Hayatım
Merhaba nasılsınız rahat sız ettiysem ozur diliyorum Çok yoruldum onların dediklerini yaparsam beni seviyolar ama yaptırdıkları işler erkek işleri beni hiç sevmiyorlar sürekli baskı bağırma çok yoruldum napayım evimizde tek bana böyle yapıyorlar ama ablamları gızel yetısdırmişler onlara ağır isleri yaptırmıyolar evdeki tum erkek işlerini ben yapıyorum azarlananda ama ben oluyorum hayır desem ağzına geleni söyliyolar kısaca çok yoruldum
Bu soru 20 Temmuz 2026 12:43 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Ben oldukça iyiyim, teşekkür ederim. Umarım siz de iyisinizdir. 🌸 Öncelikle sorunuzu sorarken lütfen rahatsız ettiğinizi düşünmeyin. Bizler size destek olmak ve sorularınızı elimizden geldiğince içtenlikle yanıtlamak için buradayız. ❤️ Gelin, yazdıklarınızı birlikte ele alalım.
Yazdıklarınızı okurken ilk hissettiğim şey, ne kadar uzun zamandır taşıdığınız bir yorgunluk olduğu.. Ama bu bana yalnızca fiziksel bir yorgunluk gibi gelmedi. Sanki yıllardır anlaşılmaya çalışmanın, görülmeyi beklemenin, sesinizi duyurmaya çalışmanın ve tüm bunların sonunda yine de yeterince anlaşılmadığınızı hissetmenin oluşturduğu derin bir yorgunluk var gibi...
Özellikle**"Onların dediklerini yaparsam beni seviyorlar."** cümleniz, aslında yalnızca evde yaptığınız işlerden bahsetmiyor gibi hissettirdi bana. Sanki sevginin sizin için koşullara bağlı olduğu bir deneyimi de anlatıyor. Bir şeyleri yaptığınızda kabul görüyor, beklentileri karşıladığınızda sorun çıkmıyor; fakat istemediğinizde ya da sınır koymaya çalıştığınızda bağırılıyor, eleştiriliyorsunuz. Böyle bir ortamın içinde insan zamanla, farkında bile olmadan, sevgiyi hak etmek için sürekli bir şeyler yapmak zorundaymış gibi hissedebilir.
Acaba bugün sizi en çok yoran şey gerçekten yaptığınız işler mi? Yoksa o işleri yaparken hissettiğiniz duygu mu?
Çünkü bazen insanı tüketen yalnızca sorumlulukların ağırlığı değildir. O sorumlulukların, "Benim ihtiyaçlarım önemli değil.", "Ben yorulsam da fark edilmiyor.", "Hayır dersem sevilmeyeceğim." gibi hisleri beraberinde getirmesidir. Yazdıklarınızı okurken sanki siz de yalnızca iş yapmaktan değil; görülmemekten, anlaşılmamaktan ve kendinizi anlatmaya çalışırken sesinizin duyulmamasından yorulmuşsunuz gibi hissettim.
Bir başka dikkatimi çeken nokta ise ablalarınızla kendinizi karşılaştırıyor olmanızdı. Onlara farklı davranıldığını, ağır sorumlulukların daha çok size verildiğini söylüyorsunuz. Böyle durumlarda insanın aklına ister istemez "Neden ben?" sorusu gelir. Bu soru bazen sadece bir merak değildir; altında incinmişlik, kırgınlık, öfke ve hatta zaman zaman değersizlik hissi taşıyabilir.
Belki de burada kendinize şu soruyu sormanız iyi gelebilir: **"Ben gerçekten yaptığım işler yüzünden mi kendimi değersiz hissediyorum, yoksa bana davranılma biçimi mi bana bunu hissettiriyor?"** Çünkü bazen sorun yaptığımız işlerden çok, o işlerin bize ne anlattığıdır.
Yazınızı okurken aklıma bir başka ihtimal daha geldi. Acaba siz "hayır" demekten mi çekiniyorsunuz, yoksa "hayır" dediğinizde neler olacağını bildiğiniz için mi susmayı seçiyorsunuz? Bunlar birbirinden oldukça farklı şeylerdir. Çünkü bazen insanlar sınır koyamadıkları için değil; sınır koyduklarında karşılaşacakları öfke, suçlama ya da sevgiyi kaybetme korkusu nedeniyle sessiz kalırlar. Böyle bir durumda kişi zamanla kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenebilir. Bir süre sonra ise kendi isteklerini duymakta bile zorlanabilir.
Bu nedenle size küçük ama önemli bir şey sormak istiyorum. Eğer bir gün evde sizden hiçbir şey beklenmese, kimse sizden bir iş yapmanızı istemese ve kimse sizi bunun için yargılamasa... Siz o günü nasıl geçirmek isterdiniz? Bu sorunun cevabı, belki de uzun zamandır ihmal ettiğiniz ihtiyaçlarınıza dair küçük ipuçları verebilir.
Bir başka soru da şu olabilir: **Siz kendinizi en son ne zaman gerçekten dinlediniz?** Başkalarının sizden ne beklediğini değil, sizin ne hissettiğinizi, neye ihtiyacınız olduğunu, neyin sizi zorladığını en son ne zaman kendinize sordunuz?
Çünkü bazen hayatın içinde sürekli başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışırken, kendi iç sesimiz giderek kısılabiliyor. Bir süre sonra da neye üzüldüğümüzü, neye kırıldığımızı ya da aslında ne istediğimizi ayırt etmek zorlaşabiliyor.
