Fazla sosyalleşip kendinden uzaklaşmak
Merhabalar ben yakın zamanda hayatımdan 2 kişiyi cikardim öyle gerekti ama yakın olduğum insanlardı biri arkadaşım diğeri de sevgilimdi pişman değilim çünkü kendime olan saygımdan bunu yapmam gerekti ben öncesi de psikolojiyle ilgilenen kendi kişisel gelişimiyle ilgilenen biriydim bu aralar baya bi uzaklaştığımı hissettim yanii yazmaya ara verdim duygularımı açtığım yazıları yazmıyorum artık eskisi gibi kendime zaman ayırmıyorum kendimi mutlu edecek ufak şeyler yapıyorum ama eskiden daha fazlaydı bu daha çok arkadaşlarımla görüşüp konuşuyorum neredeyse buluşma planlarının hepsini ben ayarlıyorum evde de mutlu değilim aslında ondan da olabilir mükemmeliyetçi bir ailede olmak maalesef ki bazen de kaçmayı gerektiriyor ama kendimden mi kaçıyorum onlardan mı bilmiyorum ya da yalnız olmadığımı kendime kanıtlama çabası mi dışari çıkınca da bazen keşke çıkmasaydım oluyor ben kendim gibi davranıyorum evet sınırlarımı hala net bir şekilde belli edebiliyorum öz Şefkat işinde de iyiyim ama daha çok kendimle zaman geçirmek istiyorum
Bu soru 31 Temmuz 2025 17:44 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Anlattıklarınızı büyük bir dikkatle okudum ve yaşadığınız duyguların oldukça tanıdık olduğunu söyleyebilirim. Bir yandan hayatınızda kendi sınırlarınızı koruyabilmiş olmanız, kendinize olan saygınızı gösteriyor; bu çok değerli bir adım. Arkadaşınızı ve sevgilinizi hayatınızdan çıkarmak kolay bir karar değil ama bunu yaparken “kendi iyiliğim için gerekliydi” diyebilmiş olmanız, aslında güçlü bir farkındalığa sahip olduğunuzu gösteriyor. Öte yandan, bu değişimden sonra kendinizi biraz “kendinizden uzaklaşmış” hissetmeniz çok doğal. Çünkü hayatımızdaki insanlarla bağlarımız değiştiğinde, biz de kendi rutinlerimizi, alışkanlıklarımızı ve hatta kendimizle olan ilişkimize dair bazı şeyleri yeniden sorgularız.
Duygularınızı aktarış biçiminiz, aslında kendinizi tanıma yolunda önemli bir farkındalığınız olduğunu gösteriyor. “Eskisi kadar kendime vakit ayırmıyorum, yazmayı bıraktım, duygularımı açmıyorum” derken, kendinizle olan o derin bağın bir süreliğine zayıfladığını fark etmişsiniz. İnsan bazen, özellikle de bir kayıp ya da değişim sürecinden sonra, kendisiyle baş başa kalmakta zorlanabilir ve sosyal ortamlara yönelerek bu boşluğu doldurmaya çalışabilir. Bu, bir kaçış gibi görünse de aslında kendinizi koruma ve yalnız hissetmeme çabanızın bir yansımasıdır. Ancak yazdıklarınızdan, dışarı çıktığınızda zaman zaman “keşke çıkmasaydım” diye hissettiğiniz, yani sosyal ortamın da her zaman iç huzur getirmediği anlaşılıyor.
Burada önemli olan, sizin kendi özünüzle bağlantıda kalma ihtiyacınız. Çünkü anlattıklarınızda, yazmak, kendinize küçük mutluluklar yaratmak ve kendi gelişiminize yatırım yapmak size iyi gelen alanlar olmuş. Şimdi ise daha çok sosyal çevreye yöneldiğiniz için, bu “içsel beslenme” kısmı biraz ihmal edilmiş gibi görünüyor. Kendinize şunu sorabilirsiniz: “Sosyal ortamlara gitmek bana gerçekten iyi geliyor mu, yoksa yalnız olmadığımı kendime kanıtlamanın bir yolu mu?” Bu sorunun cevabı, hangi adımları atmanız gerektiğini daha netleştirecektir.
Kendi içinize dönmek ve tekrar dengeyi kurmak için birkaç olasılık var. Öncelikle, sosyal hayatınızı tamamen bırakmak yerine, daha seçici ve dengeli bir şekilde sosyalleşmek işe yarayabilir. Örneğin, haftada belli günleri sadece kendinize ayırabilir ve bu günlerde yazı yazmak, meditasyon yapmak, kısa yürüyüşler gibi size iyi gelen küçük rutinler oluşturabilirsiniz. Diğer günlerde ise sosyal ortamlara katılabilir, böylece hem yalnızlığın getirdiği dinginliği hem de sosyal bağların getirdiği desteği aynı anda yaşayabilirsiniz.
İkinci olarak, kendinizle yeniden bağ kurma yollarını hatırlayın. Daha önce duygularınızı yazıya dökmenin size iyi geldiğini söylemişsiniz. Belki kısa kısa da olsa yazmaya geri dönmek, hislerinizi kağıda aktarmak, kendinizle aranızdaki o bağı güçlendirecektir. Öz şefkat konusundaki farkındalığınız çok değerli; bunu günlük hayatta kendinize küçük hatırlatmalarla pekiştirebilirsiniz. Örneğin, “Şu an böyle hissetmem normal, çünkü zor bir dönemden geçiyorum” gibi cümleler, kendinizi yargılamadan kabul etmenizi kolaylaştırır.
Bir diğer önemli nokta da, ailenizle olan ilişkiniz. Mükemmeliyetçi bir ailede büyümenin yarattığı baskı, zaman zaman sizi sosyal ortamlara yönlendirse de, asıl ihtiyacınızın ne olduğuna dikkat etmek önemli. Eğer sosyal ortamlara çıkarken aslında “evin ağırlığından kaçmak” gibi bir motivasyonunuz varsa, bu duyguyu fark etmek ve belki de ev içinde kendinize küçük, güvenli alanlar yaratmak iyi gelebilir. Bu, odanızda kendinize özel bir köşe yapmak, sevdiğiniz müziklerle vakit geçirmek veya kısa süreli meditasyonlar yapmak kadar basit olabilir.
Tüm bu süreçte şunu bilmelisiniz: Kendinizle zaman geçirmek, kendinizi yeniden tanımak ve özünüze dönmek bir süreçtir. Bu süreçte iniş çıkışlar yaşamanız, bazen sosyal olmak isteyip bazen keşke evde kalsaydım demeniz çok normal. Önemli olan, her iki tarafı da dengelemeyi öğrenmek ve kendi merkezinizde kalabilmektir.
Eğer bu duygusal dalgalanmalar uzun sürerse, kendinizi çok kaybolmuş hisseder veya motivasyonunuzu toparlamakta zorlanırsanız, bir psikologla görüşmek bu süreci çok daha kolaylaştırabilir. Özellikle ergenlikten genç yetişkinliğe geçiş döneminde, kimlik, sosyal ilişkiler ve aile ile ilgili bu tarz karmaşalar çok sık yaşanır. Profesyonel destek almak, duygularınızı anlamlandırmanıza ve iç dengenizi daha hızlı kurmanıza yardımcı olur.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğiniz farklı bir soru veya aklınıza takılanları yeni bir soru oluşturarak bizlere iletebilirsiniz.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel