İlişkimde nasıl iyileşebilirim?
Lise 2de biriyle tanıştım. Herkese çok mesafeli daha önce hiç ilişkisi olmamış biriydi. Sevgili olduk bir süre sonra ayrıldım kendisinden çocuktuk. 1 sene kadar karşıma çıktı sürekli ağladığını beni çok özlediğini söyledi tekrar ilişkiye başladık. Bu süreçte bana çok yakındı çevresinden sürekli beni unutamadığını duyuyordum. Ailesiyle tanıştım o da aynı şekilde tüm çevremiz birbirimizi biliyor ve beraber bi gelecek kuruyorduk. Zamanla aramızdaki bağ zayıfladı ama seneler bu şekilde geçti gitti 6 senenin sonunda kavga edip duruyorduk ve ayrıldı. 1 ay kadar sonra karşıma çıkıp bensiz yapamayacağını söyledi. Ayrılık sürecinde arada yazıyor yada evimin önünden geceleri arabayla geçiyordu. Barıştıktan 6 ay kadar sonra bir kızla aldattığını öğrendim. Fiziksel olarak değil ama 3 gündür konuşuyorlarmış arıyor yanına gidiyormuş. Bunu öğrenince kendisini terk edecektim ayağıma kapandı özürler diledi. Ben 6 sene ve ona olan sevgimden dolayı affettim. 1 ay kadar çok güzel davranıyordu. Daha sonrasında minik bir tartışmada patlak verdi ve tekrar ayrıldı. Bu sefer ona asla dönmeyeceğimi tamamen bittiğini söyledim. Ancak yanıma gelip uzun uzun bensiz olmadığını kesinlikle anladığını beni kafasından atamadığını söyledi. sonuç olarak tekrar barıştık. Güven duygum perişan halde olduğu için eski kendimi çok özlüyorum. Onu üzmek istemiyorum ve ilişkimizi kurtarmak istiyorum oda beni çok sevdiğini her şeyi aşacağımızı söylüyor. Eski kendime güvendiğim neşe saçtığım ve ona guvendiğim halime onunlayken dönebilir miyim?
Bu soru 28 Ocak 2026 17:04 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba, anlattıklarınız yalnızca uzun soluklu bir ilişki deneyimiyle sınırlı değil; bağlanma, güven ve terk edilme temaları etrafında şekillenen daha derin ve karmaşık bir zemine işaret ediyor gibi görünüyor. Günlük yaşamda ilişkiler kurarken, çoğu zaman farkında olmasak da rastgele insanlarla ve rastgele bağlar kurmayız. İster romantik ilişkiler olsun ister arkadaşlık ya da iş ilişkileri geçmiş deneyimlerimizin izlerini taşıyan, iç dünyamızdaki bazı temalarla örtüşen kişilere yöneliriz.
Başka bir ifadeyle, içimizde bir yerlere dokunan insanlar bizde devam etme isteği uyandırır.
Dokunulan bu yer bazen sizin için tamamlayıcı bir alan olabilir; kendinizi eksik ya da korunmaya muhtaç hissettiğiniz bir noktayı kapsayan, destekleyen bir bağ sunar. Bazen ise tam tersine, sizi zorlayan, tetikleyen ve eski yaralarla temas eden bir ilişki dinamiği devreye girer. Bu tür ilişkiler, tanıdık olduğu için güçlü bir çekim yaratabilir fakat aynı zamanda duygusal olarak yorucu da olabilir.
Burada bir an durup düşünmenizi istiyorum. Partnerinizle kurduğunuz bu ilişki, size daha önceki hangi ilişkilerinizi anımsatıyor olabilir? Hayatınızda kiminle birlikteyken kendinizi benzer şekilde hissettiğinizi hatırlıyorsunuz? Bu duygular ilk kez bu ilişkide mi ortaya çıktı, yoksa tanıdık bir his mi?
Bir başka açıdan bakacak olursak; partneriniz sizin iç dünyanızda kimi temsil ediyor olabilir? Onunla kurduğunuz bağ, sizin hangi duygusal ihtiyacınıza karşılık geliyor ya da hangi eksikliği tamamlıyor gibi hissediliyor? Bazen bir ilişki, yalnızca iki kişi arasındaki bağdan ibaret değildir geçmişten gelen ihtiyaçların, beklentilerin ve çözülmemiş duyguların da devamı hâline gelebilir.
Bu noktada önemli olan, bu ilişkiye yalnızca bugünkü yaşantılar üzerinden değil sizin geçmişten bugüne taşıdığınız duygusal örüntüler üzerinden de bakabilmektir. Çünkü bazı ilişkiler, içinde bulunduğumuz anda bize ne yaşattığından çok, geçmişte çözülmeden kalan duygulara temas ettiği için güçlü ve vazgeçilmez hissedilebilir. Bu durum, ilişkinin sağlıklı ya da sürdürülebilir olup olmamasından bağımsız olarak, içsel bir tanıdıklık duygusu yaratır.
Bazen bir ilişkide kalma isteği, karşı tarafın kim olduğundan çok, o ilişkinin içimizde tuttuğu duygusal temsille bağlantılıdır. Partnerinizle yaşadığınız yakınlaşma ve kopuş döngüleri, sizde yoğun duygular uyandırıyor olabilir; ancak bu yoğunluk her zaman güvenli bir bağa işaret etmeyebilir. Kimi zaman bu tür ilişkiler, kişinin görülme, değerli hissetme ya da terk edilmeme ihtiyacına güçlü bir yanıt verirken aynı zamanda incinme ve hayal kırıklığı riskini de içinde barındırır.
Burada birlikte ele alınması gereken bir diğer nokta da sizin bu ilişki içinde kendinizi nasıl konumlandırdığınız. İlişkiyi ayakta tutmak için ne kadar sorumluluk alıyorsunuz, hangi noktalarda kendi ihtiyaçlarınızı geri plana itiyorsunuz? Partnerinizin zorlandığı ya da kaçındığı yerlerde, yükü çoğunlukla siz mi taşıyorsunuz? Bunlar, ilişkinin dinamiğini anlamak açısından önemli sorular.
Ayrıca, güvenin sizin için ne anlama geldiğini de düşünmek faydalı olabilir. Güven, yalnızca incitici bir davranışın tekrarlanmaması değil; duygusal olarak öngörülebilir, tutarlı ve sizi sakinleştiren bir bağ içinde hissedebilmekle de ilgilidir. Eğer bir ilişki, sizi sürekli tetikte tutuyor, kendinizi koruma ihtiyacını canlı tutuyorsa bu durum zamanla neşenizi, canlılığınızı ve kendinize olan güveninizi aşındırabilir. Bu yüzden sizin deyimizle “eski neşeli hale dönmek” zor olabilir.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.