• Anasayfa
  • Sorular
  • kaygıların gündelik hayatıma olan etkisini nasıl azaltırım?
Psikoloji

kaygıların gündelik hayatıma olan etkisini nasıl azaltırım?

Gizli Kullanıcı14 Aralık 2025 00:21

merhaba ben bi süredir istemediğim düşüncelerle mücadele ediyorum istemediğim düşüncelerden kastım asla kesinlikle yapmam bana çok ters kurallarıma karakterime çizgime kesinlikle ters dediğim düşünceler. örnek vermek gerekirse dinime bağlı olduğum bi dönemde yaşadığım dinden çıkma ve dinimin yanlış olabileceğine dair korkum diyebilirim. dikkat ederseniz dinime bağlı olduğum dönemde dedim çünkü dönem dönem farklı konularda bunu yaşıyorum ve o dönem hayatımda ne çok önemliyse ona yanlış yapma korkum çok yoğun oluyor ve bu tarz düşünceler aklıma gelip günümü hayattan aldığım zevki zehir ediyor diyebilirim. şuan çok sevdiğim biriyle bi ilişkim var ve sorsanız çok seviyorum diyebilirim olmadığını düşünmek bile beni çok üzmeye yeter. aklıma ise ya onu aldatırsam ya aldattıysam geçmişte,ya başkasından hoşlanırsam hoşlandıysam birini beğenirsem (örneğin toplu taşımada birini gördüğümde) beğendiysem

yakışıklı bulduysam vb düşünceler aklıma geliyor. aldatmak asla yapmayacağım,hiç yapmadığım ve normalleştirmeyeceğim bir konu ama bunlar aklıma gelince ya aldattıysam diye acayip derecede rahatsız oluyorum. bunun yanında ya yalan söylediysem ya söylersem bi şeyi söylerken dikkat etmediysem ve yalan olduysa gibi şeyler de aklıma geliyor ve beni aynı şekilde haftalarca rahatsız edip hayatımı zehir ediyor ve bir hatırlayamama durumu yaşıyorum acaba öyle miydi gibisinden. bunun hayatıma olan etkisini azaltmak için ne yapmam gerekiyor ve bu durumu nasıl tanımlarız?

Bu soru 18 Aralık 2025 20:10 tarihinde Psikolog Emine Sena Uzun tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Merhaba. Anlattıkların çok yorucu, insanın zihnini içten içe kemiren bir süreç ve bunu bu kadar açık ifade edebilmen gerçekten önemli. Şunu en başta net söylemek isterim: Yaşadığın şey, “kötü düşüncelerim var” durumu değil; tam tersine, değer verdiğin şeyleri kaybetme korkusunun zihinde kontrolden çıkması gibi görünüyor.


Dikkat edersen, aklına gelen düşünceler hep senin için en kıymetli, en hassas, en dokunulmaz olan alanlarla ilgili. Dinine bağlı olduğun dönemde dinle ilgili, sevdiğin biri varken sadakatle ilgili, dürüstlüğe önem verdiğin için yalanla ilgili… Yani zihnin sana “sen böylesin” dediği şeylere saldırıyor. Bu düşünceler senin karakterini yansıtmıyor; tam aksine, karakterinin ne kadar net olduğunu gösteriyor. Çünkü gerçekten yapmak isteyeceğin, normalleştireceğin bir şey olsaydı bu kadar rahatsız olmazdın, bu kadar korkmazdın, bu kadar kendini sorgulamazdın.


Burada seni asıl yoran şey, düşüncenin kendisi değil; o düşünce geldiğinde zihninin hemen şunu demesi: “Ya bu gerçekse?” “Ya bunu yaptıysam?” “Ya fark etmeden yaptıysam?”


Ve bu noktadan sonra zihnin durmuyor. Hatırlamaya çalışıyorsun, kanıt arıyorsun, kendini didikliyorsun. Ne kadar düşünürsen o kadar bulanıklaşıyor, ne kadar emin olmaya çalışırsan o kadar emin olamıyorsun. Bu da seni günlerce, haftalarca aynı yerde kilitli tutuyor. Hayattan aldığın keyfin zehir olmasının sebebi de bu.


