Kedim hayata gözlerini yumdu
Sokaktan aldık 1 hafta önce kediyi, Ağlamadım, anca 10-30 saniye ağladım oda kimsenin olmadığı bir ortamda, ağlamasam bile kedimin çektiği acılı anları hatırlayınca çok daha fazla canım sıkılıyor ve bunalıyor. Bu hikâye'de herkez suçluydu. Ailemin ihmalleri yüzünden öldü ve sözde uzman veterinerlerin eksik iq seviyesinden oldu.
Kedim 30 kasım saat öğlen 5 civarlarında gözlerini veteriner'de yumdu, tabi sokak kedisiydi ve yavruydu. Nedenmi hastalandı? Karnı şişti ben araştırma yaptım ve gaz olduğu kanaatına vardım ve doğru çıktı, biraz daha araştırdım ve enfeksiyon kaptığına dair kanaatına vardım buda doğruydu. (Hayvanın biyolojisine kadar araştırmıştım) Ancak sokak hayvanı olduğu için pireliydi ve pire yumurtaları yüzünden kansızlaşmıştı buda kötüydü onun için..
Veteriner ise ne yaptı? İlk ilaç verdi hemen kalbi durdu. Bizimkiler sorgulamamış bile ancak ben; veterineride suçlayacağım ailemide;
İlk kendime sormaya başladım veteriner niye ilk ilaç verdi? Ve ya neden vereceği ilacı kediye göre ölçmedi? Sonuçta kalbi durdurdu ilaç. Fazla Kansızdı evet ölçemezdi ancak en azından ilacı toz haline getirip azar, azar saatlerce verebilirdi veya pire yumurtalarını ilk önce temizleyip bir kaç saat bekleyip kedinin kalbinin kan pompalamasını bekleyebilirdi. Zaten kedide baya zayıftı sokaktan alınınca O hayata gözlerini yumdu ve ben onu en son kafasından öptüm. Mezara kadar bile eşlik ettim. Canımı sıkıyor bu durum.
Bu soru 2 Aralık 2025 20:30 tarihinde Uzman Klinik Psikolog Elif Kızılkaya tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Yaşadığınız kayıp gerçek, derin ve travmatik bir yas deneyimi. Anlattıklarınızdan, sadece bir kediyi kaybetmediğinizi; aynı zamanda koruma içgüdünüzün, çaresizlik duygunuzun, adalet algınızın ve güven duygunuzun da ağır biçimde sarsıldığını görüyorum. Bu yüzden yaşadığınız acı yalnızca “üzüntü” değil; içinde öfke, suçluluk, çaresizlik, ihanet ve yoğun bir vicdani yük barındırıyor. Bu duyguların her biri, böylesine beklenmedik ve kontrolünüz dışında gelişen bir kayıp sonrası psikolojik olarak son derece anlaşılır ve insani tepkilerdir.
Ağlamamış ya da kısa süre ağlamış olmanız, acınızın az olduğu anlamına gelmez. Bazı insanlar duygularını gözyaşıyla, bazılarıysa zihinde tekrar eden görüntüler, suçlayıcı düşünceler ve boğucu sıkışma hissiyle yaşar. Sizde görünen; bastırılmış bir yasın, zihinsel olarak sürekli geri dönmesi ve bedensel bir sıkışma olarak yaşanmasıdır. Özellikle kedinizin acı çektiği anları tekrar tekrar hatırlamanız, travmatik yas dediğimiz bir sürece işaret eder. Bu tür yaslarda kişi, kaybın kendisinden çok ölüm anına, ihmale ve “neden daha farklı olmadı?” sorusuna takılı kalır.
Öfkenizin hem ailenize hem veterinere yönelmiş olması çok anlaşılır. Çünkü şu an zihniniz, yaşanan bu kaybın bir sorumlusu olmak zorunda olduğu fikrine tutunuyor. İnsan psikolojisi, özellikle ani ve önlenebilir olduğunu düşündüğü kayıplarda, belirsizliğe katlanamaz; mutlaka bir suçlu arar. Bu, adalet arayışı kadar, aslında kontrol duygusunu geri kazanma çabasıdır. “Eğer biri hatalıysa, bu bir daha tekrar etmez.” diye düşünür zihin. Bu yüzden suçlama, çoğu zaman öfkenin arkasına gizlenmiş bir çaresizlik savunmasıdır.
