Aile

Hamileliği istemiyorum

Gizli Kullanıcı26 Şubat 2026 08:46

Merhaba 6 yaşında bir kızım var şimdi tekrar 11 haftalık hamileyim aslında isteyerek olan birşeydi ama hamile kaldıktan sonra bana çok zor geldi yaşadığım şeyleri unutmuşum bebeği doğurmak hiç istemiyorum kızıma haksızlık olacak gibi geliyor kızımla yapacak çok hayallerimiz vardı ama eşim aldırmama asla izin vermedi çok mutsuz bir hamilelik yaşıyorum eşime aldırmak istediğimi 6. Haftadan beri söylüyorum bebeği kabullenemiyorum ne yapmalıyım

Bu soru 26 Şubat 2026 13:05 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Yazdıklarını dikkatle okudum. Bir yanın bu gebeliğin planlı olduğunu biliyor, diğer yanın ise şu an yoğun bir reddediş, korku ve suçluluk yaşıyor. “Kızıma haksızlık olacak”, “Bebeği kabullenemiyorum”, “Çok mutsuz bir hamilelik yaşıyorum” cümleleri aslında ciddi bir duygusal yük taşıdığını gösteriyor. Öncelikle şunu söylemem gerekiyor: Hamile kaldıktan sonra duyguların değişmesi sandığından çok daha yaygın bir durumdur. Planlı gebeliklerde bile kadınların önemli bir kısmı ilk trimesterde (özellikle 6-12 hafta arası) pişmanlık, panik, kaçma isteği ve yoğun ambivalans yaşayabilir. Bunun bir kısmı hormonal değişimlerle ilgilidir; progesteron ve östrojen dalgalanmaları duygu durumunu ciddi etkiler. Ama sadece hormon değil; kimlik, anne rolü, mevcut çocuğa bağlılık ve hayat düzeninin değişecek olması da psikolojik zemini etkiler.


Şu an yaşadığın şeyin adı çoğu zaman gebelik ambivalansıdır. Yani aynı anda hem isteme hem istememe hali. Bu durum seni “kötü anne” yapmaz. Özellikle 6 yaşında bir çocuğun varken, onunla kurduğun düzeni ve hayalleri koruma isteğin çok doğal. İlk çocuğa duyulan bağlılık, ikinci gebelikte “onun yerini bölüyor muyum?” korkusunu tetikleyebilir. Birçok anne ikinci gebelikte ilk çocuğuna ihanet ediyormuş gibi hisseder. Bu duygu genellikle doğumdan sonra azalır; çünkü sevgi bölünmez, genişler. Ama şu an bunu hissetmiyor olman seni suçlu yapmaz.


Burada önemli olan birkaç başlık var. Birincisi, bu gebeliği istememe duygun geçici bir panik mi yoksa derin ve kalıcı bir reddediş mi? İkincisi, eşinin “asla izin vermemesi” ifadesi çok kritik. Çünkü gebelik kadının bedeni üzerinden ilerleyen bir süreçtir ve nihai karar hukuki ve etik olarak kadına aittir. Eş desteği çok önemlidir ama zorlanma ya da baskı altında alınan kararlar uzun vadede evlilikte kırılma yaratabilir. Eğer kendini karar verme hakkı elinden alınmış gibi hissediyorsan, bu duygunun ayrıca ele alınması gerekir.


Bütüncül açıdan baktığımızda üç alanı değerlendirmek önemli:


İlki: Sürekli mutsuzluk, ağlama, umutsuzluk, bebeğe karşı yoğun yabancılaşma varsa prenatal depresyon ihtimali değerlendirilmelidir. Bu durum tedavi edilebilir. Bir kadın doğum uzmanı ve psikiyatri desteği almak çok faydalı olabilir.


İkincisi: Kürtaj konusu bulunduğun ülkedeki yasal haftaya bağlıdır (11 haftadasın ve bu zaman açısından kritik bir dönem). Karar verirken panik değil, netlik önemli. Kendine şu soruları yazılı cevapla:

Eğer bu bebeği doğurursam 5 yıl sonra kendimi nasıl hissederim?

Eğer aldırırsam 5 yıl sonra kendimi nasıl hissederim?

Bu kararı korkudan mı yoksa net istememekten mi veriyorum?


Sonuncusu: Eşinle bu konuyu bir uzman eşliğinde konuşman çok değerli olur. Çünkü “izin vermiyor” cümlesi eşit bir karar alanı olmadığını düşündürüyor. Çift danışmanlığı burada çok işlevsel olabilir.


