İlişkiler ve sorunlar
Hayatıma 2022 yılında giren kişiyi unutamıyorum en başlarda normalde kabul edilmemesi gereken tavırları aramız bozulmasın güzel gidiyor diye hep alttan alıp konuyu açmadım memnun etme gibi tavırlarım oldu hayır diyemedim sınır koymadım aslında öyle bir durum da denk gelmemiş olabilir beni birkaç yıldır ilişkiyi netleştirmeyip belirsiz bırakmasını hep sorunu kendimde aradım baştan sevgi ilgi değerimi belli etmemden mi yoksa kabul edip etmeyeceğim şeyleri netleştirmeyip duruşumu bozduğum için mi bilmiyorum ama ondan başkasını istemiyor düşünemiyordum o kadar zor süreçlerden geçtim ve üzüldüm geçti hepsi ama hala aklıma geliyor ne olursa olsun önüne bakan ve daha iyi güzelliklere sahip olan biriyken neden hala onu düşünüyorum ve özlüyorum ne kadar çabalasam netleştirmek içinse bile olmadı yazdığım son yazıya bile dönüş yapması duygularından bahsettirmek istediğimde,ne zaman yazar ararsa ozaman iletişime geçtik 2 kez görüştük ve hiç vakit geçirmedik bir şeyler paylaşmadık kendimi ona karşı rahat hissedemedim rahatça yazamadım gurur yaptım çünkü hiçbir zaman ne olduğumuzu bilemedim ben netleştirmeli miydim ya da daha fazla çabalayıp ilişkiye döndürebilir miydim bilmiyorum çok istiyordum ama bu kadar sürede ne kadar çok şey olma ihtimali varken hiçbir şey olmadı çok üzülüyorum bir dönem bu durum hayatımı bile etkilemişti fakat suan yeni şeyler istiyorken neden hala geçmişten özlediğim tek şey o bilmiyorum narsist mi yoksa manipülatif mi bilmiyorum ama bana çok fazla şey uyguladığını biliyorum ondan soğuyamıyorum veya kızamıyorum bu takıntı mı yoksa aşk mı bilmiyorum ama benden çok ilgiliyken neden suan yanımda değil gerçekten içimde kalmış çok şey var ve beklentilerim planlarımız hiçbiri olmadı benim tavrım sözlerim yaptıklarım mı etkiledi emin değilim belki de güven vermedim bilmiyorum ama bu durumda ne yapmam gerekiyor? Kendimi gerçekten yeniledim kendime geldim planlarım var fakat o varken olsun isterdim hayatta yapabilecek çoğu şeyi yaptım başardım yarım kalmış hissediyorum boşluğumu kendim doldurdum ama onun varlığı farklı hissettiriyordu gerçekten hiç bunlara okeyleyecek biri değildim ama o kişi benim için farklıydı ve biriyle konuşurken bile ne diyeceğimi bilmiyorum sıkılıyorum yeni insanlarla tanışırken ben degismedim çünkü ne zaman o yazsa kendim oluyorum ve sohbetten çok keyif alıyorum ama bir sorun mu var bende acaba ne yapmalıyım?
Bu soru 26 Ağustos 2025 14:00 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Paylaştığınız duygular, yaşadığınız karmaşa ve içsel sorgulamalar fazlasıyla insani ve anlaşılır. Aşk, bağlanma, belirsizlik ve ayrılık gibi temalarla örülü bir geçmiş, zihninize ve kalbinize izler bırakabilir. Bu uzun süreçte yaşadığınız duyguların kalıcılığı, sizi hâlâ etkiliyor olabilir. Bu durumda kendinizi suçlamadan, neyin ne olduğunu anlamaya çalışmanız ve yaşadığınız durumu daha sağlıklı bir bakışla değerlendirmeniz oldukça kıymetli.
İlk olarak, “en başlarda kabul edilmemesi gereken tavırları alttan aldım” diyerek başladığınız anlatım, ilişkinin daha ilk dönemlerinde sınır koymakta zorlandığınızı gösteriyor. Özellikle bağ kurma arzusu yüksek olan bireylerde, ilişkinin bozulmasından korkarak “uyum sağlayan”, “memnun eden” ya da “idare eden” bir rolde kalmak oldukça yaygındır. Bu tutum, başta kısa vadede ilişkinin sürmesini sağlasa da uzun vadede kişinin kendi sınırlarını ihmal etmesine ve kendi değerini sorgulamasına neden olabilir. Karşı taraf ise, bu sınırsızlığı bir konfor alanı gibi algılayabilir ve ilişkinin tanımını, dengesini kendi lehine şekillendirebilir. Sizin yaşadığınız deneyim de tam olarak bunu yansıtıyor gibi duruyor.
