ilişki
sinirlerim bozuluyo nişanlımın benim için bişeyler yapmasını istiyorum aldığım tek cevap ee söyle o zaman ben de sadece insanım bişey yapmak istiyosan söyle hiç ondan yana bişey yok ne beni evden alıyo ne başka biley kendimi hiç özel ve değerli hissetmiyorum daha gencim ve hiçbişey yaşamadım dışarı çıkarsın beni yürüyüş bile yeterli sadece evde buluşuyoruz film izleyip oyun oynuyoruz ben bunu istemiyorum biraz çabalasın istiyorum ama kendim söylemek istemiyorum zaten konuşmaya başlayınca hemen gözyaşlarım akıyor
Bu soru 14 Haziran 2025 11:26 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Nişanlınla olan ilişkinin içinde hissettiğin bu duygusal sıkışmayı çok net ifade etmişsin. Yazdıklarını okurken bir ilişkide sadece fiziksel varlığın yetmediğini, emek, özen, düşünülme ve önemsenme ihtiyacının nasıl karşılanmadığını tüm açıklığıyla ortaya koymuşsun. “Sinirlerim bozuluyor” diye başlayan cümlen, aslında uzun süredir bastırdığın ve artık içinde taşınması zorlaşan bir yükü işaret ediyor. Kendini özel hissetmeme hali, yalnızca nişanlının bir çiçek almaması ya da seni dışarı çıkarmamasıyla ilgili değil. Bu durum, çok daha derin bir ihtiyaçtan doğuyor: Varlığının birine değerli hissettirmesini, sen söylemeden de düşünülmeyi ve sadece sevildiğini değil, önemli olduğunu görmeyi bekliyorsun.
Bu noktada kendine “Ben neden bu kadar rahatsız oluyorum?” diye sorman aslında çok yerinde. Çünkü bu rahatsızlık, içinde bastırdığın bir duygunun artık dışa taşma hali. Bu duyguyu ifade edememenin, konuşmaya başladığında gözyaşlarınla anlatmak zorunda kalmanın da çok insani bir açıklaması var: Sürekli kendini geri planda tutmak zorunda kalmış, ilişki içinde beklentilerini dile getirdiğinde karşılık görmemiş biri, zamanla artık cümle kuramayacak kadar dolabilir. O yüzden yaşadığın bu gözyaşları bir zayıflık değil, içinden uzun süredir bastırdığın, artık kabına sığmayan duygularının dışavurumudur.
Sen şu an bir ilişkide sadece fiziksel olarak “birlikte olmayı” değil, gerçekten bir şeyleri paylaşmayı istiyorsun. Birlikte dışarı çıkmak, yürüyüş yapmak, onun tarafından bir sürprizle karşılanmak ya da sadece bir planın onun tarafından yapılması gibi isteklerin, aslında sevildiğini ve düşünüldüğünü hissetmenin yolları. Ama partnerin bunları yapmadığında ve seni bu anlamda yalnız bıraktığında, senin içinde bir şeyler eksik kalıyor. Özellikle “biraz çabalasın istiyorum ama söylemek istemiyorum” cümlen, içinde taşıdığın bu hayal kırıklığını çok net anlatıyor. Çünkü ilişki sadece ihtiyaçların dikte edilmesiyle değil, karşılıklı gönüllülükle yürür. Senin bu noktada beklediğin şey de aslında çok net: "Ben bir şey demeden de düşün beni. Benimle ilgili bir plan yap. Beni önemsediğini göster."
Bazen partnerin “söyle o zaman” gibi bir cümleyle sorumluluğu sana devrettiğinde, bu senin için çok daha yaralayıcı bir hale geliyor. Çünkü bu noktada sen sadece kendini anlatmak değil, anlaşılmak da istiyorsun. Bu iki şey çok farklıdır. Anlatmak için çaba gerekir ama anlaşılmak için karşındaki kişinin seni tanımaya gönüllü olması gerekir. Ve sen, bu gönüllülüğü göremediğin noktada içten içe hayal kırıklığı yaşıyorsun. Bu hayal kırıklıkları biriktikçe de, ilişkinin sana iyi gelen yanlarından çok seni yoran tarafları görünür olmaya başlıyor.
Bir başka önemli konu ise, “ben daha gencim, hiç bir şey yaşamadım” cümlende yatıyor. Bu yaşta bir insanın ilişki içinde yaşamak istediği şeyler çok doğaldır. Sadece sevilmek değil, bu sevginin davranışla gösterilmesi, birlikte zaman geçirme arzusu, yeni yerler görme, yeni deneyimler yaşama gibi istekler, sağlıklı bir bireysel gelişimin parçalarıdır. Ama nişanlın bu isteklere duyarsız kaldığında, senin yaşama enerjin törpüleniyor. Sanki gençliğinin elinden alındığını hissediyorsun. Çünkü bir ilişki, birlikte büyümek demektir. Sen büyürken, olgunlaşırken, keşfederken; o aynı noktada durduğunda ya da sadece kendi konfor alanında kalmak istediğinde, senin yolculuğun sekteye uğruyor. İşte bu da seni daha çok içe kapatıyor, mutsuzlaştırıyor.
