İlişkimde hep aynı sorunları yaşıyorum
Hocam aslında geçen bir soru sormuştum eksik bilgi var tamamlamak istiyorum . Ben iletişim problemi dedim fakat bu konudaki iletişim problemi demek istedim (konu bulamama ve mantıklı bir yorum yok ) sorunu var demek istedim aslında notmalde konuşurum ama yani kocamla konuşmak istediğim zaman konu bulamıyorum aklıma hiçbir şey gelmiyormuş gibi olup beynim kitleniyor normal konuşma olur . Başka insanlarla konuşurum, hatta kendimle de oturup konuşurum çözüm yolu bulurum sonra işe de yarar . Başkalarıyla konuşunca konu da bulurum . Hocam ben bunun üstesinden nasıl gelirim gerçekten bir çözüm yolu arııyorum. Abim psikolog ama yardım alamıyorum çok utanıyorum bu konudan acaba tepkisi ne olur bilmiyorum 🙃 sizden ricam yapabilecegim ne varsa yardımcı olun lütfen ne gerekiyorsa nasıl adım atarım ne yapılacak her şeyi söyleyin hocam rica ediyorum direk iletişime geçebiliyor muyuz? 🥲 yardıma çok ihtiyacım var . 6 yıllık evliyim ve sürekli konu bulamadığım için kaçıyorum artık bir şeylerle meşgul oluyor muşum gibi yaparım ama bakıyotum ki bugün de gün bitti tartışmalar olabiliyor kocamla o benimle oturup saatlerce sohbet etmek istiyor.
Bu soru 13 Şubat 2026 15:10 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızı dikkatle okudum. Önce şunu söyleyeyim: Bu yaşadığınız durum sandığınızdan çok daha yaygın. Ve bu “konuşamama” hali genelde zeka, bilgi ya da sevgi eksikliği değildir. Daha çok zihinsel bir blokajdır. Siz başka insanlarla rahat konuşabiliyorsunuz. Kendi kendinize çözüm üretebiliyorsunuz. Demek ki kapasite var. Sorun kapasite değil, eşinizle birlikteyken devreye giren bir içsel mekanizma.
Zihniniz aslında akan bir nehir. Ama eşinizle oturduğunuzda sanki o nehrin önüne görünmez bir baraj kuruluyor. Su var ama akmıyor. Çünkü orada bir “iç baskı” oluşuyor.
Bu baskı genelde üç kaynaktan gelir:
Birinci kaynak: Performans kaygısı
“Şimdi ilginç bir şey söylemeliyim.”
“Sohbet ilerlemeli.”
“Susarsam sıkılır.”
Zihin konuşmayı doğal akışta değil, performans modunda yapmaya çalışınca kilitlenir.
İkinci Kaynak: Değerlendirilme korkusu
Farkında olmadan eşinizin sizi analiz ettiğini, sıkılabileceğini, yargılayabileceğini düşünüyor olabilirsiniz. Bu çok bilinçdışı da olabilir.
Üçüncü Kaynak: İlişkisel rol sabitlenmesi
6 yıllık evlilikte bazen roller sabitlenir:
O konuşmak isteyen taraf olur, siz kaçan taraf.
Bu tekrarlandıkça beyin otomatik olarak “sohbet = baskı” eşleşmesini kurar. Ve ne olur? Kaçınma başlar. Meşgulmüş gibi yapmak, oyalanmak, günün bitmesini beklemek… Ama kaçındıkça beyniniz şunu öğrenir: “Demek ki gerçekten tehlikeli bir durum, yoksa kaçmazdık.”
Ve blokaj güçlenir.
Siz ne yapabilirsiniz?
Konu bulmaya çalışmayı bırakın. Evet yanlış okumadınız. “Konu bulmalıyım” dediğiniz an beyin alarm verir. Sohbet konu üretme değil, temas kurma eylemidir.
Şu üç basit başlangıcı deneyin:
“Bugün seni en çok yoran şey neydi?”
“Şu aralar kafanı en çok ne meşgul ediyor?”
“Sence son zamanlarda en çok ne değişti bizde?”
Sohbet başlatmak için büyük konular gerekmez. Küçük kapılar yeterlidir.
Sohbeti taşıma göreviniz yok. %50 yeterli. Geri kalan %50 onun sorumluluğu. Eğer eşiniz saatlerce sohbet etmek istiyorsa bu güzel ama bu sizin saatlerce içerik üretmeniz gerektiği anlamına gelmez.
Sessizliği tehdit olarak görmemeyi öğrenin. Evlilikte sessizlik normaldir. Her an dolu dolu konuşmak zorunda değilsiniz. Yan yana sessiz kalabilmek de bağdır. Şunu deneyin: Bir akşam 10 dakika bilinçli sessizlik. Yan yana oturun ama konuşma zorunluluğu yok. Sadece var olun. Beynin “sessizlik = tehlike” eşleşmesini kırmaya başlarsınız.
Her gün sadece 1 küçük şey paylaşın. Büyük duygu değil. Basit bir gözlem:“Bugün yolda şunu gördüm, garip geldi.”, “Şu şarkı bana iyi geldi.” Bu kas geliştirmek gibidir. Küçük tekrarlarla güçlenir.
Zihinsel kilit anında ne yapmalı?
Beyin kitlendiğinde konuşmaya zorlamayın.Şunu söyleyin: “Şu an beynim durdu ama birazdan açılır.” Bu hem dürüst hem de baskıyı azaltır.
