Aile

Evliliqim alarm veriyor

Gizli Kullanıcı26 Eylül 2026 14:31
19 yıllık evliyim 40 yaşındayım 14 ve 18 yasinda 2 çocuk annesiyim hep sorunlu bir evlilikti eşim benimle iyiyken yanımda ama kotuyken hiç hayatımda olmaz bu yaz o kadar üzdü ki beni asla atlatamiyorum geçen senem çok sıkıntılı geçmişti bu yaz bana 1 haftalık qezme izni verdi bende beni anlamaya basladiqini ve artık duzelmeye basladigina inanarak dua bile etmeye başlamıştım ama eve qelince bütün yazı burnumdan fitil fitil getirdi aylarca uzak durdu küstü kardeşlerime yaptiqimiz 3 qunluk tatili canim istemiyor zaten ben bunları hiç memnun edemedimki diye kardeşime ve eşine şikayet ederek sonlandirdi halbuki ben küçücük şeylere sevinen bir insanım daha bunun gibi bir sürü kötü olaylar yasadim yıllarca sorunlarımızı çözmek için çok konuştuk hatta sabahlara kadar konuştuk ama hiç bir şey değişmedi yıllarca şiddet qordum sonra psikolojik şiddete dönüştü hiç bir zaman eşime olan qorevlerimi aksatmadim evim yemeqin çamaşırın ürün hep dortdortluk oldu ama yılların sonunda şikayet edilen ben oldum hep aylarca küstu ben toparladım aylarca uzak durdu ben toparladım ama artık toparlayamiyorum eşimle hiç konuşamıyorum aqzimdan kelime cikmiyor tam tersi şimdi o toparlamaya konuşmaya çalışıyor ama ben tek kelime edemiyorum sadece ağlıyorum tek hissettiğim derin bir yalnızlık çaresizlik ve sevgisizlik..kpss sınavına çalışıyorum belki mesleğim olur para kazanırsam daha değerli olurum belki

Bu soru 26 Eylül 2026 19:34 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan, yazdıklarınızı okurken ne kadar uzun zamandır çok ağır bir yük taşıdığınızı ve artık ne kadar yorulduğunuzu hissedebiliyorum. Yıllarca bir şeyleri düzeltmeye, toparlamaya, konuşmaya ve yeniden yoluna koymaya çalışmışsınız. Bütün bunların sonunda kendinizi hâlâ anlaşılmamış, yalnız ve sevgisiz hissetmeniz gerçekten çok incitici.


Yazdıklarınızda özellikle “ben toparladım, ben konuştum, ben çözmeye çalıştım” ifadeleriniz dikkatimi çekti. Sanki uzun zamandır yalnızca eşinizle bir ilişki yaşamamış, aynı zamanda o ilişkinin devam edebilmesi için sürekli çaba gösteren taraf olmuşsunuz. Eşiniz küstüğünde siz yaklaşmışsınız, uzaklaştığında siz yeniden bağ kurmaya çalışmışsınız. Sorun olduğunda konuşmuş, çözmeye çalışmış, sabahlara kadar anlatmışsınız. Bir yandan da evinizin, çocuklarınızın ve günlük hayatın sorumluluklarını taşımışsınız.


Belki de zamanla, ilişkinizde bir şeyler yolunda gitmediğinde ilk baktığınız yer kendiniz olmaya başlamış olabilir: “Acaba ben neyi eksik yaptım?”, “Neyi farklı yapsaydım böyle olmazdı?”, “Nasıl toparlayabilirim?” gibi… Oysa bir ilişkinin bütün sorumluluğunun tek bir kişide olması mümkün değil.


Özellikle yıllarca şiddet gördüğünüzü söylemeniz üzerinde ayrıca durmamız gereken bir konu. Şiddetin hiçbir biçimi kabul edilebilir değildir ve yaşanan şiddetin sorumluluğu sizin davranışlarınıza ait değildir. Eğer fiziksel şiddet bugün de devam ediyorsa, tehdit, korkutma ya da kendinizi güvende hissetmediğiniz herhangi bir durum varsa bunu lütfen benimle paylaşın. Çünkü böyle bir durumda önceliğimiz sizin güvenliğiniz olmalı.


Şimdi eşiniz konuşmaya ve toparlamaya çalışırken sizin ağlamaktan başka bir şey yapamamanız da anlaşılır geliyor. Belki içinizde uzun zamandır söylenmeyi bekleyen çok fazla şey var. Belki de o kadar çok kez anlatmaya ve çözmeye çalıştınız ki, artık yeniden konuşmaya gücünüz kalmadı. Bazen insanın söyleyecek çok şeyi olur ama yaşadığı kırgınlık ve yorgunluk kelimelerin önüne geçer. Geriye yalnızca ağlamak kalabilir.


