İletişim

herşeyi kafaya takıyorum

Gizli Kullanıcı12 Şubat 2026 19:38

Kafama çok takıyorum herşeyi bi erkeğe takıntılı haldeyim iki saat düşümüyorum ne yazmam gerektiğini genelde düşünmem arkadaş cevrenden bi kişiyi çok takıyorum geleceği düşünüyorum kafamda kuruyorurum çok çabuk sıkılıyorum moral bozuyorum olumsuza bağlıyorum canımı sıkıyorum kendi kendime saatlerce ağlıyorum herlese kafaya takıyorum yarın ne olacağını şimdiden düşünüyorum şarkılarla ağlıyorum Sinir krizi geçiriyorum patlıyorum çıldırıyorum düzelmek istiyorum artık bu kadar dı

Bu soru 13 Şubat 2026 12:34 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,

Yazdıklarını okurken en çok hissettirdiği şey şu: Zihnin hiç susmuyor. Sürekli düşünüyor, kuruyor, ihtimalleri hesaplıyor, en kötü senaryoya hazırlanıyor… Bu çok yorucu. Saatlerce bir kişiyi düşünmek, mesaj yazıp yazmama üzerine takılmak, geleceği kafanda kurmak, sonra o kurduğun senaryolara üzülmek… Bu bir “abartma” değil; regüle olamayan bir kaygı döngüsü.


Şunu bilmeni isterim: Takıntılı gibi hissettiğin şey aslında kontrol arayışı. Belirsizlik seni çok rahatsız ediyor olabilir. O kişiyle ilgili netlik yoksa, zihnin boşluğu dolduruyor. Ama zihin genelde en olumsuz ihtimallerle doldurur. Sonra da sen o senaryoya gerçekmiş gibi tepki verirsin. Ağlama, sinir krizi, patlama… Çünkü bedenin hayali bir durumu gerçek tehdit gibi algılar.


Burada işleyen döngü şu:

Belirsizlik → Aklına bir düşünce geliyor (“Beni istemeyecek”, “Geleceğimiz olmayacak”) → Bu düşünceyi sorgulamadan kabul ediyorsun → Yoğun duygu (kaygı, üzüntü) → Saatlerce düşünmeye devam → Duygu daha da artıyor.

Bu döngüyü kırmak mümkün.


Sana iki aşamalı bir egzersiz önermek istiyorum:

1. Düşünceyi Yakala – Etiketle – Sorgula

Bir kağıda şu başlıkları aç:

  1. Aklımdan geçen düşünce:
  2. Bu düşünce kesin bilgi mi, tahmin mi?
  3. Bunun kanıtı ne?
  4. Bunun tersine kanıt ne?
  5. En dengeli alternatif yorum ne olabilir?

Örneğin:

“Ama kesin beni sevmiyor.”

→ Bu kesin bilgi mi? Hayır.

→ Kanıt? Mesajı geç attı.

→ Ters kanıt? Daha önce ilgi göstermişti.

→ Dengeli yorum? Şu an meşgul olabilir, kesin sonuç çıkarmak için veri yok.

Amaç kendini kandırmak değil; zihnin otomatik felaketleştirme eğilimini dengelemek.


2. 20 Dakikalık ‘Düşünme Zamanı’ Tekniği

Gün içinde zihnin o kişiye kaydığında kendine şunu söyle:

“Bunu akşam 20.00’de düşüneceğim.”

Gerçekten her gün aynı saatte 20 dakika ayır ve sadece o konuyu düşün. Yaz, ağla, analiz et. Süre bitince kapat. Gün içinde geldiğinde ertele.

Başta zor gelecek ama beyin yavaş yavaş şunu öğrenir:

“Bu konu gün boyu işgal etmek zorunda değil.”


Bir de sinir krizleri için bedensel bir regülasyon önerisi: 4-6 nefes tekniği. 4 saniye burundan al, 6 saniye ver. Bunu en az 2 dakika yap. Uzun nefes verişi sinir sistemini sakinleştirir.

Şunu da nazikçe söylemem gerekiyor: 2007 doğumlusun, yani duygusal bağlanmaların yoğun ve inişli çıkışlı olması gelişimsel olarak çok anlaşılır. Bu “delirmek” değil; duygusal sistemi henüz stabil öğrenme sürecinde olmak. Ama bu döngüye erken müdahale etmek seni ileride çok korur.

Sen bozuk değilsin. Zihnin aşırı çalışıyor. Ve aşırı çalışan zihin eğitilebilir.


Şunu bırakmak isterim:

“Her düşündüğün şey gerçek değildir; bazıları sadece korkunun sesidir.”

Şu an yaşadığın şey bir karakter özelliği değil, öğrenilmiş bir düşünme biçimi. Ve öğrenilmiş her şey yeniden öğrenilebilir.

Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde istediğin zaman benimle iletişime geçebilirsin


Psikolog Lara Yelda Aktaş

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.