Asıl önemli soru şu olabilir: Eşinizle konuşurken gerçekten rahat mısınız? Yoksa geçmiş tartışmalar, kırgınlıklar bilinçdışı bir mesafe mi oluşturdu? Çünkü bazen “konu bulamıyorum” dediğimiz şey aslında “Tam güvende hissetmiyorum” olabilir.
Abiniz psikolog meselesinde utanmanız çok anlaşılır. Aile içinde yardım istemek daha zor olabilir. Ama bu utanılacak bir konu değil. Bu bir iletişim kası meselesi. Fakat illa ondan yardım almak zorunda değilsiniz.
Bireysel bir psikologla çalışmak size çok iyi gelebilir. Özellikle: Performans kaygısı, kaçınma davranışı ve İlişkisel blokaj. Bunlar terapiyle oldukça hızlı ilerleme gösterir.
Bu durum sevmediğiniz anlamına gelmez.
Bu durum yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.
Bu durum “sohbet edemeyen biri” olduğunuz anlamına hiç gelmez.
Bu sadece eşinizle olan bağda oluşmuş bir kilit.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğiniz farklı bir soru olursa bizlere yeni bir soru oluşturarak iletebilirsiniz. Aklınıza takılanları yorumlarda yazabilirsiniz. Kendinize iyi bakmanız dileğiyle.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Objeye Odaklanma
Bulut Meditasyonu
Teşekkür ediyotum hocam.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.
Yorumlar
Gizli Kullanıcı
Hocam ben eşmle sohbet ederken rahatım güvensizlikle alakalı değil o an birini görünce heyecan yaparsınız ya aynen öyle oluyor sonra da kitlenince de sanki o kilit hiç açılmıyor ve ikimizde de gerginlik sorunu oluyor. Normalde konuşurum eşimle ama akıcı böyle uzun uzadıya bir sohbet değil benimki ve ben bu durumdan çok rahatsızım bunun için ne gibi bir çözüm yolu bulabilirim diye bazen kafayı yiyecek gibi olabiliyorum . Birbirimizi seviyoruz her şey çok güzel sadece sohbetimin akışı yok . 😞😞😞😞😞😞😞😞😣
14 Şubat 2026 09:40Psk. Betül Canbel
Merhaba sevgili danışan, Yazdıklarınızı dikkatle okudum. Anlattığınız tablo güvensizlikten çok “performans kaygısı”na benziyor. Eşinizle sohbet etmeye oturduğunuz anda zihniniz doğal akıştan çıkıp izleniyormuş gibi bir moda geçiyor olabilir. Bu, sosyal ortamlarda yaşanan hafif heyecanın ilişki içine taşınmış hali gibi düşünülebilir. “Akıcı olmalıyım, uzun konuşmalıyım, onu sıkmamalıyım” düşüncesi devreye girdiği anda beyin tehdit algılar ve prefrontal alanlar yerine alarm sistemi çalışır. Sonuç: kitlenme. Bu bir kişilik kusuru değil, öğrenilmiş bir stres tepkisidir. Üstelik siz normalde konuşabilen, düşünebilen ve çözüm üretebilen birisiniz. Yani sorun kapasite değil; eşinizle karşı karşıya geldiğiniz o özel anda aktive olan fizyolojik uyarılma. Bütüncül bir yerden bakarsak üç düzlemde çalışmak gerekir: beden, düşünce ve davranış. Beden düzeyinde; sohbetten önce 2 dakika yavaş nefes (4 saniye al – 6 saniye ver) uygulayın. Amaç sakinleşmek değil, sinir sistemini regüle etmek. Düşünce düzeyinde; “akıcı olmalıyım” cümlesini “orada olmam yeterli” ile değiştirin. Sohbet performans değil temas kurmadır. Davranış düzeyinde ise mikro paylaşımlar pratiği yapın: her gün sadece 1 küçük gözlem paylaşın. Uzun sohbet hedefi koymayın. Ayrıca eşinizle haftada 1 kez “yapılandırılmış sohbet” deneyebilirsiniz: 10 dakika sadece o konuşur, siz sorular sorarsınız; sonra 10 dakika roller değişir. Bu teknik baskıyı azaltır çünkü görev nettir. Şunu da normalleştireyim: herkes uzun ve akıcı sohbet eden biri değildir. Bağ kurmanın tek yolu kelime yoğunluğu değildir. Bazen yan yana film izlemek, birlikte yemek yapmak da bağdır. Yine de bu durum sizi yoğun rahatsız ediyorsa bireysel terapi özellikle performans kaygısı ve kaçınma döngüsünde oldukça hızlı ilerleme sağlar. Eğer eşiniz de bu durumdan etkileniyorsa kısa süreli bir çift terapisi süreci de iletişim deseninizi yeniden yapılandırabilir. Kitap önerisi olarak; İletişim Donanımları (Doğan Cüceloğlu) iletişim dinamiklerini anlamada çok faydalıdır. Ayrıca Bağlanma (Amir Levine & Rachel Heller) ilişkideki davranış kalıplarını anlamanıza yardımcı olabilir. İsterseniz bu konuyu daha derinleştirmek için yeni bir soru oluşturabilirsiniz. Daha yapılandırılmış destek isterseniz bireysel ya da çift terapisi sürecine başlamak da iyi bir adım olabilir. Bu çözülebilir bir mesele ve siz yalnız değilsiniz. 🌿
17 Şubat 2026 14:39