Herkese yetişip kendime geç kalıyorum
Küçüklüğümden bu yana ailem çalıştığı için kendi başıma hallettim çoğu şeyleri sorumlulukları yüklendim en basitinden kardeşimi okula götürür kendi harçlığımdan ona yemek alırdım birinci sınıfta bile okula tek gidip geliyordum sonra büyüyünce aileme yardım ettim bir şey olduğunda koşmaya çalıştım arkadaşlarımda sınır koyabiliyorum ama ailemde bu olmuyor. Şu an çalışıyorum kendi paramı kazanıyorum ama bunda bile rahatça harcamaya hakkım yok gibi hissediyorum herkesin yardımına koşarsam var oluyorum gibi 24 yaşındayım çok yorulduğumu hissediyorum kendime gelince enerjim hiç kalmıyor bazen istedikleri şeyi yapmazsam kimse yapmıyor yine bana kalacak diye düşünüyorum tek çocuk değilim ama en büyüğü bile sorumluluklarını yerine getirmiyor evde orada burada herkesin yardımına koşmaktan yoruldum ama diğer türlü nasıl yaşanır? Kendi hakkıma girmek istemiyorum daha fazla yorulmak istemiyorum beynimin içi hiç susmuyor evde herkesin sorumlulukları birbirine girmiş durumda herkes iyisin diyor ama bilmiyorlar ruh halimi durduk yere ağlıyorum hayat akıp gidiyor gibi hissediyorum kendime kurallar koysam da uygulayamıyorum kardeşimi seviyorum ama o bile ben varım diye rahat davranıyor
Bu soru 8 Şubat 2026 20:15 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yaşadığınız ve paylaştığınız durumun ne kadar yorucu ve ağır olduğunu tahmin edebiliyorum. Küçük yaşlardan itibaren birçok sorumluluğu tek başınıza taşımış olmanız, çoğu zaman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koymak zorunda kalmanız ve bugün geldiğiniz noktada hâlâ “toparlayan kişi” rolünde olmanız, insanın iç dünyasında ciddi bir yük oluşturabilir. Satırlarınızdan, bunun sizi hem zihinsel hem de duygusal olarak ne kadar tükettiğini net bir şekilde hissediyorum.
Anlattıklarınız, çocuklukta erken yaşta fazla sorumluluk almak zorunda kalan kişilerde sık gördüğümüz bir örüntüyle örtüşüyor. Bu durum ebeveynleşme olarak adlandırılabilir; yani çocuğun, gelişim döneminde ebeveyne ait bazı roller ve sorumlulukları üstlenmek zorunda kalması olarak da düşünülebilir. Bu bir tanı değildir, bir deneyim ve uyum biçimidir. Çocuklukta hayatta kalmak ve düzeni sürdürebilmek için gelişen bir strateji olarak düşünülebilir. O dönemde işe yaramış olabilir; çünkü birilerinin sorumluluk alması gerekiyordu ve siz bunu yapmışsınız. Ancak bu rol yetişkinlikte de devam ettiğinde, kişinin kendi sınırlarını zorlayan ve oldukça yorucu bir hale gelebilir.
“Kardeşimi okula götürür, kendi harçlığımdan ona yemek alırdım; birinci sınıfta bile okula tek gidip geliyordum, sonra büyüyünce aileme yardım ettim, bir şey olduğunda koşmaya çalıştım; arkadaşlarımda sınır koyabiliyorum ama ailemde bu olmuyor.” ifadeleriniz, bu döngünün uzun zamandır sürdüğünü ve bugün de sizi zorlamaya devam ettiğini düşündürüyor.
Öte yandan, herkesin sizin için “iyisin” dediği yerde, insanın kendi iyiliğini ne kadar hissedebildiği önemli bir soru haline geliyor. Çünkü, aslında iyi olup olmama durumunuzu, bedeninizde, duygularınızda ve düşüncelerinizde en iyi siz bilebilirsiniz. Aynı zamanda, zaman zaman nedeni tam olarak açıklayamadığınız bir hüzün, durup dururken gelen ağlama isteğiniz ya da içe çöken bir ağırlık hissetmeniz, çoğu zaman uzun süredir taşınan yüklerin bir yansıması olabiliyor. Bu hisler, bedenin ve zihnin “biraz dinlenmeye ihtiyacım var” deme biçimleri gibi düşünülebilir.
Belki burada, şu sorulara yavaşça bakılabilir: Sizden başka kimsenin üstlenmediği sorumluluklarda, bazen geri çekilmek gerçekten her şeyin bozulmasına yol açar mı? Kendi sınırlarınızı korumak, sizin için ne ifade ediyor, bu kendinize gösterebileceğiniz bir şefkati simgeleyebilir mi?
Çoğu zaman, bazı sorumluluklar bize ait olsa da; ailemizde, arkadaşlarımızda ve çevremizde olan her şeyin sorumluluğunu üstlenmek zorunda olmadığımızı hatırlamak önemlidir. Hayatımızda almak istemediğimiz ya da almaya gücümüzün yetmediği sorumluluklara “hayır” deme hakkımız her zaman vardır. Karşımızdaki kişi ne kadar değerli olursa olsun, sınırlarımızın aşıldığını hissettiğimizde kendimizi seçebilme hakkına sahibiz. Çünkü herkes ayrı bir bireydir ve kendisine düşen sorumlulukları alma kapasitesine sahiptir.
Yazdıklarınız, ne kadar uzun süredir taşıdığınız yüklerin artık sizi yorduğunu ve içinizde bir değişim isteğinin filizlendiğini gösteriyor. Bu farkındalık, çok kıymetli bir başlangıç. Siz de dinlenmeye, anlaşılmaya ve kendiniz için yer açmaya değersiniz. Bu yolculukta her şeyi bir anda değiştirmek zorunda değilsiniz; küçük farkındalıklar ve küçük adımlar bile zamanla büyük değişimlerin kapısını aralayabilir. Belki de tüm bu süreçte en önemli adım, kendinize biraz daha şefkatle yaklaşabilmek ve taşıdığınız yükleri tek başınıza taşımak zorunda olmadığınızı yavaş yavaş fark edebilmektir.
Size yardımcı olabilecek, dilerseniz uygulayabileceğiniz bir egzersiz bırakmak istiyorum:
Her günün sonunda kısa bir not alabilirsiniz. Bu notta temelde iki başlık olabilir:
- Bugün başkaları için yaptıklarım
- Bugün kendim için yaptıklarım
Bu “kendim için” kısmına, beş dakika dinlenmek ,sınır koyduğunuz bir alanınızı fark etmek, sevdiğiniz bir müziği açmak, sıcak bir duş almak, ya da sadece uzanıp gözlerinizi kapatmak gibi gündelik yapmayı sevdiğiniz rutinlerinizi yazabilirsiniz. Ayrıca, uygulamadan sonraki hislerinizi de yazabilirsiniz, Bu egzersiz, kendi ihtiyaçlarınızı ve duygularınızı daha iyi fark etmenize yardımcı olabilir.
Sağlıklı günler dilerim,
Sevgiyle kalın
Psikolog Ecem Bakıner.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.