• Anasayfa
  • Sorular
  • hayatıma girenlere çabuk bağlanıyorum hiç aram yok seviyorum belli ediyorum yada soğuk oluyorum
İletişim

hayatıma girenlere çabuk bağlanıyorum hiç aram yok seviyorum belli ediyorum yada soğuk oluyorum

Gizli Kullanıcı5 Şubat 2026 22:28

Kendimi her zaman sorgularken buluyorum hep fedakarlığı benim yaptığımı farkediyorum. Bu kadar çabuk bağlanmamı anlamlandıramıyorum. Hemen o kişiyle ilgili hayaller kurmaya başlıyorum. Biriyle en ufak bi iletişimim bile beni o kişiye çok çabuk bağlayabiliyor. Genel olarak bi erkek arkadaşım olduğunda bundan rahatsızlık duyuyorum bir süre sonra anne gibi olmaya başlıyorum dişil enerjimi tüketiyorum bunların farkındayım ama kendime nasıl engel olacağımı bilmiyorum.

Bu soru 6 Şubat 2026 17:17 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,

Anlattıkların birçok kişinin sessizce yaşadığı ama adını koymakta zorlandığı bir ilişki örüntüsüne işaret ediyor. Birine çok hızlı bağlanmak, kısa sürede yoğun duygular hissetmek ve ardından ya kendini tüketmiş hissetmek ya da aniden soğumak; çoğu zaman “fazla sevmek”ten değil, ilişkide güveni içeriden kuramamakla ilgilidir.


Burada mesele bağlanman değil, bağlanırken kendini kaybetmen. İlişki daha yeni başlarken zihnin hızla geleceğe gider, hayaller kurar, fedakârlık rolü devreye girer. Bu noktada karşı taraf henüz orada değilken sen çoktan “veren”, “taşıyan”, “düzenleyen” pozisyona geçmiş olursun. Bir süre sonra bu yük seni yorar ve duygusal geri çekilme başlar; bu da dışarıdan bakıldığında soğukluk gibi algılanabilir.


Bu örüntü çoğu zaman şefkatli, duyarlı ve ilişkide sorumluluk alan kişilerde görülür. Ancak şefkat başkasına aktıkça, kişinin kendisiyle teması zayıflar. İlişkide anne rolüne kaydığını fark etmen çok kıymetli; çünkü bu farkındalık, değişimin başladığı yerdir. Kendine engel olmaya çalışmak yerine, bu hızın neyi telafi ettiğini anlamak daha sürdürücüdür. Çoğu zaman bu hız, “bağ kurmazsam kaybolurum” ya da “yakınlık olmazsa değerim azalır” gibi sessiz inançlardan beslenir.


*Bu noktada uygulanabilecek bir egzersiz şudur:* “Tempo ve sınır farkındalığı.”*

Yeni biri hayatına girdiğinde kendine bilinçli bir tempo koy.

İlk iki hafta boyunca şu kuralı dene: Hayatının merkezini, programını ve duygusal yatırımını değiştirmeden ilişkiyi gözlemle.

Gün sonunda kendine şu üç soruyu yazılı olarak sor: Bugün bu ilişki için ne verdim? Kendim için ne yaptım? Bu kişiye dair hissettiğim şey ihtiyaç mı, merak mı, yoksa yalnızlıkla temas mı?

Bu egzersizin amacı duyguları bastırmak değil; bağlanma hızını bilinçle yavaşlatıp kendini ilişkide kaybetmeden kalabilmeyi öğrenmektir.


Şunu da hatırlamak önemli: Sağlıklı bağlanma, yoğunlukla değil; süreklilikle ölçülür. Bir ilişkinin başında her şeyi vermek yakınlık yaratmaz, çoğu zaman sınırları silikleştirir. Kendinle temasın korunduğu yerde sevgi daha dengeli akar.

Bu durumu şu alıntı iyi özetler: “Yakınlık, iki kişinin birbirine karışması değil; birbirine temas ederken kendisi olarak kalabilmesidir.” Bu beceri doğuştan gelmez, öğrenilir. Sen de şu an tam olarak bunu öğrenme eşiğindesin. Umarım yardımım dokunmuştur, herhangi bir sorunda istediğin yerden bana ulaşabilirsin, sevgiler...

Psikolog Lara Yelda Aktaş

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.