İliskide ne yapmam gerektiğini bilmiyorum
Şimdi, bir tane çocuk var. Bu çocuk... Biz bir süre sevgili olduk. Sonra, benim okul derslerime dikilmenizi söyleyerek ayrıntı bitirdik. Ama aynı sınıftayız ve o yüzden sürekli denk geliyoruz. Ya da beni başka bir çocuktan kıskanıyor. Kıskandığında bazı şekilde uyarıyor ya da... O kıskandığı çocuk yanıma oturmasın diye onu kaldırıp kendisi oturuyor. Ya da konuşuyor. Ya da ben okula gelmediğimde o gün bana yazıp onunla konuşup konuşmadığımı, nasıl olduğumu, neden gelmediğimi falan soruyor. Ama şu anda ayrıyız mesela ve... Hani, onu sevip sevmediğimi bilmek istiyor ama ilişki de istemiyor. Ne istediğini anlayamıyorum. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. O kıskandığı çocukla aşırı konuşmuyorum ama arkadaş olarak görüyorum. Ama o kıskandığı çocuğun benden hoşlandığını düşünüyor. Ama ben de onu kıskanıyorum. Nasıl davranmam lazim
Bu soru 19 Ocak 2026 20:19 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Anlattığın tablo duygusal olarak çok yorucu bir “arada kalmışlık” hâlini gösteriyor. Sanki iki yakası olan bir nehirde yüzüyorsun; bir kıyıda onunla bağın, alışkanlıklar, duygular var; diğer kıyıda ise belirsizlik, kafa karışıklığı ve güvensizlik. Ne tam karşıya geçebiliyorsun ne de geldiğin kıyıya rahatça dönebiliyorsun. İşte bu durum insanın iç dengesini ciddi biçimde sarsar. Çünkü ruh sağlığı için en temel ihtiyaçlardan biri netliktir. Netlik olmadığında zihin boşlukları kendi senaryolarıyla doldurur ve kaygı hızla artar.
Psikolojik açıdan baktığımızda, bu ilişkide karşı tarafın davranışları “yakın ve uzak salınımı” dediğimiz bir örüntüyü çağrıştırıyor. Yani seni tamamen bırakmıyor; kıskanıyor, kontrol ediyor, merak ediyor, seninle temas kuruyor. Ama aynı zamanda sorumluluk alıp “ben bu ilişkinin içindeyim” de demiyor. Bu, bir kapıyı kapatmadan odadan çıkmaya benzer: İçeriye sürekli cereyan girer, sen de üşürsün. O ise ister girer ister çıkar. Bu tarz ilişkilerde çoğu zaman biri belirsizliğin konforunu, diğeri ise netliğin ihtiyacını yaşar. Ve maalesef bu iki ihtiyaç aynı anda karşılanamaz.
Kıskançlık meselesine de değinmek önemli. Kıskançlık tek başına “seviyorum” anlamına gelmez. Kimi zaman kıskançlık, karşı tarafı kaybetme korkusundan değil, kontrol ihtiyacından beslenir. Senin kimle konuştuğunu, nereye oturduğunu, kimle yakın olduğunu düzenlemeye çalışması; ama aynı anda ilişki istememesi, burada bir duygusal çelişkiye işaret eder. Bu çelişki onun iç dünyasına aittir, senin çözmen gereken bir problem değildir. Ancak sen bu çelişkinin ortasında kaldıkça, kendi sınırların silikleşmeye başlar.
Burada kendine sorman gereken kritik bir soru var: “Bu ilişkide ben özne miyim, yoksa nesne mi?” Yani senin ihtiyaçların, duyguların, sınırların gerçekten görülüyor mu? Yoksa sadece onun kafası karıştığında dönüp baktığı bir “güven alanı” mısın? Sağlıklı bir ilişkide iki kişi de birbirinin hayatında bilinçli bir seçimdir. Belirsizlik ise genellikle seçilmemiş olmanın yarattığı sessiz bir acıdır.
Metaforla anlatacak olursak: Bu ilişki, pusulası olmayan bir gemiye benziyor. Rüzgâr bazen sana doğru esiyor, bazen senden uzaklaştırıyor. Ama kaptan “Nereye gidiyoruz?” sorusuna cevap vermiyor. Sen ise geminin güvertesinde ayakta durmaya çalışıyorsun. Bir süre sonra deniz tutması başlaması çok normal. Mide bulantısı, huzursuzluk, sürekli düşünme, kıyaslama, kendini sorgulama… Bunların hepsi duygusal stresin bedensel yansımalarıdır.
Aynı sınıfta olmak, sık temas etmek, ayrılığı gerçekten yaşayamamış olmak bağın kopmasını zorlaştırır. Beyin, “bitti” bilgisini alamaz. Bu nedenle duygu düzenleme sistemi sürekli alarmda kalır. Bir gün yakın, bir gün uzak davranışlar beynin ödül ve ceza mekanizmasını karıştırır. Bu da bağımlılık benzeri bir bağlanma yaratabilir. Yani onu istemen her zaman “çok seviyorum” anlamına gelmeyebilir; bazen bu, alışkanlığın ve belirsizliğin yarattığı dopamin döngüsüdür.
Peki ne yapabilirsin?
Ílk adım, onun ne istediğini çözmeye çalışmaktan vazgeçip senin ne istediğine odaklanman. Sen net bir ilişki mi istiyorsun? Yoksa bu belirsizlikle uzun süre yaşayabilir misin?
İkinci adım, sınır koymak. Ayrıysanız, kıskançlık davranışlarını normalleştirmemek. “İlişki istemiyorsan, beni kontrol etme hakkın da yok” diyebilmek. Bu bir rest değil; bu, kendine saygının ifadesidir.
Üçüncü adım, duygularını bastırmadan ama davranışlarını bilinçle seçmek. Kıskandığında kendini suçlama; ama bu kıskançlık üzerinden hayatını da şekillendirme.
Unutma: Sağlıklı ilişki, insanı küçülten değil genişleten bir alandır. Kendini daha az güvende, daha az değerli, daha fazla kaygılı hissediyorsan; orada durup düşünmek gerekir. Sen “ne onunla ne onsuz” hâlinde takılı kalmak zorunda değilsin. Bu bir kader değil, bir süreçtir ve süreçler değiştirilebilir.
Son olarak şunu eklemek isterim: Eğer bu belirsizlik, mide bulantısı, yoğun kaygı, düşüncelerden kopamama ve duygusal dalgalanmalar günlük işlevselliğini etkilemeye başladıysa; bir psikologla bu bağlanma ve sınır meselelerini çalışmak çok faydalı olur. Kaygı belirtileri yoğunlaşıyorsa ve bedensel belirtiler artıyorsa bir psikiyatrist değerlendirmesi de destekleyici olabilir. Yardım almak zayıflık değil; pusulan bozulduğunda bir uzmandan yön sormaktır.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru veya aklına takılanları sorabilirsin. Kendine iyi bakman dileğiyle 🌸
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
4-7-8 Nefes Tekniği
5 Duyu Farkındalık Taraması
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.