Psikoloji

Hayattan keyif alamıyorum artık

Gizli Kullanıcı21 Şubat 2026 20:27

Merhaba uzun süredir hayatımda atanamama iş bulamama yanlış ortamlar yanlış insanlar kaygı mide bulantıları sonucunda yapayalnız kaldım. Uzun süren arkadaşlıklarım dağıldı resmen kimsem kalmadı. Ne derdimi anlatacağım bir arkadaşım ne işim var. Bana öyle şeyler yaşattılar ki onlara biraz sınır çizmeye kalkınca hemen kötü ilan edildim bütün gruptan dışlandım herkes birden bana laf sokmaya onlara attıklarım üzerinden beni zayıflığımdan vurmaya başladı. oysa ben bu insanların her şeyinde yanındaydım. Sosyal medyadan laf sokmalar kendini diğer insanlara ispatlamak için din üzerinden namaz fotoğrafları paylaşarak laf sokarak üstüme gelmeler çok yoruldum. Bu insanlar her fırsatta benim arkadamdan konuştu. Ben bunu söyleyince gidip benimle alakalı her şeyi anlattı diğer tarafa hepsi birlikte bana cephe aldı. Her gece çocuk gibi ağlıyorum. Ailem nelerle savaştığımı bilmiyor. Onlar da benden beklenti içindeler mide bulantılarım yüzünden işe gidemiyorum. Sorun bende herhalde Git gide yük oldum herkese ama hiç ses çıkarmasam eskisi gibi fedakar olsam tüm hataları affetsem bu insanlar benim sonsuza kadar arkadaşım olurdu. Yeni ortamlara da giremiyorum içim öyle bir daralıyor ki beni yalnız bıraktılar bakalım ne yapacak gelip eskisi gibi özür mü dileyecek telafi mi edecek diye. O kadar yorgunum ki yapayalnız kaldım. Onlar birileri var sanıyorlar yalnız kalma pahasına bile kimseyi istemiyorum artık

Bu soru 24 Şubat 2026 12:16 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,

Yazdıklarını okurken en çok hissettiğim şey yorgunluk… Sanki uzun süredir hem hayata hem insanlara karşı tek başına direniyorsun. İşsizlik, yalnızlık, arkadaş kaybı, dışlanma, arkanızdan konuşulması… Bunların her biri tek başına bile ağır yükken hepsi üst üste gelmiş. Bu noktada keyif alamaman bir zayıflık değil; sinir sisteminin “çok yoruldum” deme biçimi.

Özellikle arkadaş grubunda yaşadığın dışlanma ve arkandan konuşulma meselesi çok yaralayıcı. İnsan en çok emek verdiği yerden darbe alınca sarsılır. “Ben onların her şeyinde yanındaydım” diyorsun. Bu cümle aslında senin nasıl bir insan olduğunu gösteriyor. Ama şunu fark etmen önemli: Fedakârlık tek taraflı olduğunda bağ değil, yük üretir.


Sınır koymaya çalıştığında kötü ilan edilmen, seni iki seçenek arasında bırakmış gibi görünüyor: Ya susup eski gibi her şeyi tolere edeceksin ya da yalnız kalacaksın. Bu çok zor bir ikilem. Ama burada kritik bir nokta var: Sınır koymak insanı kötü yapmaz; sadece rolünü değiştirir. Alışılmış “hep anlayan kişi” olmaktan çıktığında bazı insanlar rahatsız olur. Bu onların kaybı olabilir.


Yaşadığın mide bulantıları, kaygı, işe gidememe… Bunlar psikolojik yükün bedensel yansımaları olabilir. Uzun süreli stres vücutta birikir. Ağlamak da aslında zayıflık değil; boşalım. Ama tek başına yeterli değil. Çünkü sorun sadece duygu değil; sosyal sistem.


Şu cümlen çok önemli: “Sorun bende herhalde.” Bu, yaşadığın olaylardan sonra zihnin yaptığı tipik bir genelleme. Oysa bir grubun dinamiği bozuk olabilir, insanlar manipülatif olabilir, dedikodu kültürü olabilir. Bu, senin değerinin ölçüsü değildir. Brené Brown’un bir sözü vardır: “Aidiyet, kendin olmaktan vazgeçtiğinde değil; kendin olduğunda kalabildiğin yerdir.” Eğer bir ortamda kendin olamıyorsan, o ortam güvenli değildir.


Yeni ortamlara girememen de anlaşılır. Travmatik sosyal deneyimden sonra zihin “yeniden incinirim” korkusuyla geri çekilir. Ama tamamen geri çekilmek de yalnızlığı derinleştirir. Burada küçük, kontrollü sosyal adımlar önemli olabilir. Büyük gruplar yerine bir kurs, bir gönüllülük alanı, birebir temaslar… Güveni sıfırdan ama yavaş inşa etmek.


Bir diğer önemli konu şu: Eski gruptan özür ya da telafi beklemek seni askıda tutuyor olabilir. Bu, iyileşmeni geciktirir. Çünkü iyileşme onların dönüşüne bağlanmış olur. Oysa kontrol edebileceğin tek şey kendi yönün.


Şunu kendine nazikçe sor: Ben gerçekten eski ortamı mı özlüyorum, yoksa yalnız kalmamak duygusunu mu? Çünkü bazen insanı bağlayan şey kişiler değil, alışkanlıktır.

Şu an hayatının zor bir dönemindesin ama bu bir kimlik değil; bir süreç. İşsizlik ve sosyal kayıp bir araya geldiğinde depresif belirtiler ortaya çıkabilir. Eğer mümkünse bir psikolojik destek almanı çok öneririm. Bu bir lüks değil; yatırım.


Şunu unutma: İnsanlar seni dışlamış olabilir ama bu senin değersiz olduğun anlamına gelmez. Değer, çoğunluğun kararına göre değişmez.


Ve son olarak şunu bırakmak isterim:

“Bazen kaybettiğimiz insanlar, aslında kaybetmemiz gereken yerlerdir.”

Şu an yapman gereken büyük kararlar almak değil; küçük istikrarlar kurmak. Uyku düzeni, hafif hareket, gün içinde tek bir üretken adım. Keyif hemen geri gelmez; ama hareket ettikçe beyin yeniden umut üretmeye başlar.

Yalnız değilsin. Yoruldun. Ama tükenmiş değilsin.


Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde benimle iletişime geçebilirsin🤍


Psikolog Lara Yelda Aktaş

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular