Evlilikte duygusal mesafe ve yok sayılma
Merhaba, 5 yıllık evliyim . Özellikle son iki yıldır eşim bana karşı çok duyarsız ,ilgisiz , duygularımı yoksayan birine dönüştü. Küsüyor ya da beni üzen bir konuyu konuşmaktan kaçıyor uykusu gelmiş gibi yapıyor.Evliliğimizin ilk iki yılında ,kayınvalidemin beklentisi olduğu için eşimin isteğiyle ben her gün kayınvalidemin evine gidip yemek ve ev işlerini yaptım. Bu süreçte kayınvslidemin hakaretlerine , küçümsemelerine maruz kalfım.Eşimle paylaşınca da "çözümü olmayan şeyler için kendini üzme " dedi. Çocuklarım olduktan sonra yüküm ağır geldiği için sürekli öfkeyle ailesini şikayete başladım.Başlar da gönlümü almaya çalışıyordu.Bu çabası bile beni iyi hissettiriyorsdu.Ancak sonrasında beni görmezden geldi. Bana yüklenilen bu "gelin hizmeti" rolü benden sonra evlenen eltime dayatılmadı.Eşi ona saygı duyduğu için aile de saygı duydu. Benim de aklım başıma geldi ve araya mesafe koydum.Kendimi kullanılmış ve değersiz hissettim.Ve bunu lohusalığımın da verdiği duygusallıktan sürekli dile getirdim. Aertık benimle sohbet etmekten kaçıyor. Kendisiyle ilgili özel şeyleri Ailesine anlatıyor. Hatta ailenin gelini olmama rağmen hiç bir ailevi konu benim yanımda konuşulmuyor.Ve en yıkıcı tarafı da ben o ortamda odaya girdiğimde "konuyu kapatın "diye uyaran benim eşim oluyor . Ama bunun benim için ne kadar üzücü olduğunu beni anlamayacağı için yine konuşamadım. Duygusal tatmin olmadan evlilik sürdürülebilir mi?
Bu soru 23 Ocak 2026 09:41 tarihinde Klinik Psikolog Şevval Kurnaz Ünyılmaz tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhabalar, öncelikle hoşgeldin.
Yaşadıkların o kadar derin bir yalnızlık ve adaletsizlik hissi barındırıyor ki, kendinizi neden bu kadar değersiz ve dışlanmış hissettiğinizi anlamak hiç de zor değil. 5 yıllık emeğinizin, özellikle de ilk iki yıl verdiğiniz o ağır gelin hizmeti mücadelesinin ardından, bugün eşiniz tarafından kapı dışı bırakılmış gibi hissetmeniz ruhunuzda çok ağır bir yara açmış. Aslında burada çok net bir rol adaletsizliği ve duygusal ihmal döngüsü görüyoruz.
Eşinize ailesini, eltinizi veya geçmişteki o hizmetçi rolünüzü hatırlatmayı tamamen bırakın. Siz şikayet ettikçe eşiniz sizi huzursuzluk çıkaran kişi olarak kodluyor ve ailesine daha çok sığınıyor. Bu şikayet döngüsünü kırdığınızda, eşinizin size karşı ördüğü o savunma duvarı (uykusu gelmiş gibi yapma, kaçma) zamanla sarsılmaya başlayacaktır.
Odaya girdiğinizde konunun kapatılması gibi bir durumla karşılaştığınızda, o an öfkeyle çıkışmak yerine, daha sonra eşinizle yalnız kaldığınızda sakin ama net bir duruş sergileyin: "Az önce odaya girdiğimde konunun kapatılması beni bu evde bir eş değil de bir casus gibi hissettirdi. Bu durum onurumu kırıyor. Seninle aramdaki bu uçurum beni çok yoruyor," deyin ve cevap beklemeden odadan çıkın. Tartışmaya girmeyin, sadece duygunuzu oraya bırakın.
Duygusal tatmini sadece eşinizden beklemek şu an sizi hayal kırıklığına uğratıyor. Odağınızı eşinizden çekip kendi sosyal çevrenize, çocuklarınızla olan bağınıza veya size iyi gelen bir uğraşa verin. Siz kendi hayatınızda mutlu ve eşinizden bağımsız bir alan yarattığınızda o sizi merak etmeye başlayacaktır.
Aile toplantılarında artık bir hizmetli gibi değil, bir misafir gibi davranın. Kimseyle kavga etmeyin ama aşırı samimiyetten ve kendinizi kullandırmaktan da kaçının. Saygılı ama mesafeli bir duruş, size yapılan saygısızlıkların önündeki en büyük kalkandır.
Bu evlilikte duygusal tatminin yeniden oluşması için eşinizin bu duvar örme davranışının profesyonel bir ortamda ele alınması gerekiyor. Ona, "Evliliğimizin bu hali beni mutsuz ediyor ve ben bu mutsuzlukla yaşlanmak istemiyorum. Bir uzmandan destek almamız artık bizim için bir tercih değil, zorunluluk," diyerek ciddiyetinizi koyun.
Duygusal tatmin olmayan bir evlilik, zamanla ruhu kurutur. Ancak siz kendi değerinizi eşinizin davranışlarından bağımsız bir şekilde inşa etmeye başladığınızda, dengeler değişmek zorunda kalacaktır.
Daha fazla soru sormak istersen ve destek almak istersen benimle iletişime geçebilirsin.
Sevgilerle
Uzm. Klinik Psikolog Şevval KURNAZ ÜNYILMAZ
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.