Kendimi çok sorguluyorum
Kendimi bir türlü rahat hissetmiyorum. İnsanlarla ilişki kuramıyormuşum gibi geliyor. Etrafımda bir sürü insan var ama samimiyet yok gibi. Yakın olduğum insanlar var ama onlarla da hep vakit geçirebileceğim konumda değil.Onlarla bile çok yazışmıyorum.Konuşsam da tam ne konuşacağımı bilemiyorum bazen o dengeyi kuramıyormuşum hissi var içimde.İnsanların benim hakkımdaki düşünceleri de beni yoruyor. Çoğunlukla unutulan, değer görmeyen biri gibi hissediyorum. Bana da öyle yazan, soran çok olmuyor. Ben de mi sorun var diye düşünüyorum çünkü bunu hep düzeltmeye çalışıyorum. İlişki kurmaya çalışıyorum, yazıyorum, ediyorum, arıyorum, hep ilgileniyorum. Mesela bir arkadaşıma yazdım. İzlemek istediğim bir anime filmi vardı. Onun afişini attım. O da o animeyi seviyordu. “Birlikte gidelim” dedi, tamam dedim. Sonra “ben sana döneceğim” dedi ama üstünden 1 hafta geçti mesela, dönmedi. Bunlar beni çok düşündürüyor. Çok mu düşünüyorum acaba, insanları böyle davranmam mı onları itiyor. Şu an insan ilişkilerine kafayı çok takmış durumdayım çünkü bu konuyla alakalı çok eleştirildim. Hep bir yorum yapıldı, hâlâ yapılıyor. Erkek arkadaşım tarafından bile yapılıyor. Yok nemrut suratlisin, yok mimiksizsin, yok anlaşılmayacak bir insansın. Yok sen kimseyi sevmiyorsun. Tepkilerin yok. Senden korkuyoruz. İnsanlara duygun geçmiyor. Gülmek için gülüyor gibisin vs. vs. Ekstra olarak çok lider ruhlu, disiplinli olduğumu düşünüyorlar. Asker mesleğine de yakıştırma yapıyorlar. İnsanlara kök söktüreceğimi düşünüyorlar. Kendimle alakalı da olabilir sorun; yaptığım her hareketi sorguluyorum. Bu da dışarıya yansıyor olabilir mimiklerimden, ruh hâli değişimlerimden. Artık yoruldum bu konulardan. Ne yapmam lazım? Ve bu ilişkilerin de çoğu şu anda iş ortamlarından. Dışarıda şu an pek bir ortamım yok. Ortaokul ve lise döneminde de çok zorbalık yaşadım, belki onların da etkisi olabilir. Bilmiyorum işte, durum böyle.
Bu soru 25 Aralık 2025 13:41 tarihinde Uzman Psikolog Gizem Yıldırım tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Anlattıklarınızı okurken, sanki kalabalık bir ortamda kendinizi içten içe yalnız hissettiğinizi duyumsuyorum. Çocukluğunuzda yaşadığınız zorbalığa belki bir de mizacı ekleyince, kendini sürekli eleştiren ve kendinden mutsuz olan birisi ortaya çıkmış gibi görünüyor. Sizce de öyle mi? İnsanın ruh hali de hemen bakışlarından, duruşundan etrafa yansır siz istediğiniz kadar saklamaya çalışın…
Evet belki de erkek arkadaşınızın, arkadaşlarınızın sizinle ilgili yaptıkları yorumlarda haklılık payları olabilir “dışardan bakınca”. Ama siz ne hissediyorsunuz? Neyin sonucunda dışarıya bu şekilde yansıyor asıl önemli olan bu.
Bahsettiğiniz örnek, anime filmi olayı… dışarıdan bakınca çok küçük bir şey gibi durabilir ama sizde şöyle bir yere dokunmuş olabilir: “Ben samimi bir adım atıyorum, hatta ortak ilgi alanımızdan konuşuyorum… ama yine de sanki yarım bırakılıyorum.” Bu ve benzeri durumlar da sık sık yaşanıyorsa şayet, siz de bir şeyleri yanlış yaptığınızı düşünüyor olabilirsiniz.
