Kaygı

ilişkimde kendim hakkında kaygı duyuyorum

Gizli Kullanıcı29 Aralık 2025 22:53

7 aylık bi ilişkim var ve her şey 4. Ayımızda yavaş yavaş başladı.İlk başlarda kendimi sevgilime yakışıcak kadar iyi bi insan olarak görmüyordum çünkü ona kıyasla daha dışa dönüktüm hiç ilişkim olmadı ama konuştuğum tanıştığım insanlar olmuştu , onun ise olmamıştı bu yüzden sürekli takıntılı bi şekilde eskiyi düşünüyordum daha sonra bu obsesif düşünceler sadakat konusunda gelmeye başladı.Sevgilime gerçekten sadık mıyım acaba ilişkinin başımda bu kadar ciddi değilken ona bi sadakatsizlik yaptım mı gibi veya yolda birini görünce hoşlandım mı yakışıklı buldum mu gibi başladı.Daha sonra artık yolda her gördüğüm insandan sonra bu düşünceler tekrar etti her defasında kontrol ediyorum neredeyse.Geçen gün ise sevgilimle bi yere oturmaya gittik birini gerçekten yakışıklı buldum sonra kendimi sakinleştirdim tamam bu hoşlandın demek değil diye sonra birkaç kez daha gözüm çarptı yine kendimi sakinleştirdim,fakat şuan bu olay aklıma geldiğinde kendimden nefret ediyorum sevgilimin yanındayken nasıl birini yakışıklı bulabilirim diye.Eskiden böyle şeyler yaşamazdım ki eskiden sevgilimi bu kadar sevmiyordum ona rağmen bir gün bile onun yanındayken başkasına bakmadım.Şuan onu aldatıp aldatmadığımı düşünüyorum sıkıldım artık kendimi bu şekilde sorgulamaktan

Bu soru 11 Ocak 2026 20:12 tarihinde Klinik Psikolog Şevval Kurnaz Ünyılmaz tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,

Anlattıklarını okuduğumda hissettiğin o yorgunluğu ve kendini sorgulama halinin seni ne kadar tükettiğini gerçekten hissedebiliyorum. Aslında 4. aydan itibaren başlayan bu değişim, ilişkinin cicim aylarından çıkıp derinleşmeye ve senin için gerçek bir değer kazanmaya başladığı döneme denk geliyor. Bir şeyi çok kıymetli bulduğumuzda, zihnimiz otomatik olarak 'ya buna zarar verirsem?' ya da 'ya onu hak etmiyorsam?' gibi korumacı ama bazen de yıkıcı senaryolar üretmeye başlar. Senin durumunda, daha önce ilişki yaşamamış olman ve sevgilini çok saf bir yere koyman, sende 'benim geçmişim veya şu anki düşüncelerim onun bu saflığına zarar verir mi?' korkusu yaratmış. Bu aslında bir bakıma 'iyilikten doğan bir kaygı' gibi; yani sevgiline o kadar değer veriyorsun ki, zihnindeki en ufak bir kıpırtıyı bile ona yapılmış bir haksızlık gibi algılıyorsun.

Ancak burada çok önemli bir ayrımı gözden kaçırıyoruz: Zihin, bizden bağımsız çalışan devasa bir üretim merkezidir ve her gün binlerce saçma, etik dışı veya alakasız düşünce üretir. Yolda birini yakışıklı bulman, beyninin görsel korteksinin bir estetik algıyı saniyeler içinde kaydetmesinden başka bir şey değildir. Bu, sevgilini daha az sevdiğin ya da sadakatsiz olduğun anlamına gelmez; bu sadece canlı bir zihne sahip olduğun anlamına gelir. Eskiden böyle hissetmiyor olmanın sebebi, o zamanlar ilişkinin bu kadar kaybedilmemesi gereken bir kale gibi hissettirmemesiydi. Şimdi ise en ufak bir esinti bile kaleyi yıkacakmış gibi geliyor ve sen kapıları korumak için sürekli zihnini denetliyorsun. Bu denetleme hali (yani , Acaba baktım mı?, Acaba ne hissettim? diye sormak), aslında kaygını dindirmek yerine onu daha da harlıyor. Tıpkı kaşınan bir yeri sürekli kaşımak gibi; kaşıdıkça rahatlıyorsun ama yara daha da büyüyor.

Zihnine o suçluluk uyandıran düşünce geldiğinde onu durdurmaya çalışma. Sadece isimlendir: 'Şu an zihnimden bir sadakat sorgulaması geçiyor' de ve geçmesine izin ver. Onu reddettikçe daha da güçlendiğini fark edeceksin.

Birini yakışıklı bulup bulmadığını kontrol etmek için tekrar bakma ya da 'ne hissettim?' diye içini yoklama. O an zihninde bir belirsizlik kalsa bile buna tahammül etmeye çalış. Cevap bulmaya çalışmadığında, o sorunun bir süre sonra önemini yitirdiğini göreceksin.

