap bulamamış gibisiniz. Bu da bağımsızlığınızı kaybettiğiniz hissini güçlendiriyor olabilir. Oysa evlilik, bireyselliğin tamamen yok olması demek değildir. Ama sizin deneyiminizde şu an bu şekilde yaşanıyor olabilir.
Bu süreçte bir psikologla ilerlemeniz çok kıymetli olabilir. Çünkü bu sadece bir “karar verme” süreci değil; aynı zamanda bağlanma, güven, kontrol ve kimlik üzerine derin bir keşif süreci gibi görünüyor.
Son olarak şunu söylemek isterim:
Sizde “kaçmak isteyen” bir taraf var, ama aynı zamanda “anlamak isteyen” bir taraf da var. Belki de bu süreçte en çok ihtiyacınız olan şey, kendinizden kaçmak değil; kendinizi biraz daha anlamak.
Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman bana profilimden veya buradan yazabilirsiniz.
Sevgiyle Kalın
Psikolog Ecem Bakıner
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.