Hani denir ya bir insana 40 kere ne dersen o olur diye… Aslında o kadar doğru ki. Beynimiz öylesine bir organ ki, biz neye inanırsak veya neyi sürekli düşünürsek bize onu yaşatır. Örneğin Covid olmaktan çok fazla korkan birisi bunu sürekli dile getirirse, belki sadece zihnin bir oyunu bile olsa (plasebo), o belirtiler muhakkak bir şekilde insanın karşısına çıkabilir (Buna şahit olduğumu söyleyebilirim). Sizin de bahsettiğiniz, size yıllardır söylenen bazı etiketler var :”nemrut, mimiksiz, duygusuz duruyorsun, çok disiplinlisin, senden tam asker olur, lider ruhlu…” Düşünün, bir insan kendisiyle ilgili böyle yorumları tekrar tekrar duyduğunda, bir süre sonra kendi aynası da bozuluyor. “Ben gerçekten böyle miyim, yoksa beni böyle görmek mi işlerine geliyor?” sorusu kayboluyor, geriye sadece suçluluk ve yetersizlik hissi kalıyor.
Biraz da geçmiş yaşantılarınızda aile ilişkilerinize de odaklanmanızı önerebilirim. Size sürekli suçluluk hissetmenize sebep olacak eleştirel ebeveynleriniz var mıydı? Veya anne/babanız da sürekli kendini eleştiren, duygularını yansıtamayan bir yapıya mı sahiplerdi? Bunlar ve benzeri ihtimaller de sizde bu yapının gelişmesine sebep olmuş olabilir. Ancak bu konular psikoterapi seanslarında daha ayrıntılı görüşülmesi gereken konulardır.
Bu hafta biraz dışardan kendinizi gözlemlemeyi deneyebilirsiniz. Yaptığınız bir konuşmada neyi “yanlış” yaptığınıza değil de “nasıl hissettiğinize” odaklanmayı deneyin. Düşünce ve davranışların başında “duygular” yatar. Duygularınızı fark etmelisiniz ve anlamlandırabilmelisiniz ki aklınızdaki soru işaretleri yavaş yavaş ortadan kalksın. Bir diğer yandan da duygularınızı düşünüp fark ederken kendinizi hissettiğiniz duygudan dolayı suçlamamanız olacaktır.
Ayrıca kendinize bazı konularda esneklik tanımayı da öğrenmelisiniz. Örneğin, herkesle aşırı samimi olmak zorunda değilsiniz. Ve bir insanı tanırken önce yüzde 20’lik bir yakınlık, sonra yavaş yavaş yüzde 30, 40… Yani “hemen çok iyi arkadaş olmalıyız” baskısı yerine, küçük ve gerçek adımlara izin verin. Küçük paylaşımlar, kısa ama içten mesajlar, “bugün seni görünce aklıma şu geldi” gibi minicik cümleler… Bazen bunlar uzun konuşmalardan daha çok bağ kurdurur.
Yaşadıklarınız, mizacınız, vs… hayatta karşılaştığınız her olay ve insanlar size bir şeyler katıp karakterinizi şekillendirdi. Sizin yaşadıklarınızı farklı biri yaşamış olsaydı çok daha farklı bir durum ortaya çıkabilirdi. Herkesin yapısı kendine özgüdür iyisiyle de kötüsüyle de. Ben burada anlatılanlardan “yorgun ve yanlış anlaşılmış” genç bir kadın görüyorum. Bu konuda bir uzmanla adım adım çalışmanın size de iyi geleceğini düşünüyorum…
Sevgilerimle
Uzm. Psk. Gizem YILDIRIM
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Bulut Meditasyonu
Küçük Şükür Molası
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.