Düşüncelere daldığın anlarda hemen fiziksel dünyaya dön. Çevrende gördüğün 5 nesneye, duyduğun 4 sese, dokunduğun 3 dokuya, kokladığın 2 kokuya ve tadabildiğin 1 şeye odaklan. Bu, zihnindeki hayali mahkemeden çıkıp ana dönmeni sağlar.

Sadakat bir duygu değil, bir eylemdir. Sevgilin için güzel bir şey yap, onunla kaliteli vakit geçir. Zihninden ne geçerse geçsin, sen davranışlarınla sevgine sahip çıkmaya devam et.

Kendinden nefret etmene hiç gerek yok, çünkü şu an yaşadığın şey senin karakterinle ilgili değil, sadece zihninin bir kaygı döngüsüne girmiş olmasıyla ilgili.


Sevgilerle


Uzm. Klinik Psikolog Şevval KURNAZ ÜNYILMAZ

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular

Kaygı

Duygumdan nasıl emin olurum

Ezgi hanım merhabalar💐,aslında genel olarakta anksiyeteye yatkın birisiyim örneğin bir misafir beklediğimde herşeyin mükemmel olmasını isterim en iyisi olsun isterim zamanında yetişsin isterim ve aşırı stres yaşarım,bu benim huyum sanıyorum çünkü hiç bırakamadım yani mutlu giden ilişkimde partnerim bianda soğuk olursa ve ben bunu hissedersem yemek yiyemem ondan mesaj beklerim bütün günüm mahvolur ki partnerim içinde bu böyle trip atıyorsam o hatalıysa gerçekten moralim düzelene kadar onunda morali bozuluyo beni o yüzle görmek istemiyormuş. Aslında benim duygusal ihtiyaçlarım bu ilişkide daha önceden çok daha karşılanıyordu ama yaklaşık 5-6 aydır bu eksik yeterince iletişim kuramıyoruz işlerinden kaynaklı ve ben haliyle bu duruma bozuluyorum çünkü en ufak bir afedersin kusura bakma konuşması yapmıyor direk benim hayatıma devam etmemi istiyor ve ben bunu kabul edemiyorum,zorundaymışım gibi bi tavır olarak görüyorum bu durumu ve kimse hiçbişeye zorunda değil. Ben naz yapmak istiyorum trip biz kadınların en doğal hakkıyken ben bundan da nasibimi alamıyorum yani ben bişey yapmadım kusura bakma diyo ki buluşma ayarlayamayan partnerim bu durumda. Yani şuanda daha öncede sizinle paylaştığım üzere de gelgitli bir dönemdeyim ama şununda farkındayım duygusal bir olgunluk yaşadım bunu çok zor geçirdim aşırı zor geçirdim yani kaç defa sizlere yazdım bilmiyorum ama çocuk gibi severken şimdi olgun gibi seviyorum bu bana yeni gelen bi duygu evet heyecan var ama o eski çocuksu şeyler yok daha olgun tavırlar ve düşüncelerdeyim daha kadın olduğumu hissediyorum. Evliliğe adım atmama sebebimde babamla yaşayamadığım anlar ve vakitler şuanda emekli oldu ve tamamen bizimle bu zamanların tadını çıkartmak istiyorum çünkü zaman çok kısa evet belki bizim içinde kısa ama bilemiyorum:(. Geçmişte yaşadığım hiçbir kaygım yok açıkçası en uzun ilişkimi yaşıyorum şuanda kimseyle evlilik düşünmemiştim biz evlilik için çeyizlik eşyalarımızı bile aldık o kadar ileri gittik ama o geçmişteki bendi Buda şimdiki ben istemiyorum tamamen değil sadece evlilik olgunluğu yuva kurabilme hissiyatı bunların üstesinden gelmem için gerçekten o kıvama gelmem lazım yoksa çabuk pes ederiz. Bu ilişkiye gerçekten çok değer veriyorum kendimi huzurlu hissettiğim mutlu hissettiğim sayısızca an var ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum bilemiyorum tabiki ama henüz konuşamadık partnerimle iyi sonuçlanırsa inşallah böyle devam eder:). Ailemle ilişkimi hiç kıyaslamadım aslında Ezgi hanım çünkü burası çoğunluk ve alışılmış bir düzen diğer tarafta sadece ikimiz ve çok sakin bir ortam,ailemle beraberken herkes kendi düzenindeyken ben partnerimle beraber oluyorum yani mesajlaşıp konuşuyoruz her zaman hep beraber olamayız babam tv izlerken kardeşim ders çalışıyor ve ben tek kalıyorum kendisi de o durumda öyle tabi ama o tek çocuk evi kalabalık değil oda annesini bırakmak istemiyor benim gibi evlerimizde çok uzak şimdi o yakın istiyor annesine bende babama yakın istiyorum hatta alt katında yaşasak nasıl mutlu olurum ama bu süreç biraz zor olucak gibi görünüyor.