Kendimi hiç mutlu hissetmiyorum.
27 yaşındayım ve Kendimi çok uzun zamandır mutsuz hissediyorum. Hiçbişeyden keyif almıyorum, hiçbişey yapmak istemiyorum çoğu zaman biriyle buluşup kafeye otursam bile karşımdaki kişinin konuşmalarına odaklanamıyorum, uykulu oluyorum içime sıkıntı çöküyor hep. Kendimi beğenmiyorum. Kendimi güzel bulmuyorum ki işsiz dönemimde de ciddi bir kilo aldım. Kendimi hep başka insanlarla kıyaslıyorum hayatımda çok istediğim birçok şey olmadı ve insanların benim istediğim şeyleri bile kolayca elde etmesi beni üzüyor ve Adil gelmiyor. Derin arkadaşlıklar kuramıyorum. Geçmişimi toksik ilişkilerimi çok sık düşünüyorum. Aradan 3 sene geçmesine rağmen son ilişkimde narsist biriyleydi ve o kişinin sözlerini hayatımdaki o kötü olayları unutamıyorum. Şuan uzak mesafede de olsa çok iyi sağlıklı bir ilişkim var ama geçmişte aldatılmalarımı, anıları ve bu tarz şeylerimi unutamıyorum. İşimde var ama iş yerinde de özgüvensizliklerim var bazen biriyle konuştuğumda kendimi iyi ifade edemiyorum kelime bulamıyorum, dikkatimi veremiyorum, çoğunlukla konuşurken çok fazla söz kestiğimi söylerler. Benden çok güzel biriyle iletişim kurduğumda çekiniyorum kendimi zor ifade ederim mesela. Bütün bu hayatım beni mutsuz ediyor. Mutlu bir ilişkim olsa da, çalışıyor olsam da, ailem olsa da hayatımda beni mutsuz eden şeyler.
Bu soru 21 Şubat 2026 16:45 tarihinde Psikolog Tolga Özer tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Yaşadığınız bu derin mutsuzluk ve hiçbir şeyden keyif alamama hali, aslında geçmişin yüklerinin bugünkü hayatınızın üzerine örttüğü ağır ve geçirgenliği düşük bir örtü gibidir; 27 yaşındasınız ve dışarıdan bakıldığında kurulu bir işiniz, aileniz ve ilişkiniz olsa da, iç dünyanızda narsistik bir partnerin bıraktığı ağır öz-değer hasarlarıyla ve geçmişin hayaletleriyle amansız bir mücadele veriyorsunuz. Zihniniz o kadar çok geçmişteki toksik anılarla, aldatılma travmalarıyla ve size hissettirilen yetersizliklerle meşgul ki, şu anki sağlıklı ve güvenli ilişkinizde bile kendinizi tam anlamıyla teslim etmekte zorlanıyor, sosyal ortamlarda odağınızı kaybederek kelime bulmakta ya da karşınızdaki kişiye dikkat vermekte ciddi güçlük çekiyorsunuz. Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslamanız, insanların başarılarını "adaletsiz bir kolaylık" olarak görmeniz veya iş yerindeki özgüvensizliklerinizi kişiliğinizin kalıcı bir parçası gibi algılamanız, aslında o narsistik partnerin zihninize sistematik olarak ektiği olumsuz seslerin ve çarpıtılmış gerçeklerin bir devamı niteliğindedir. Oysa yaşadığınız bu odaklanma sorunu, uykululuk hali ve konuşurken ortaya çıkan dürtüsel söz kesme davranışları, karakterinizden kaynaklanan kusurlar değil; zihninizin yaşadığı yüksek kaygının, bitmek bilmeyen kıyaslama yorgunluğunun ve savunma mekanizmalarının doğal bir sonucudur. Bu kısır döngüden kurtulmak için dış dünyadaki koşulları (kilo, iş başarısı, sosyal statü) mükemmelleştirmeye çalışmaktan ziyade, iç dünyanızdaki o kökleşmiş "yetersizlik" inancını fark etmeniz, geçmişin toksik seslerini bugünün nesnel gerçeklerinden ayırmayı öğrenmeniz ve profesyonel bir psikolojik destekle öz-şefkat pratiklerine odaklanmanız, kendinizle kurduğunuz ilişkiyi temelinden onararak yeniden hayattan gerçek anlamda zevk almanızı sağlayacak en yaşamsal adımdır; çünkü siz ancak kendi iç sesinizi o eski suçlayıcı ifadelerden özgürleştirdiğinizde, aynadaki yansımanızla ve sosyal çevrenizle barışık bir bağ kurmaya başlayabileceksini
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.