Mesajınız bana, uzun zamandır güçlü olmak zorunda bırakılmış birinin sesini hissettirdi. Belki de bugüne kadar birçok şeyi tek başınıza taşıdınız. Belki de yorulduğunuzu söylemeye bile alan bulamadınız. Ancak insanın sürekli güçlü kalmaya çalışması, onun hiç yorulmadığı anlamına gelmez. Aksine, bazen en güçlü görünen insanlar en fazla yükü taşıyanlardır.
Son olarak şunu söylemek isterim; bir insanın değeri yaptığı işlerle, ne kadar fedakârlık gösterdiğiyle ya da başkalarını ne kadar memnun ettiğiyle ölçülmez. Siz de sadece var olduğunuz için değerli, görülmeye ve anlaşılmaya layık birisiniz. Bunu hissetmek bugün sizin için zor olabilir; çünkü uzun zamandır farklı bir deneyimin içinde olduğunuzu anlıyorum. Ancak belki de değişim, önce kendinize şu soruyu sormakla başlayabilir: "Ben gerçekten ne istiyorum? Hakkettiğim bu mu?"
Bu sorunun cevabını zamanla keşfetmeniz, hem kendinizle hem de çevrenizdeki insanlarla kurduğunuz ilişkileri farklı bir yerden değerlendirmenize yardımcı olabilir.
Eğer bu yaşadıklarınızın uzun zamandır devam ettiğini, zaman zaman kendinizi değersiz hissetmenize, "hayır" demekte zorlanmanıza ya da sürekli başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koymanıza neden olduğunu fark ediyorsanız, bir psikologdan destek almayı da düşünebilirsiniz. Bazen çocuklukta ve aile içinde gelişen bu ilişki örüntülerini tek başımıza anlamlandırmak kolay olmayabilir. Güvenli ve yargılanmadığınız bir terapi ortamı ise hem duygularınızı daha yakından tanımanıza hem de kendinizi suçlamadan sınırlarınızı, ihtiyaçlarınızı ve kendinize verdiğiniz değeri yeniden keşfetmenize yardımcı olabilir. Unutmayın, destek istemek güçsüzlük değil; kendinize gösterdiğiniz özenin ve şefkatin bir göstergesi olabilir.
Umarım cevabım size bir nebze de olsa iyi gelir. Paylaşmak istediğiniz başka şeyler olursa, sizi dinlemek ve birlikte düşünmek için her zaman burada olacağım. 🌸
Sevgiyle Kalın
Psikolog Ecem Bakıner
Söyledikleriniz gerçekten iyi geldi... evet dediğiniz gibi sadece fiziksel yorgunluktan bahsetmiyorum ruhumda yorulmuş yıpranmış bi şekilde ve psikologa danoşın diyorsunuz ama evden dışarı adımımı atamıyorum doya doya kahka atamıyorum oram bıram ağrıyo desemde ciddiye alınmıyorum bazen hayallerime bile ulaşamadan bişey olcak diye düşünmeden edemiyorum ve beni dinlediğiniz için gerçekten çok teşekkür ederim çok mutlu oldum iyi geldi sevgiler 💗 Asele.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.
Yorumlar
Psk. Ecem Bakıner
Tekrardan merhaba sevgili danışan, Yazdıklarımın size iyi gelmesine gerçekten çok sevindim. ❤️ Duygularınızı benimle yeniden paylaşmanız da çok kıymetli. Mesajınızı okurken, yaşadığınız yorgunluğun yalnızca fiziksel olmadığını bir kez daha hissettim. Bazen insan uzun süre kendini anlaşılmamış, görülmemiş ya da sürekli güçlü kalmak zorunda hissettiğinde, ruhu da bedeni de bu yükten etkilenebiliyor. Evden dışarı çıkmakta zorlandığınızı, doya doya gülemediğinizi ve hayallerinize ulaşamadan kötü bir şey olacakmış gibi hissettiğinizi paylaşmışsınız. Böyle düşüncelerle yaşamak insanı hem kaygılı hem de umutsuz hissettirebilir. Bunları tek başınıza taşımak ise zamanla daha da zorlayıcı hâle gelebilir. Bu nedenle, eğer imkânınız olursa bir psikologdan destek almayı değerlendirmenizi isterim. Bunu söylememin nedeni, yaşadığınız duyguların artık günlük yaşamınızı da etkilemeye başlamış gibi görünmesi. Güvenli bir terapi ortamı; bu kaygıları, yaşadığınız aile ilişkilerini ve kendinizi nasıl hissettiğinizi birlikte anlamlandırabilmeniz için size alan sağlayabilir. Eğer yüz yüze destek almak şu an mümkün görünmüyorsa, online terapi de değerlendirebileceğiniz bir seçenek olabilir. Son olarak şunu söylemek isterim; tüm bunlara rağmen hâlâ hayallerinizden bahsedebiliyor olmanız çok kıymetli. Bu, içinizde umut eden bir yanın hâlâ var olduğunu düşündürüyor. Umarım zamanla kendinizi daha güvende ve daha hafiflemiş hissettiğiniz günler de gelir. Kendinize karşı nazik olmayı unutmayın. Paylaşmak istediğiniz başka bir konu olursa, sizi dinlemek için her zaman burada olacağım. 🌸💗 Sevgiyle Kalın Psikolog Ecem Bakıner
20 Temmuz 2026 19:42