Bu yaz yaşadığınız hayal kırıklığının da bu nedenle yalnızca bu yazla sınırlı olmadığını düşünüyorum. O bir haftalık izin sizin için belki küçük ama çok kıymetli bir umut olmuş. “Galiba beni anlamaya başladı, belki artık bir şeyler değişecek” diye düşünmüşsünüz. Hatta yeniden dua etmeye başlamışsınız. Sonrasında yine uzaklık, küslük ve kırgınlık yaşayınca, belki yalnızca bugünkü olayları değil, yıllardır taşıdığınız bütün hayal kırıklıklarını da yeniden hissettiniz. Bir insanın yeniden umutlandıktan sonra aynı yerden incinmesi gerçekten çok yorucu olabilir.


Bir de “KPSS'ye çalışıyorum, belki mesleğim olur, para kazanırsam daha değerli olurum” cümleniz aklımda kaldı. Burada sanki KPSS sizin için yalnızca bir sınav değilmiş gibi geliyor bana. Belki kendi emeğinizle bir meslek edinmek, kendi paranızı kazanmak, bir şeyleri kendi başınıza başarabildiğinizi görmek ve hayatınızda size ait bir alan oluşturmak istiyorsunuz. Yıllarca eşiniz, çocuklarınız ve eviniz için çaba göstermişken, şimdi ilk kez biraz da kendiniz için bir şey kurmaya çalışıyor olabilirsiniz.


Ve belki de bu nedenle KPSS'ye dair umudunuzu korumanızı çok isterim. Çünkü bu sınav yalnızca “para kazanacağım” demek değil. Belki aynı zamanda “Benim de hayallerim var. Benim de istediğim bir hayat olabilir. Ben sadece eş, anne ve evin sorumluluğunu taşıyan kişi değilim; benim de kendime ait bir hayatım var.” diyebilmenin küçük bir adımı.


Bazen insan uzun süre kendisine “sen yetmiyorsun” hissettiren bir ilişkinin içinde kaldığında, değerini yeniden kanıtlamaya ihtiyaç duyabiliyor. Belki siz de “mesleğim olursa, para kazanırsam, bir şeyleri başarırsam ben de değerli olurum” diye düşünmeye başladınız. Ama burada sizinle birlikte ayırmak istediğim bir şey var: Meslek sahibi olmak ve ekonomik olarak güçlenmek sizin için çok kıymetli olabilir; fakat siz zaten olduğunuz halinizle bile çok değerlisiniz. 


O yüzden KPSS'ye çalışırken kendinize “Bunu kazanmak zorundayım, ancak o zaman değerli olacağım” diye yüklenmek yerine, belki “Kendim için bir ihtimal yaratıyorum. Kendime ait bir gelecek için küçük bir adım atıyorum.” diyebilirsiniz.


Üstelik şu an yaşadığınız bütün bu duyguların içinde ders çalışmaya devam etmeye çalışmanız bile kolay değil. Bazı günler zihniniz yaşadıklarınıza takılabilir, bazı günler çalışmak çok zor gelebilir. Böyle zamanlarda kendinize kızmak yerine biraz anlayış göstermeniz önemli. Her gün aynı güçte olmak zorunda değilsiniz. Bazen yalnızca masanın başına oturup birkaç soru çözmek bile “Ben hâlâ kendim için bir şey yapıyorum” demenin bir yolu olabilir.


Belki şimdiye kadar çok uzun süre “Eşimi nasıl mutlu ederim?”, “Evliliğimi nasıl düzeltirim?”, “Neyi eksik yaptım?” diye düşündünüz. Şimdi yavaş yavaş başka sorulara da yer açabiliriz: “Ben ne istiyorum?”, “Ben nasıl bir hayatın içinde kendimi iyi hissederdim?”, “Bunca yıl kendimden neleri erteledim?”


Şu anda eşinizle hemen konuşmak, her şeyi açıklamak ya da evliliğinizle ilgili bir karar vermek zorunda değilsiniz. Önce sizin yaşadıklarınıza biraz alan açalım. Uzun zamandır herkesi ve her şeyi toparlayan taraf olmuşsunuz. Belki bu kez biraz da sizin nasıl olduğunuzun, ne hissettiğinizin ve neye ihtiyacınız olduğunun konuşulmasına izin verebiliriz.


Tekrar konuşmak veya içinizden geçenleri paylaşmak istediğinizde buradayım.


Sevgiyle kalın,

Psikolog Ecem Bakıner


Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular