İnsanlarla konuştuktan sonra neden pişmanlık duyuyorum?
Merhabalar, 25 yaşındayım. Sorumluluğum olan bir işe, sorulan bir soruya ya da ilgimi çeken bir konuya başlarken, o alanda bilgi sahip olmak adına, enine boyuna araştırma yapar kılı kırk yarıp özümsemek beni çok mutlu eder. -Özellikle mekanik şeylerin çalışma prensibini zihnimde düşünürüm.- Zihnim sürekli bu tür durumlarda en iyi sonucu almam için o alanda en çok bilgiye ulaşmam daha doğrusu kusursuz bir biçimde bilgilenmem gerektiğini hisseder ve öyle de yapmaya çalışırım. Bunun artısıysa, etrafımdaki insanların bir şeyler alırken veya karar vermeden önce bana danışmalarıdır; eksiyse günlük olarak böyle biri olmam çok yorucu. Farkındalığı gereğinden yüksek, mükemmeliyetçi biriyim.
Bunun yanında en önemli sorunum hemen hemen aklınıza gelecek her detayı daha doğrusu konuşulan ve yaşanılan her detayı -geleceğe ya da geçmişe dönük- aklımdan bir akış halinde geçmesi ve sürekli düşünmekte olmam. En zorlayıcı olanı: Bir sosyal ortamda ya da telefondan bir akrabamla veya arkadaşımla konuşurken, bir şaka ya da fazla açıklama yaparsam sanki karşıdakine yanlış bir şey demişim ya da koz vermişim veya onu söylememem gerekmişte söylemişim gibi hissediyor, ek açıklamalar yapıyor telefonu kapadıktan sonra konuştuklarımı anneme anlatıyor onun onayına göre rahatlıyor veya tedirgin oluyorum. Bunların hepsinin farkındayım fakat konuştuktan hemen sonra o kişiye karşı kendimi kafamda küçültüyor ve değersizleştirmeye başlıyorum. Nasıl bir yol izlemeliyim?
Bu soru 16 Ocak 2026 18:52 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Psikoloğun Videolu Cevabı
Video Transkripti
Merhaba, ben senin bu yazdığını videoyla yanıt vermek istedim. Yazdıklarından yola çıkarak, insanlarla konuştuktan sonra yaşadığım pişmanlık hissi ele aldığımızda bunun çoğu zaman konuşmanın kendisinden değil de konuşma sonrasında zihinde otomatik olarak beliren düşüncelerden kaynaklandığını düşünüyorum.
Bu düşünceler genellikle otomatik düşünceler çok hızlı ortaya çıkarlar ve sorgulanmadan kabul edilir, duygularımızı doğrudan etkiler. Konuşma bittikten sonra zihninden "keşke konuşmasaydım", "yanlış bir şey söyledim" gibi cümleler geçiyorsa bunlar otomatik düşünce zaten ve bunlar gerçeğin kendisi değil, zihnin o anki algısının bir ürünü.
Bu düşünceler fark edilmediklerinde kişiye gerçekmiş gibi hissettiriyor ve bizim sosyal ilişkilerimizi, duygusal bağımızı, duygusal ilişkilerimizi de çok kolay etkileyebilir. Bu da buradan önemli bir nokta. Çoğu zaman kanıta değil varsayımlara dayanırlar otomatik düşünceler ve karşıdaki kişinin ne düşündüğüne dair somut bir bilgi yokken en olumsuzu seçerler.
Bu da zihin belirsizliği toler etmek için zorlandığında boşlukları kendisi doldurur, senaryolar yaratır. Senin durumunda konuşma anında değil konuşma bittikten sonra devreye giren bir değerlendirme süreci görüyorum. Yani sosyal becerilerin ya da sosyal ilişkilerinle alakalı bir problemden kaynaklı değil. Zihnin adeta bir denetçi gibi çalışıyor. Daha iyi olabilir de üzerinden sorgulanıyor olabilir.
Bizim sormamız gereken soru şu burada: Bu düşünce %100 doğru mu? Yani zihnimin ürettiği bir yorum mu? Çoğu zaman fark edilir ki arkadaşın bu durumda olsaydı eminim ki daha anlayışlı ve esnek bir bakış açısıyla görebilirdin, davranabilirdin. Ama söz konusu olduğumuzda maalesef bu esnekliği kaybediyoruz.
Bu da otomatik düşüncelerin ne kadar ikna edici ama aynı zamanda da sorgulanabilir olduğunu bize gösteriyor. Bir diğer önemli nokta, zihnin seni eleştirerek de korumaya çalışıyor olabilir. Bir daha hata yapma niyetiyle çalışıyor bu sistem. Uzun vadede kişinin kendine olan güvenini, ilişkilerini maalesef zedeleyebilir.
Amaç burada sesleri susturmak değil. Yani daha çok onu fark etmek, sınırlarını çizmek, gerektiğinde daha gerçekçi, alternatif bir düşünce koyabilmek. Örneğin "yanlış anlaşıldım" yerine ya da "keşke konuşmasaydım" yerine "karşındaki kişinin ne düşündüğünü bilmiyorum ve bu konuşmanın kusurlu olması benim ya da onun değerini düşünmez, ilişkimizi zedelemez" gibi daha dengeli bir düşünce yerleştirilebilir.
Unutmayalım zaten insan ilişkileri tamamen kusursuz olmaz. Her şey hatasız ilerlemez. Duraksamalar, sonradan akla gelen cümleler olabilir. İlişkilerin doğasında bu vardır. Pişmanlık döngüsünün ciddi anlamda otomatik düşünceleri fark edersek kırabiliriz, hafifletebiliriz.
Bu noktada zihnimize böyle otomatik bir düşünce geldiğinde şu egzersizi yapmamız da yararlı olabilir. Düşünceyi yakalayacağız. "Yanlış bir şey söyledim" ya da "keşke söylemeseydim." Bu düşünceyi sadece yakalamana yeterli. Değiştirmeye çalışma. İkinci olarak küçük bir durak. Bu bir düşünceyi fark etmek. Bu bir düşünce. Sadece bunu fark etmek. Gerçek mi yanlış mı diye karar vermeye çalışma. Sadece bunun zihninin ürettiği bir yorum olduğunu fark et.
Ve üçüncü olarak da kanıt varsayım ayrımı. Bunu destekleyen bir somut kanıtım var mı? Zaten çoğu zaman hayır olur. Bu düşüncenin otomatik bir varsayım olabileceğini bu gösterir. Ve daha dengeli bir cümle. Yani "keşke konuşmasaydım" demek yerine "belki mükemmel değildi ama konuşmanın tamamen kötü olduğu anlamına da gelmiyor" diyebilmek.
Ve bedene dönüyoruz son olarak. Zihni hala dönüyorsa bulunduğun yerde ayaklarını yere basmanı istiyorum. Bastığını hisset. Omuzlarını gevşet. Ve bir nefes al. Bazen zihinle değil bedenle durmak daha önemlidir. Bizi zihnimizden uzaklaştırır. Düşüncelerimizden uzaklaştırır. Ve otomatik düşünceleri fark etmemizi sağlar. Bazen sesleri susturur. Umarım bu dediklerim sana yardımcı olabilir. Dediğim gibi bu egzersizi deneyebilirsin. Eminim ki işine de yarayacak.
Cevabınız son derece açıklayıcı ve mantıklı geldi. Üstelik videolu anlatarak daha da bir derinlik katmışsınız. Dediklerinizi dikkate alacağımdan elim olabilirsiniz. Teşekkür ederim hocam.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.