Belirsizlik içinde yürüyen ilişkilerde en sık karşılaşılan duygulardan biri suçluluk ve yetersizliktir. Siz de bu ilişki boyunca zaman zaman “sorun bende mi?” diye düşündüğünüzü, sevgi ve değeri erken belli etmenin ya da net duruş sergilemeyişinizin karşı tarafı etkilediğini sorguladığınızı dile getirmişsiniz. Ancak unutulmamalıdır ki bir ilişki iki kişiyle kurulur ve iki kişinin de sorumluluk alması gerekir. Bir taraf çabalamadığında ya da belirsizliği sürdürmeyi tercih ettiğinde, diğer taraf ne kadar uğraşırsa uğraşsın ilişkiyi tek başına bir yöne çekmek mümkün olmaz. Sizin gösterdiğiniz tüm emeklere rağmen, karşı tarafın netlik sunmaması ya da ilişkiyi ilerletmekten kaçınması da bu durumu açıklıyor olabilir.
Kimi zaman zihnimiz, geçmişte çözülmemiş meseleleri “hala tamamlanmamış” gibi algılar. Bu yüzden bir ilişki bitmiş olsa bile, onunla ilgili sorular, özlemler ve pişmanlıklar bitmemiş gibi hissedilebilir. Bu, zihnin tamamlamaya olan eğilimiyle ilgilidir. Tam da bu noktada, “takıntı mı yoksa aşk mı?” sorunuz devreye giriyor. Sıklıkla karıştırılan bu iki durum arasında temel fark, duygunun yönelimi ve işlevselliğidir. Aşk, karşılıklı bir bağ kurulduğunda ve bu bağ besleyici olduğunda sağlıklı bir duygudur. Ancak ilişkinin tek yönlü olması, karşılık görmeyen beklentiler, kişinin kendi ihtiyaçlarını bastırarak sürekli karşı tarafı merkezine alması durumunda bu durum bir “bağımlı bağlanma örüntüsüne” ya da “obsesif düşünce döngüsüne” dönüşebilir. Sizin bu kişiyi hâlâ düşünmeniz, yeni insanlara açık olamamanız, onun yazdığı anlarda kendinizi “gerçek halinizle” hissetmeniz gibi ifadeler, bir tür duygusal bağlılık kalıntısını gösteriyor olabilir.
İki kez görüşüp hiçbir şey paylaşamamak, rahat yazamamak, sürekli bir gurur çatışması içinde kalmak gibi ifadeleriniz ise ilişkinin başından beri bir “duygusal yakınlık” kurulamamış olduğunu gösteriyor. Bu kişiye dair hislerinizin çok güçlü olması, onunla paylaşamadığınız hayaller, gerçekleşmemiş planlar ya da yarım kalan cümleler üzerinden şekillenmiş olabilir. Bu da bize şunu düşündürür: Siz belki de onunla gerçek bir ilişkiden çok, o ilişkinin potansiyeline ya da hayalini kurduğunuz versiyonuna bağlı kalmış olabilirsiniz. Bu oldukça yaygın bir durumdur. Kimi zaman birine değil, onunla ilgili zihnimizde kurduğumuz senaryoya bağlanırız. O kişi hayatımızda olmasa da, onunla tamamlanmamış hikâyemiz zihnimizde dönüp durur. Bu döngüden çıkmak da zaman ve çaba gerektirir.
Gözden kaçırmamanız gereken bir başka önemli detay da şu: Bu kişi size zamanında gereken ilgiyi ve netliği sunmadı. Belirsizlikte kalmanıza rağmen ilişkinin gidişatını siz omuzladınız. Ancak şu anda tüm bu süreci tek başınıza analiz etmeye, neyin nerede eksik olduğunu anlamaya ve hatta hala ilişkinin sorumluluğunu üzerinize almaya çalışıyorsunuz. “Ben netleştirmeli miydim?”, “daha çok çabalasam olur muydu?”, “acaba ben güven mi veremedim?” gibi cümleleriniz de bunun bir göstergesi. Bu noktada kendinize daha şefkatli yaklaşmanız gerekir. Çünkü bir ilişkinin tek taraflı çabayla yürümesi mümkün değildir. Siz zaten çok fazla çaba göstermişsiniz.