Şunu da bilmeni isterim: Hamileliğin ilk aylarında bebeği kabullenememek çok sık görülür. Bazı kadınlar bağ kurmayı kalp atışını duyduktan sonra, bazıları hareketleri hissedince, bazıları doğumdan sonra yaşar. Bağ kuramıyorum demek bağ kuramayacağın anlamına gelmez. Ama yoğun reddediş devam ederse profesyonel destek şarttır.


Ölüm düşüncesi, kendine zarar verme isteği gibi durumlar varsa hiç beklemeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalısın. Gebelikte ruh sağlığı desteği almak hem anne hem bebek için koruyucudur.


Sana sakin ama önemli bir soru bırakacağım: Eğer eşin “Karar senin, ben yanında olurum” deseydi, içindeki duygu değişir miydi? Yoksa yine de doğurmak istemez miydin? Bu sorunun cevabı, yaşadığın yükün ne kadarının gebeliğe ne kadarının baskıya ait olduğunu gösterebilir. Burada doğru ya da yanlış yok; önemli olan senin ruh sağlığın ve bilinçli bir karar vermen. Yalnız değilsin ve bu kararı destekle almak mümkün.


Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru olursa bizlere yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin. Aklına takılanları yorumlarda yazabilirsin. Kendine iyi bakman dileğiyle.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel

💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler

1
4-7-8 Nefes Tekniği
4-7-8 nefes tekniği, bedenin doğal gevşeme tepkisini harekete geçirerek stresi azaltan, uykuya geçiş...
Nefes Egzersizleri⏱️ 3 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →
2
Bulut Meditasyonu
Bulut meditasyonu, zihinden geçen düşünceleri yargılamadan fark edip nazikçe bırakmayı öğretir. Düşü...
Meditasyon⏱️ 4 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

Bebeği aldırmayı çok istedim ama bu sefer günah olması bu yaptığımın ilerde kızımdan benden ve ya eşimden çıkar diye düşüncesi beni çok yordu eşim eğer aldır deseydi gerçekten aldırırmıyım bu düşüncemden dolayı cevabımı yine etkiliyor

26 Şubat 2026 17:41
Psk. Betül Canbel

Merhaba sevgili danışan, Şu an zihninin içinde iki güçlü duygu çarpışıyor: Bir yanda “Doğurmak istemiyorum” diyen yorgun bir tarafın, diğer yanda “Ya günahsa, ya ileride başıma bir şey gelirse?” diye korkan tarafın. Bu ikinci ses çoğu zaman vicdandan çok korkuyla beslenir. Özellikle dini ve kültürel inançlarla büyüyen kadınlarda kürtaj kararında “cezalandırılır mıyım?”, “Allah benden çıkarır mı?”, “Kızımdan çıkar mı?” gibi düşünceler çok yaygındır. Bu düşünceler otomatik gelir ve kaygıyı büyütür. Burada önemli olan şu: Bir kararın ahlaki boyutunu korku üzerinden değil, bilinç ve değerler üzerinden değerlendirmek gerekir. “Başımıza bir şey gelir mi?” düşüncesi aslında büyüsel bir kaygı örüntüsüdür. Yani zihin, belirsizliği kontrol etmek için sebep-sonuç bağı kurmaya çalışır. Oysa hayatta yaşanan iyi ya da kötü olaylar tek bir karara bağlanmaz. Senin bugün verdiğin bir kararın ilerde “ceza” olarak döneceğine dair bilimsel ya da psikolojik bir gerçeklik yok. Bu, kaygının dili. Şu soruyu kendine dürüstçe sor: Eğer “günah” korkusu olmasaydı, kalbin hangi karara daha yakındı? Ve tam tersi, eğer eş baskısı olmasaydı? Çünkü senin kafanı en çok karıştıran şey, kararın tamamen sana ait hissedilmemesi. Bir yanın istemiyor, bir yanın korkuyor, bir yanın da eşinin tavrına göre pozisyon alıyor. Bu da seni içsel olarak bölüyor. Unutma, istemediğin bir gebeliği sürdürmek de, sonlandırmak da psikolojik etkiler yaratabilir. Önemli olan, kararın senin bilinçli tercihin olması. Korkudan verilmiş bir karar ileride pişmanlık doğurabilir; ama değerlerinle uyumlu verilmiş bir karar daha sağlıklı sindirilir. Bu süreçte tek başına kalmaman çok önemli. Bir kadın doğum uzmanı ve ruh sağlığı uzmanıyla yüz yüze görüşmeni öneririm. Burada yeni bir soru açarak devam edebilirsin. Şu an kafanın karışık olması seni kötü bir anne yapmaz. Sen sadece çok zor bir kararın ortasındasın. Sevgiler, Psikolog Betül Canbel

26 Şubat 2026 18:46

Cevaplanmış benzer sorular