ilişkimde kendim hakkında kaygı duyuyorum
7 aylık bi ilişkim var ve her şey 4. Ayımızda yavaş yavaş başladı.İlk başlarda kendimi sevgilime yakışıcak kadar iyi bi insan olarak görmüyordum çünkü ona kıyasla daha dışa dönüktüm hiç ilişkim olmadı ama konuştuğum tanıştığım insanlar olmuştu , onun ise olmamıştı bu yüzden sürekli takıntılı bi şekilde eskiyi düşünüyordum daha sonra bu obsesif düşünceler sadakat konusunda gelmeye başladı.Sevgilime gerçekten sadık mıyım acaba ilişkinin başımda bu kadar ciddi değilken ona bi sadakatsizlik yaptım mı gibi veya yolda birini görünce hoşlandım mı yakışıklı buldum mu gibi başladı.Daha sonra artık yolda her gördüğüm insandan sonra bu düşünceler tekrar etti her defasında kontrol ediyorum neredeyse.Geçen gün ise sevgilimle bi yere oturmaya gittik birini gerçekten yakışıklı buldum sonra kendimi sakinleştirdim tamam bu hoşlandın demek değil diye sonra birkaç kez daha gözüm çarptı yine kendimi sakinleştirdim,fakat şuan bu olay aklıma geldiğinde kendimden nefret ediyorum sevgilimin yanındayken nasıl birini yakışıklı bulabilirim diye.Eskiden böyle şeyler yaşamazdım ki eskiden sevgilimi bu kadar sevmiyordum ona rağmen bir gün bile onun yanındayken başkasına bakmadım.Şuan onu aldatıp aldatmadığımı düşünüyorum sıkıldım artık kendimi bu şekilde sorgulamaktan
Bu soru 11 Ocak 2026 20:12 tarihinde Klinik Psikolog Şevval Kurnaz Ünyılmaz tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Anlattıklarını okuduğumda hissettiğin o yorgunluğu ve kendini sorgulama halinin seni ne kadar tükettiğini gerçekten hissedebiliyorum. Aslında 4. aydan itibaren başlayan bu değişim, ilişkinin cicim aylarından çıkıp derinleşmeye ve senin için gerçek bir değer kazanmaya başladığı döneme denk geliyor. Bir şeyi çok kıymetli bulduğumuzda, zihnimiz otomatik olarak 'ya buna zarar verirsem?' ya da 'ya onu hak etmiyorsam?' gibi korumacı ama bazen de yıkıcı senaryolar üretmeye başlar. Senin durumunda, daha önce ilişki yaşamamış olman ve sevgilini çok saf bir yere koyman, sende 'benim geçmişim veya şu anki düşüncelerim onun bu saflığına zarar verir mi?' korkusu yaratmış. Bu aslında bir bakıma 'iyilikten doğan bir kaygı' gibi; yani sevgiline o kadar değer veriyorsun ki, zihnindeki en ufak bir kıpırtıyı bile ona yapılmış bir haksızlık gibi algılıyorsun.
Ancak burada çok önemli bir ayrımı gözden kaçırıyoruz: Zihin, bizden bağımsız çalışan devasa bir üretim merkezidir ve her gün binlerce saçma, etik dışı veya alakasız düşünce üretir. Yolda birini yakışıklı bulman, beyninin görsel korteksinin bir estetik algıyı saniyeler içinde kaydetmesinden başka bir şey değildir. Bu, sevgilini daha az sevdiğin ya da sadakatsiz olduğun anlamına gelmez; bu sadece canlı bir zihne sahip olduğun anlamına gelir. Eskiden böyle hissetmiyor olmanın sebebi, o zamanlar ilişkinin bu kadar kaybedilmemesi gereken bir kale gibi hissettirmemesiydi. Şimdi ise en ufak bir esinti bile kaleyi yıkacakmış gibi geliyor ve sen kapıları korumak için sürekli zihnini denetliyorsun. Bu denetleme hali (yani , Acaba baktım mı?, Acaba ne hissettim? diye sormak), aslında kaygını dindirmek yerine onu daha da harlıyor. Tıpkı kaşınan bir yeri sürekli kaşımak gibi; kaşıdıkça rahatlıyorsun ama yara daha da büyüyor.
Zihnine o suçluluk uyandıran düşünce geldiğinde onu durdurmaya çalışma. Sadece isimlendir: 'Şu an zihnimden bir sadakat sorgulaması geçiyor' de ve geçmesine izin ver. Onu reddettikçe daha da güçlendiğini fark edeceksin.
Birini yakışıklı bulup bulmadığını kontrol etmek için tekrar bakma ya da 'ne hissettim?' diye içini yoklama. O an zihninde bir belirsizlik kalsa bile buna tahammül etmeye çalış. Cevap bulmaya çalışmadığında, o sorunun bir süre sonra önemini yitirdiğini göreceksin.
Düşüncelere daldığın anlarda hemen fiziksel dünyaya dön. Çevrende gördüğün 5 nesneye, duyduğun 4 sese, dokunduğun 3 dokuya, kokladığın 2 kokuya ve tadabildiğin 1 şeye odaklan. Bu, zihnindeki hayali mahkemeden çıkıp ana dönmeni sağlar.
Sadakat bir duygu değil, bir eylemdir. Sevgilin için güzel bir şey yap, onunla kaliteli vakit geçir. Zihninden ne geçerse geçsin, sen davranışlarınla sevgine sahip çıkmaya devam et.
Kendinden nefret etmene hiç gerek yok, çünkü şu an yaşadığın şey senin karakterinle ilgili değil, sadece zihninin bir kaygı döngüsüne girmiş olmasıyla ilgili.
Sevgilerle
Uzm. Klinik Psikolog Şevval KURNAZ ÜNYILMAZ
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.