Önemli bir nokta şu: Bir düşüncenin akla gelmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez. İnsan zihni bazen tam da “asla yapmam” dediğimiz şeyleri önümüze atar. Bunu bir tehdit gibi sunar. Sen de bu tehdidi ciddiye aldıkça, zihnin “demek ki bu önemli” deyip daha çok üretir. Yani aslında kaçmaya çalıştıkça, düşünce daha da yapışır.


Toplu taşımada birini fark etmek, birini yakışıklı bulmak, bir anlık bir görüntü ya da çağrışım yaşamak insan olmanın bir parçasıdır. Ama senin zihnin bunu alıp hemen “bu sadakatsizlik mi?”, “bu aldatma sayılır mı?”, “ya bu beni kötü biri yapıyorsa?” noktasına taşıyor. İşte yük burada başlıyor. Çünkü sen bir düşünceyi değil, o düşüncenin seni nasıl bir insan yaptığı fikrini yargılıyorsun.


Bu durumla başa çıkmanın ilk adımı, düşüncelerle savaşmayı bırakmak. Onları kovmaya çalışmak, bastırmak, “sakın düşünme” demek işe yaramaz; hatta daha çok geri gelirler. Yapman gereken şey, o düşünce geldiğinde şunu fark edebilmek:

“Bu benim zihnimin ürettiği bir senaryo. Bir gerçek değil, bir niyet değil, bir eylem hiç değil.”


Hatırlamaya çalışmak, defalarca kendini sorgulamak, “emin olmaya” çalışmak seni rahatlatmıyor; aksine bu döngüyü besliyor. Bazen en sağlıklı duruş, “Evet, aklıma böyle bir düşünce geldi ve bu hoşuma gitmiyor ama bu düşünceye cevap vermek zorunda değilim” diyebilmek.


Bu yaşadıkların değişmez bir kader değil. Zihnin şu an seni korumaya çalışırken aşırıya kaçıyor. Kontrol etmeye çalıştıkça daha çok kontrolden çıkıyor. Ama bu farkındalıkla birlikte, bu döngü yavaş yavaş çözülebilir. Destek almayı düşünmen çok yerinde bir adım; çünkü bu süreçte insanın tek başına yükü taşıması gerçekten çok zor.


Şunu bilmeni isterim: Sen düşüncelerinden ibaret değilsin. Sen değerlerinden, seçimlerinden ve yaptıklarından ibaretsin. Ve anlattıkların, kötü biri olmaktan korkan değil; iyi biri kalmak için kendini fazlasıyla zorlayan birini gösteriyor. Bu yük hafifleyebilir. Zihnin biraz sakinleşebilir. Ve sen, sevdiğin şeyleri korkuyla değil, daha güvenli bir yerden yaşayabilirsin.


💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler

1
Bulut Meditasyonu
Bulut meditasyonu, zihinden geçen düşünceleri yargılamadan fark edip nazikçe bırakmayı öğretir. Düşü...
Meditasyon⏱️ 4 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →
alinti