Ayrıca, bu durum senin ilişkideki öz-değerini de etkiliyor. Yani, “Ben ona değer veriyorum ama o benim için ne yapıyor?” sorusu zihninde daha sık yankılanmaya başlıyor. Bu soru bazen kendini suçlamana, bazen de kendini yetersiz hissetmene sebep olabiliyor. Halbuki burada eksik olan şey senin değerin değil; karşındaki kişinin senin duygusal ihtiyaçlarını görememesi ya da görmek istememesi. Bunu fark etmek de önemli bir adım. Çünkü çoğu insan, ilişkide kendini eksik hissettiğinde çözümü kendinde arar. Ama sen bu noktada, haklı olarak, artık ilişki içindeki eşitsizliği görmeye başlamışsın. Ve bu, iyileşmenin, sınır koymanın ve neyi hak ettiğini anlamanın başlangıcı olabilir.
Peki sen bu durumda ne yapabilirsin?
Öncelikle, ilişkide bir şeylerin değişmesini beklemek yerine, artık seni neyin yorduğunu ve neyi değiştirmek istediğini netleştirmen gerekiyor. Belki de şu sorulara dürüstçe yanıt vermen sana yardımcı olabilir:
Bu ilişki bana enerji mi veriyor yoksa beni mi tüketiyor?
Sevildiğimi hissediyor muyum yoksa sadece alışkanlıktan mı devam ediyorum?
Karşımdaki kişi, gerçekten beni mutlu etmek için emek harcıyor mu?
Bu ilişki benim kişisel gelişimime katkı mı sağlıyor yoksa beni kısıtlıyor mu?
Bu sorulara verdiğin cevaplar senin duygusal pusulan olabilir. Şunu da bil ki; bazen bir ilişkide sevgi tek başına yeterli değildir. Sevgi, çabayla, emekle, anlayışla ve karşılıklı adımlarla anlam kazanır. Eğer bu adımlar sadece bir tarafın çabasıyla atılıyorsa, o zaman ilişki bir ortaklıktan çok, tek taraflı bir yük haline gelir. Zamanla, sevgi bile bu yükün altında ezilebilir.
Kendini sürekli ifade etmek zorunda kalmak, “biraz da sen düşün” demek yerine “hep ben anlatmak zorundayım” hissine sahip olmak, seni zamanla ilişkiden uzaklaştırabilir. Oysa senin beklediğin şey çok net: Anlaşılmak. Ve bu anlaşılma hali, senin “yalnız hissetmemen” için bir temeldir. Bir ilişkinin içinde yalnız hissetmek, bazen tek başına olmaktan daha da acı verici olabilir.
Son olarak, şunu hatırlatmak isterim: Sen değerli, sevilebilir, düşünülmeye layık bir insansın. Partnerin bunu kendi davranışlarıyla göstermiyorsa, bu senin yetersizliğin değil, onun duygusal farkındalık düzeyinin göstergesidir. Bazen bir ilişkideki en sağlıklı şey, o kişinin seni ne kadar çok sevdiği değil, seni ne kadar gördüğüdür. Çünkü görmek, sevmekten daha bütünleyicidir. Seni gören, zaten sever. Ama sadece seven ama seni görmeyen biri, zamanla seni kendinden uzaklaştırır.
Eğer bu süreçte duygularını yazmak, karşılıklı konuşmalar planlamak ya da birlikte bir uzmana başvurmak gibi adımlar atmak istersen, bunlar ilişkinin dönüşmesine katkı sağlayabilir. Ama en önemlisi, senin ne hissettiğin, ne istediğin ve neye razı olmak istemediğindir. Kendi ihtiyaçlarını duymak, bunları küçümsememek ve sesini kısmamak, duygusal sağlığın için en büyük iyiliktir.
Unutma, duygularını ifade etmek zayıflık değil; kendine duyduğun saygının bir göstergesidir. Bu nedenle, kendini ifade etmekten, çabanı ve varlığını sorgulamaktan korkma. Gerekirse seni anlayan bir uzmandan destek alabilir ve bu ilişkiyi hem kendine hem de nişanlına daha iyi anlatabileceğin yollar keşfedebilirsin.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru veya aklına takılanları yeni bir soru oluşturarak bizlere iletebilirsin.
Sevgilerimle,
Psikolog Betül Canbel