Kendinizi de çok sert biçimde sorguladığınızı görüyorum. “Daha fazla araştırdım, biyolojisini öğrendim, doğru şeyleri düşündüm ama yine de kurtaramadım” duygusu, kişide yoğun bir yetersizlik ve suçluluk yaratır. Ancak burada önemli bir psikolojik gerçek var:
Sorumluluk ile kontrol aynı şey değildir. Siz elinizden geleni yapmaya çalışmışsınız; araştırmışsınız, fark etmişsiniz, gayret göstermişsiniz. Ancak sokaktan yeni alınmış, ağır kansızlığı olan, enfeksiyon geçiren, yavru bir hayvanın yaşama tutunamaması, ne yazık ki çoğu zaman insan iradesinin ve bilgisinin ötesinde bir biyolojik süreçtir. Bunu bilmek, acıyı hemen azaltmaz ama kendinizi acımasızca yargılamanın önüne geçmek için gereklidir.
Onu son kez öpmeniz, mezarına kadar eşlik etmeniz; bu, sizin bağ kurma kapasitenizin, şefkatinizin ve sorumluluk duygunuzun güçlü olduğunu gösterir. Bu davranışlar, psikolojik olarak “onu yalnız bırakmadım” diyebilmenizi sağlayan anlamlı veda ritüelleridir. Fakat şu an zihniniz, vedaya değil; “keşke”lere tutunmuş durumda. “Keşke önce pireleri temizletseydik… Keşke ilacı böyle vermeselerdi… Keşke biraz daha bekleseydik…” Bu “keşke”ler yasın en yorucu evresidir, çünkü kişi kendini sürekli kendi gücünü aşan senaryolar üzerinden yargılar.
Şunu açıkça söylemek isterim:
Şu an yaşadığınız sıkıntı, patolojik bir durum değil; tam tersine, yoğun bir bağın ardından gelen sağlıklı ama zor bir yas tepkisidir. Ancak bu yas, suçluluk ve öfkeyle birleştiği için çok daha ağır hissediliyor. Zihniniz sürekli geriye dönüp sahneleri tekrar tekrar oynatıyor ve her seferinde sizi yeniden yaralıyor. Bu, bir noktadan sonra kişinin ruhsal dengesini zorlayabilir.
Şu anda sizin için en önemli şey, kendinize şu soruyu sormayı yavaş yavaş öğrenebilmek:
“Ben elimden geleni, o anki bilgi ve duygusal kapasitemle yapmaya çalıştım mı?”
Cevap evet ise ki anlattıklarınıza göre evet ; o zaman bugün kendinizi yargılamak, o zamanki sizden insanüstü bir güç beklemek anlamına gelir.
Kedinizin kısa yaşamı, sadece acıyla değil; aynı zamanda şefkatle, korunma çabasıyla ve yalnız bırakılmamakla geçti. Sokakta isimsiz, sahipsiz ve korunmasız ölmek yerine; biri tarafından sevildi, öpüldü ve uğurlandı. Bu, onun hikâyesinin içinde çok kıymetli bir yer tutar. Şu an acının sizi boğması, bu sevginin derinliğini gösteriyor.
Eğer isterseniz, bu yas sürecinde:
- Kedinizle ilgili bir mektup yazmak,
- Onun adına küçük bir anı köşesi oluşturmak,
- Ve en önemlisi kendinize yönelik suçlayıcı cümleleri fark edip daha şefkatli iç konuşmalara dönüştürmek
- iyileşme sürecinizi destekleyebilir.
Son olarak şunu söylemek isterim: Siz kötü bir şey yapmış biri değilsiniz. Acı çeken birine yardım etmeye çalışan, bağ kuran, kaybedince de bunun yasını tutan bir insansınız. Şu anki yoğunluğunuz geçici olabilir ama bu tür bir kaybın insanda açtığı iz, zamanla kabuk bağlar; tamamen silinmez ama daha az kanar hale gelir
Uzman Klinik Psikolog Elif Kızılkaya
Çok sağolun, moralimi düzelttiniz mutsuz olsamda.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.