Şu anda yeni planlarınız var, hayatınızı toparlamış ve kendi boşluğunuzu kendiniz doldurmuşsunuz. Bu oldukça kıymetli bir adım. Çünkü kendini yeniden inşa etmek, geçmişin izlerinden kurtulmak ve kendi ayakları üzerinde durmak kolay bir şey değildir. Ancak hâlâ o kişinin “varlığı”nı özlemeniz, kendinizi bir türlü yeni ilişkilerde açamamanız, bir içsel bağın hala sürmekte olduğunu gösteriyor. Bu durumda kendinize sorabileceğiniz soru şu olabilir: “Ben hâlâ onu mu seviyorum, yoksa onunla yaşamak isteyip de yaşayamadığım şeyleri mi özlüyorum?” Çünkü kimi zaman kişi değil, onunla olsaydı dediğimiz hayal dünyası bizi kendine bağlar.
Yalnızca bir kişiye duyulan aşk değil, bir ihtiyaca tutunmak da bu tarz duygusal bağlılıkları yaratabilir. Belki o dönemde yaşadığınız zorluklara, yalnızlık hissine, ilgi açlığınıza onunla temas etmiş olabilirsiniz. Onun varlığı size özel hissettirmiş olabilir. Oysa şimdi kendi başınıza çok fazla şey başardığınızı ve güçlendiğinizi ifade ediyorsunuz. Bu da gösteriyor ki, ihtiyaç duyduğunuz o destek duygusunu artık kendi içinizden yaratabilecek bir noktadasınız. Ama bazen zihin geçmişteki “konfor” ya da “tanıdıklık” hissini bırakmakta zorlanır. Çünkü bilinmezlik, her zaman belirsizlikten daha tedirgin edicidir.
Öncelikle duygularınızı bastırmak ya da yok saymak yerine, onları anlamlandırmaya çalışmanız sağlıklı bir başlangıçtır. Bu kişinin sizde nasıl bir boşluğu doldurduğunu, onunla yaşadığınız deneyimin hangi ihtiyaçlarınıza temas ettiğini fark edebilirsiniz. Belki de onunla bağınız “tamamlanmamışlık” hissiyle devam ediyor olabilir. Bu durumda bu ilişkiyi gerçekliğiyle kabul etmek ve yasını tutmak gerekir. Biten bir ilişkinin ardından, sadece kişiyi değil, onunla kuramadığınız hayalleri de uğurlamanız gerekir. Bu süreç zaman alabilir ama mümkündür.
Aynı zamanda kendinizi yeni insanlara kapatmaktan da vazgeçebilirsiniz. Bu kişinin ardından kimseyle bağ kuramamanız, onun yeri doldurulamaz olduğu anlamına gelmez. Sadece zihniniz, yeni bağlara açık olmak için hâlâ eskiye bağlı kalıyor olabilir. Oysa duygusal iyileşme, eski bağı koparmakla değil; o bağı kabul edip, artık bize hizmet etmediğini fark etmekle mümkün olur. Geçmişi geçmişte bırakmak, onu değersizleştirmek değildir. Aksine ona hak ettiği yeri vererek, kendinize yeni bir alan açmaktır.
Son olarak kendinize sormanız gereken en dürüst soru şu olabilir: Bu kişiyi sevdiğim için mi düşünüyorum, yoksa onun beni sevsin diye çabaladığım geçmişteki benliğime hâlâ tutunduğum için mi? Bazen aşk sandığımız şey, yalnızca onaylanma ve değer görme ihtiyacımız olabilir. Bu farkındalıkla birlikte ilerlemeniz, hem duygusal iyileşmeniz hem de sağlıklı bir ilişki kurabilmeniz adına çok önemli olacaktır.
Eğer bu süreci profesyonel destekle yürütmek isterseniz, bir psikologla çalışmak size çok iyi gelebilir. İçsel döngülerinizi fark etmek, bağlanma stilinizi tanımak ve geçmişten özgürleşmek için bu süreç oldukça destekleyici olacaktır.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğiniz farklı bir soru veya aklınıza takılanları sorabilirsiniz.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel