Eski sevgilime olan takıntımdan ve evlilik düşüncelerine olan takıntımdan nasıl kurtulurum?
Ben hayatımda 21 yaşına kadar kimseden hoşlanmadım ya da flört etmedim. Kimse de benden hoşlanmadı.O yüzden çok üzülüyordum kimseyi sevemeyeceğim, zaten çirkin ve kiloluyum, çok soğuğum diye hep kafamın içinde dönen bir şeydi bu.
Kimsenin beni çekici bulabileceğini düşünmezdim. Artık öyle düşünmüyorum çünkü çok değiştim, ama takıntılı düşünceler de şekil değiştirdi.
Sonra ilk sevgilimle tanıştım,3 aylık bir ilişkimiz oldu ve onu çok sevdim ama benim ilişkilerdeki acemiliğim yüzünden sevgimi yeterince gösteremedim, ondan sevgi laflarını duydum ama içime sinmedi, birlikte bazen sıkılıyorduk da. Sonra benden ayrıldı. Kısa bir süre sonra yeni sevgili yaptı.
İnanılmaz üzüldüm, bir daha kimseyle sevgili olamayacağımı düşündüm ve ilk 2 ay üzüntü ile geçti. Yeniden sevmek ve sevilmek için 4 ayda bilmem kaç kişiyle tanışmışımdır ve kendimi bir sevgili bulmaya çok zorladım, kalp kırdım olmayacak kişileri kendime zorladım. Şimdiyse tükenmiş hissediyorum, arkadaşımın bana ayarladığı arkadaşıyla görüştüm ama pek ilgimi çekmedi ve asla ilk sevgilim kadar sevemeyeceğimi hissetmeye başladım. Ya da sevsem bile o gençlik yaşımın geçecek olduğunu düşünmek beni 7/24 geren bir düşünce. Herkesten geri kalmış hissediyorum.
Kendimi zorlamayı bırakıp akışa bırakmak istiyorum, ama her biriyle flörtleşmediğim ya da bu yaşlarımda hiç ciddi ilişkim olmadığını düşündüğüm zaman asla evlenemeyecekmiş gibi hissediyorum. Bu düşünceler beni öyle boğuyor ki hayat kalitemi düşürdü.
Bu soru 5 Şubat 2026 16:10 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Anlattıkların, uzun süre bastırılmış bir korkunun ilk ilişkiyle birlikte görünür hâle gelmesi gibi okunabilir. Yıllarca “kimse beni istemez”, “ben sevilmem” düşüncesiyle yaşadıktan sonra bir ilişki yaşamak, bu inancı tamamen silmez; tam tersine onu başka bir biçimde tetikleyebilir. Şu an yaşadığın takıntı, eski sevgiliden çok daha fazlasıyla ilgili. Daha çok “geri kalıyorum”, “yanlış zamanda yanlış yerdeyim”, “bir daha fırsatım olmayacak” korkusuna tutunuyor gibi.
Zihnin şu anda bazı düşünceleri sürekli tekrar ediyor:
“İlk sevgilimden başkasını bu kadar sevemem.”
“Bu yaşlarda ciddi bir ilişkim yoksa evlenemem.”
“Herkes ilerliyor, ben geride kaldım.”
Bu düşünceler çok ikna edici hissettirebilir çünkü korkuyla besleniyorlar. Ancak hissettirdikleri yoğunluk, onların gerçek olduğu anlamına gelmez. Zihin, belirsizliği sevmez ve geleceği kontrol edebilmek için kesin senaryolar üretir. Senin zihnin de şu an olasılıkları değil, en korkutucu ihtimali merkeze almış durumda.
Eski sevgiline takılı kalman, onu idealize ettiğin için değil; onunla birlikte “gecikmedim”, “normalim”, “seçildim” hissini yaşadığın için olabilir. Şimdi o his kaybolunca, zihin bunu bir alarm gibi algılıyor. Bu nedenle yeni tanıştığın insanlar yeterince “etkileyici” gelmiyor; çünkü mesele onlar değil, içindeki güven ihtiyacı.
Kendini zorlayarak birilerini sevmeye çalışman da çok anlaşılır. Ama sevgi baskıyla ortaya çıkmaz. Aksine, baskı arttıkça beden geri çekilir ve tükenmişlik hissi oluşur. Şu an yaşadığın şey, sevmeyi becerememek değil; kendine nefes alacak alan bırakmamaktır.
Küçük bir egzersiz önereceğim:
Bir kağıda seni en çok boğan düşünceyi yaz. Örneğin:
“Bu yaşlarda ciddi bir ilişkim yoksa evlenemem.”
Altına şu soruları sırayla cevapla:
– Bu düşünce bir gerçek mi, yoksa bir tahmin mi?
– Bu düşünceyi yüzde yüz doğru kabul edersem hayatımda ne değişiyor?
– Bu düşünceye yüzde yüz inanmadığımda nasıl hissediyorum?
– Aynı durumda olan bir arkadaşım olsa ona ne söylerdim?
Son olarak, düşünceyi biraz daha dengeli bir cümleyle yeniden yaz:
“Şu an hayatımda net bir ilişki olmayabilir ama bu, geleceğimin kapandığı anlamına gelmez.”
Bu çalışma düşünceyi yok etmek için değil; onun seni boğacak kadar büyümesini engellemek içindir.
Şunu da söylemek isterim: Hayatın belli bir yaşta “olması gerekenler listesi” yoktur. Zihnin seni başkalarıyla yarıştırdığında, senin yolunu görünmez kılar. Sen şu an geride kalmış değilsin; sadece kendi hızını yeniden ayarlamaya çalışıyorsun.
Akışa bırakmak istediğini söylüyorsun ama zihnin buna izin vermiyor. Belki de ilk adım, ilişkiyi değil; bu sürekli kendini zorlayan iç sesi biraz yavaşlatmak. Sevmek bir yarış değildir ve hayat, tek bir ilişkiyle tanımlanmaz.
Eğer istersen bir sonraki adımda, bu “geri kalma” düşüncesinin nasıl çalıştığını ya da eski sevgilinin zihindeki yerini nasıl küçültebileceğini birlikte ele alabiliriz. Buraya kadar anlattıkların, umutsuzluktan çok anlaşılmak isteyen bir iç ses gibi. İstediğin zaman benimle iletişime geçebilirsin...
-Psikolog Lara Yelda Aktaş
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Bulut Meditasyonu
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.