gerçekten anlaşıldığımı hissettim çok teşekkür ederim☺️☺️

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

sizin yorumunuzu okuduktan sonra kendimi çok rahatlamış hissettim ve gerçekten bi süre böyle düşünceler beni eskisi kadar rahatsız etmemeye başlamıştı oldukta seyrelmişti. bu aldatma korkum belirli kişiler etrafında dönüyor yani örnegin a kişisini mi begendim hoslandım mı gibi ve o kisinin adının benim disimda anılması(ben anmıyorum tanımıyorum bile sadece adını biliyorum konuşmadım hiç konuşmam da)beni cok rahatsız ediyor sevgilisi oldugunu da bildigim bi insan kendisi ve bu durum beni düsündügümde rahatsız eden bi sey degil hatta aksine onun bana bi sey hisetme ihtimalinin olmaması benim icin iyi ancak bugün bi arkadasim adını söylediginde ve sevgilisiyle fotpgrafınu gösterecegini söylediginde terlemeye basladım nefes darlıgı yasadım kötü hissettim kendimi sanki yüzünü görünce adını duyunca tetikleniyor gibi hissediyorum hoslanıyo musun yoksa sevgilisi oldugunu duyunca kendini kötü hissecek misin bak kontrol et der gibi oluyorum kendime sanki kendimi sınamak gib bunlardan nası kurtulabilirim gerçekten bi duygum hissim oldugu icin mi böyle düsünüyorum yoksa sevgilimi aldatmaktan korktugum icin mi ki sevgilimi cok seviyorum ve bu aldatma korkusu yasadigim kisiler bu konu dısında aklıma gelmiyor ve bana karsi herhangi bir hisleri olsa asla umursamam

5 Ocak 2026 18:57
Psk. Emine Sena Uzun

Merhaba sevgili danışan, Burada seni zorlayan şey o kişiye dair bir duygu değil, “ya bir şey hissedersem” ihtimalini kontrol etme çabası. Yani sorun kişi değil, zihninin o kişi üzerinden seni sınaması. Dikkat edersen bu tetiklenme, o kişinin adını duyduğunda ya da yüzünü göreceğini düşündüğünde başlıyor. Ve o anda zihnin hemen devreye giriyor: “Bak bakalım ne hissedeceksin.” “Kontrol et.” “Eğer bir şey olursa bu çok kötü olur.” İşte bu noktada beden alarm veriyor. Terleme, nefes darlığı, sıkışma… Bunlar hoşlanmanın değil, korkunun tepkileri. Çünkü sen aslında “ona bir şey hissediyor muyum?”u değil, “sevdiğim insana ihanet edebilecek biri olur muyum?”u kontrol etmeye çalışıyorsun. Bu yüzden bedenin rahatlamıyor; tam tersine daha da geriliyor. Gerçek bir duygu olsaydı, zihnin bunu yakalamaya değil akmasına izin vermeye meyilli olurdu. Merak, yakınlaşma, tekrar görme isteği gibi şeyler olurdu. Ama sende olan şey kaçma, panik, iğrenme ve yoğun suçluluk korkusu. Bu fark çok önemli. Aslında sen o kişiden değil, kendinden şüphe etmeye zorlandığın için tetikleniyorsun. Zihnin seni bir sınava sokuyor ve sen her seferinde bu sınava girmeye çalıştıkça döngü güçleniyor. “Bunlardan nasıl kurtulabilirim?” sorusunun cevabı şurada başlıyor: Kendini sınamayı bırakmak. Adını duyunca “bakalım ne hissedeceğim” dememek. O düşünce geldiğinde onunla tartışmamak, kanıt aramamak. Bunun yerine içinden şunu demeyi dene: “Zihnim yine beni test ediyor. Bu hoş bir düşünce değil ama bunu çözmek zorunda değilim.” Başta bu kolay gelmeyebilir. Çünkü zihnin netlik ister. Ama her seferinde kontrol etmeye çalışmak, bu korkuyu besliyor. Kontrol etmeyi bıraktıkça, bu tetiklenmeler zamanla zayıflar. Bu korku sevgisizlikten değil, fazla önemsemekten doğuyor. Sevgilini önemsediğin, değerlerine sıkı sıkıya bağlı olduğun için zihnin bu alanı kurcalıyor. Sen düşündüklerinden ibaret değilsin. Sen seçimlerinden ibaretsin. Ve yazdıkların, aldatmaya meyilli birini değil; aldatma ihtimalinden bile dehşete düşen birini anlatıyor. Bu döngü çözülebilir. Zihnin sakinleşebilir. Ve sen ilişkini korkuyla değil, daha güvenli bir yerden yaşamayı yeniden öğrenebilirsin. Dilersen bu süreci detaylı olarak konuşabiliriz.

6 Ocak 2026 20:55

Cevaplanmış benzer sorular