Geçmeyen ayrılık acısıyla baş etmek?
Bir dönem birbirimizi çok sevdiğimiz bir kız arkadaşım vardı. Onun bana ilgisiyle romantik ilişkiye başlamıştık. Benimle evlenmek bile istiyordu. Sonra bir gün hiçbir açıklama yapmadan beni terk etti. Birkaç gün öncesinde ben ilişki insanı değilim diye bu sinyali vermişti ama yine de nedenini anlayamadım. Bir de ailesinde ciddi sağlık sorunları olduğunu şuan ilişkiye odaklanamadigini söyledi. Ben ona hep destek olacağımı kötü gününde de onunla olmak istediğimi söyledim ama nafile. Artık iltifatlarimi bile sevmiyordu sevgi sözcüklerini çok kullaniyosun ben istemiyorum arıyorsun bunalıyorum dedi. Aylar sonra öğrendim ki bir sebep daha varmış. Ben üniversiteyi ilk kazandığımda Instagramdan takipci kasıyordum ama sonra Instagram hesabıma girmeyi bıraktım ara verdim. Kız bana Instagramimi sormuştu kullanmıyorum demiştim gerçekten de hesaba girmiyordum. Meğerse ben onunla tanışmadan önce bilmeden onun oda arkadaşına istek atmışım hesap açık olunca istek görünmüş. Soğuma sebeplerinden biri buymuş baştan beri biliyormuş. Sonrasında çok dil döktüm yalvardım geçenlerde özür dilerim ama ben aşk insanı değilim kısa sürede aşık olacağını da düşünmemiştim dedi. Arkasından ağladığıma inanamadı niye ağlıyorsun dedi ona yazdığım bir şiiri attım beğendi ama geri dönmedi. Doğum gününde hediye yolladım geri çevirdi. Şimdi halen fakültede görüyorum yüreğim burkuluyor. Napıyosun derslerin nasıl diyorum hiç yüzüme bakmadan tek kelimeyle gecistiriyor. Bense çöktüm bir yıl oldu unutamadım halen ağlıyorum geceleri duvarlar üstüme geliyor. Onunla kurduğumuz hayaller aklımdan çıkmıyor. Bazen 24 saat boyunca yemek yiyemiyorum haftalarca tırnaklarımı kesmeye bile üşeniyorum. Yürüyen ruh gibiyim. Kalbim paramparça. Alexander Graham Bell'in Alo dediği sevgilisinin ömür boyu geri dönmesini beklediği gibi hüzünlü bir ümit taşıyorum. Okul bittikten sonra farklı şehirlere gittiğimizde nasıl bir acı çekeceğimi hayal bile edemiyorum. Yaşlıyken bile olsa bir gün çıkıp gelmesini geri dönmesini temenni ediyorum. Sizce ayrılıkta kim hangi yönlerden kusurlu ve ben bu acıyla nasıl baş ederim?
Bu soru 7 Şubat 2026 17:24 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yazdıkların, geçmişte yaşanmış bir ayrılıktan çok; hâlâ içinde sürdürülen bir bağa işaret ediyor. Bu yüzden acının geçmemesi zayıflık değil, yasın tamamlanamamış olmasıyla ilgili.
Yaşadığın şey sıradan bir ayrılık acısı değil. Bu; ani, açıklaması eksik, temasın kesildiği ama görüntünün devam ettiği bir kopuş. Zihin böyle ayrılıkları “bitmiş” olarak kaydedemez. Çünkü net bir veda yoktur, karşılıklı bir anlamlandırma yapılmamıştır. Bu durumda kişi hâlâ ihtimallerle yaşar.
Bu ilişkide senin tarafında yoğun bir bağlanma, umut ve sorumluluk alma hali varken; karşı tarafta kararsızlık, geri çekilme ve duygusal mesafe var. Bu bir kim haklı meselesi değil. Ancak şunu görmek gerekir: Bir ilişkide bir taraf bağ kurmaya çalışırken diğer taraf bağdan kaçıyorsa, yük eşit dağılmaz. Sen daha çok taşıdığın için daha çok acıyor.
Instagram meselesi tek başına belirleyici bir neden gibi durmuyor. Daha çok, zaten geri çekilmeye başlayan birinin tutunabileceği bir gerekçe işlevi görmüş gibi. İlişkiler çoğu zaman tek bir olay yüzünden bitmez; bir olay, bitmeye hazır bir bağın bahanesi olur. Bu nedenle kendini “oradan kaybettim” diye suçlaman, gerçeği olduğundan ağırlaştırıyor.
Seni şu an en çok yoran düşünce büyük ihtimalle şu: “Belki bir gün döner.” Bu düşünce iyileştirmiyor, hayatını askıya alıyor. Yasın ilerleyebilmesi için zihnin şu bilgiyi alması gerekir: Bu ilişki, benim istediğim biçimde devam etmeyecek. Bu bir vazgeçiş değil; kendini geri alma sürecidir.
Onu fakültede görmek, mesajlarına tek kelimelik cevaplar almak, temasın tamamen kesilmemesi iyileştirici değil; yarayı açık tutan küçük temaslardır. Bu yüzden acı taze kalıyor, beden tepkiler vermeye başlıyor. İştahsızlık, donukluk, öz bakımda azalma psikolojik olarak donakalma tepkisinin işaretleridir. Bunlar güçsüzlük değil, aşırı yük altında verilen doğal tepkilerdir.
Bu noktadan sonra birkaç somut yön belirlemek mümkün. Öncelikle kimin hangi yönden kusurlu olduğuna odaklanmak, kontrol hissi verir ama iyileştirmez. Bazı ilişkiler doğru niyetle ve emekle kurulsa bile yürümüyor. Bu senin değerini tanımlamaz.
İkinci olarak umutla yas arasındaki farkı netleştirmek gerekir. Umut aktifken yas ilerleyemez. Şu an iyileşmek için ihtiyacın olan şey ihtimaller değil, gerçeğin yavaş yavaş kabul edilmesidir.
Üçüncü olarak temasın bilinçli biçimde azaltılması önemlidir. Bu bir ceza ya da kaçış değil; psikolojik bir sınırdır. Zihnin iyileşebilmesi için sürekli tetiklenmediği bir alana ihtiyacı vardır.
Bu sürece eşlik edebilecek küçük bir egzersiz önermek isterim. Bir kâğıda şu cümleyi yaz ve tamamla: “Bu ilişkide en çok kaybettiğim şey … oldu.” Ardından ikinci bir cümle yaz: “Bu ilişki bana şunu öğretti …” Bunu yazarken rahatlamayı değil, netleşmeyi hedefle. Bu çalışmayı birkaç gün arayla tekrar ettiğinde cümlelerinin değiştiğini fark edebilirsin. Yas çoğu zaman tam olarak burada hareket eder.
Şu alıntıyla bitirmek isterim:
''İnsan, kendisini seçmeyen birine tutunmaktan vazgeçtiği gün iyileşmeye başlar.'' Jean-Paul Sartre
Şu an yaşadığın yorgunluk, iyileşmenin eşiğinde olmanın işaretidir. Acı geçmedi diye kendini yargılama. Doğru yerden tutulduğunda bu acı seni kırmaz; seni derinleştirir.
Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde ulaşabilirsin, sevgiler...
Psikolog Lara Yelda Aktaş
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.