Romantik İlişkiler

Eski sevgilime doğum gününde yazmalı mıyım?

Gizli Kullanıcı30 Ocak 2026 21:57

Merhaba, geçmiş bir ilişki durumundan bahsetmek istiyorum. Yaklaşık 3 yıl önce bir sevgilim vardı o zamanlar 21 yaşında falandım üniversite 3. Sınıftayım yani. Sosyal medya aracılığıyla tanıştık ikimizde başka şehirlerdeyiz bambaşka şehirlerde okuyoruz. İlişkimizi 6-7 ay kadar sürdü etkisi hala devam ediyor şöyle ki ben hala onunla eğlendiğim sevildiğim bir ilişkide olmadım sonrası içinde geçerli bu dediğim. Ayrıldıktan bir kaç ay sonra o hayatını birisini aldı inat ettim bende aynı hatayı yaptım baktım onu bitiremiyorum ayrıldım. Benden sonra o da ayrılmış bana mesaj attı helallik almak için o kadar kalbim kırıldı ki dilediği özürle bile kalbimi tamir edemedim ve hakkımı da helal edemedim, etmiyorum da demedim sustum sadece. Şimdi bugün onun doğum günü her sene aklıma gelir bugün onun doğum günü diye ama yazmam kendimden asla taviz vermem. Şuan öyle değil acaba yazsam mı diye düşünmüyor değilim sadece kendi içsel çatışmam mı bilmiyorum bir yanım yaz ne olur diyor diğer yanım ne alaka hala takıntılı gibi herkes kendi yolunda kendi hayatında diyor, ki bu onun da açısından düşündüğüm bir durum. Yazarsam kendimi hatırlatmaya ne gerek var yazmazsam da hiç bir durum değişmeyecek en önemlisi zaten hayatında birisi varsa kesin cevap vermez yazdığımla kalırım. Umarım sizde çabuk dönüş yaparsınız az da olsa kendimi tutarım.

Bu soru 5 Şubat 2026 22:29 tarihinde Uzman Klinik Psikolog GİZEM AKCAN tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Bu noktada durup kendinize dürüstçe bakmak kıymetlidir. Mesaj atma isteği çoğu zaman karşı taraftan gelecek cevaptan çok, içimizdeki belirsizliği azaltma arzusundan doğar. Sessizlik insan zihni için en zorlayıcı durumlardan biridir; çünkü boşlukları genellikle kendi korkularımızla doldururuz. Ancak her mesaj, beraberinde bir beklenti taşır. Beklenti ise karşılanmadığında hayal kırıklığı, değersizlik hissi ve yeniden incinme riskini getirir. Bu yüzden “En kötü ne olur?” sorusu basit ama güçlü bir filtredir. Cevap gelmezse, kısa ve mesafeli bir yanıt alırsanız ya da umduğunuz duyguyu göremezseniz, bununla kalabilecek misiniz? Bu ihtimallere hazır olmadan atılan her adım, yarayı biraz daha derinleştirebilir.

Unutmamak gerekir ki, herkes acıyla aynı olgunlukta ve aynı yöntemlerle baş edemez. Bazı insanlar duygularının içinde kalıp yüzleşmeyi seçerken, bazıları hızla başka bir bağ kurarak dikkatini dağıtmaya çalışır. O kişinin bir başkasına yönelmesi, acısının olmadığı ya da sizin kolayca silindiğiniz anlamına gelmez. Bu, sadece onun kaçınmayı tercih ettiği bir başa çıkma yoludur. Kaçmak iyileşmek değildir; sadece ertelemektir. Fakat bu ertelemenin bedelini kimin ödediği sizin sorumluluğunuz değildir.

Asıl soru şudur: Siz kendinize nasıl davranmak istiyorsunuz? Kendinizi tekrar tekrar aynı belirsizliğin içine atmak mı, yoksa canınızı yakan gerçeği kabul edip sınırlarınızı korumak mı? Bazen en sağlıklı seçim, hiçbir şey yapmamaktır. Mesaj atmamak pasiflik değil, bilinçli bir öz bakımdır. Kendinize verdiğiniz değer, başkasının vereceği cevaptan daha kalıcıdır. İyileşme, karşı taraftan gelecek bir mesajla değil; kendi içinizde kurduğunuz dengeyle başlar.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular