Psk. Tolga Özer
Türkiye, İstanbul
Online Terapi, Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Depresyon, Kaygı Bozuklukları, Kişilik bozuklukları, OKB, Travma, Yeme Bozuklukları
Uzman Hakkında
2024 yılında FMV Işık Üniversitesi ingilizce psikoloji bölümünden mezun oldum. İstanbul Rumeli Üniversitesinde Klinik Psikoloji bölümü son dönem öğrencisiyim. Fiziksel sağlığı önemseyen ve bütüncül yaklaşımı oldukça önemli bulan bir psikolog olarak TVGFB Federasyonu Fitness Eğitmenliği yetkinliğine de sahibim.
Eğitim
- Işık Üniversitesi - Lisans
- Rumeli Üniversitesi - Yüksek Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Bilişsel Davranışçı Terapi
- Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi
- Şema Terapi süpervizyon
- BDT süpervizyon
- Oyun terapisi
- Çocuk ve Ergenlerde Rddt ve Bdt
- TVGFBF Fitness eğitmenliği
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Şema Terapi
- BDT
- RDDT
Cevaplar (23)
Merhaba sevgili danışan, kaygı ve endişe düzeyinin yoğunlaştığı bu dönemde, vücudunuzun verdiği ani yoğun endişe ve bedensel belirtilerle gelen ataklar nedeniyle kendinizi oldukça korkmuş ve çaresiz hissetmeniz çok insani bir durumdur. Nefes darlığı, kalpte baskı hissi, halsizlik ve bayılacakmış gibi olma deneyimleri, aslında yaşadığınız yoğun stresle baş etmede zorlanılan süreçlerin bedensel birer yansımasıdır. Her ağrıyı kalp krizi gibi ciddi bir tıbbi duruma yorma eğiliminiz, bedene yönelik algı ve değerlendirmelerde zorlanma yaşandığını gösterirken; dudak yeme veya ayak sallama gibi davranışlar bu yoğun kaygıyı dışa vurma çabanızı temsil etmektedir. Vitamin eksikliğinizin de etkisiyle yaşadığınız göz kararması gibi durumların yarattığı bu tablo, sizi bir hastalık döngüsü içinde hissettirerek psikolojik iyi oluşu destekleyen alanlarda güçlükler çıkarıyor olabilir. Bu bedensel-duygusal bağlantıların yoğunlaştığı anlarda, zihninizin hayati bir tehdit algısıyla "savaş ya da kaç" tepkisi vermesi, kendinizi bir kısır döngüdeymiş gibi hissetmenize yol açabilir. Bu noktada yaşadığınız zorlayıcı deneyimlerin etkilerini anlamlandırmak adına, "Bu bedensel belirtiler başladığında zihnimden geçen ilk düşünce ne oluyor?" sorusunu kendinize sormanız farkındalık sağlayabilir. Tanı ve tedavi dili kullanmadan ifade etmek gerekirse, yaşadığınız bu durumun psikolojik arka planını bir uzman eşliğinde profesyonel bir çerçevede çalışmak, duygu-düşünce-davranış döngüsünü fark etmenize ve baş etme becerilerinizi güçlendirmenize yardımcı olabilir. Kendi sürecinizi gözlemleme noktasında, bedensel duyumlarınıza yüklediğiniz anlamları fark etmek, bu yoğun kaygı anlarını yönetebilmeniz için önemli bir adım olacaktır. Bu duyguyu fark etmenize yardımcı olabilecek bir egzersiz, platformda ilgili bölümde yer almaktadır. İsterseniz yorumlarda, bedensel belirtilerin yoğunlaştığı anlarda en çok hangi düşüncelerin sizi zorladığını paylaşabilirsiniz.
Merhaba sevgili danışan, yaşadığınız bu süreçte eşinizin geçmişe dair dürüst olmayan beyanları, sınırlarınıza yönelik kısıtlamaları ve aile içi etkileşim ile rol dağılımında karşılaştığınız zorlanmaların sizi ne kadar tükettiğini hissedebiliyorum. Altı yıllık evliliğinizde maruz kaldığınız sadakatsizlik deneyimi ve sonrasında gelen asılsız suçlamalar, hem güven duygunuzda hem de kendi yeterlilik algınızda zorlanma yaşamanıza neden olan oldukça yıpratıcı bir tablodur. Özellikle hamileliğinizin bu son aşamasında, eşinizin baskıcı tutumları karşısında kendinizi yalnız ve çaresiz hissetmeniz, ebeveynlik rolünde zorlanılan alanları da beraberinde getiren zorlayıcı bir yaşam deneyimidir. İlişki içindeki bu iletişim ve sınır zorlukları karşısında eşinizin destek almayı reddederek sorumluluğu tamamen size yüklemesi, öz-değer algınızda zorlanmanıza yol açsa da bu durumun sizin kimliğinizden ziyade ilişkinizdeki işlevsiz örüntülerle ilgili olduğunu fark etmek önemlidir. Mevcut ekonomik koşullarınız ve çocuklarınızın geleceğiyle ilgili duyduğunuz endişeler karşısında karar alma süreçlerinde zorlanmanız çok insani bir durumdur. Bu noktada, "Şu anki şartlarımda kendimi ve çocuklarımı duygusal olarak nasıl daha güvende tutabilirim?" sorusunu kendinize sormanız, bu karmaşık süreçte bir farkındalık alanı açabilir. Çünkü böylesine bir soruya direkt olarak evet hayır cevabı verilmesindense sizin doğru soruları kendinize sorarak sağlıklı bir çözüm üretebilirsiniz. İsterseniz yorumlarda, sizin için bu kararı vermekte en zorlayıcı olan kısmın ne olduğunu paylaşabilirsiniz. Bu zorlu süreci anlamlandırma ve kendi duygusal ihtiyaçlarınızı fark etme yolunda, platformda yer alan ilgili egzersizler sizin için destekleyici olabilir.
Merhaba sevgili danışan, inanç sistemlerini ve varoluşsal düzlemleri dört yıldır yoğun bir şekilde araştırmanızın zihninizde yarattığı bu "allak bullak" hissi ve karar verme sürecindeki döngüsellik, aslında hayatın anlamı ve yönüyle ilgili derin sorgulamalar yaşadığınızı göstermektedir. Tam bir sonuca vardığınızı düşündüğünüz anda başa dönmeniz, belirsizlik karşısında zorlanma ve zihninizin güvenli bir liman bulma çabasıyla ilgili olabilir; zira mükemmel ve mutlak bir doğruyu bulma arzusu, karar alma süreçlerinde zorlanmanıza yol açarak üzerinizde yoğun bir baskı oluşturabilir. Bu süreçte zihninizin sürekli bir inançtan diğerine savrulması, inanç ve değerlerle ilgili içsel çatışmaların bir yansımasıdır ve bu durumun psikolojik iyi oluşu destekleyen alanlarda güçlükler yaratması oldukça doğaldır. Bu döngüyü kırmak adına, kendinize hemen kesin bir etiket koyma zorunluluğu hissetmeden, düşüncelerinizin ve şüphelerinizin akışına biraz alan tanımak, bilişsel süreçlerinizin sakinleşmesine yardımcı olabilir. Bu noktada, "Doğru kararı verme çabası mı beni daha çok yoruyor, yoksa belirsizliğin kendisi mi?" sorusunu kendinize sormanız, bu arayışın altındaki temel motivasyonu fark etmenize yardımcı olabilir. Bu süreçte yaşadığınız yoğun içsel çatışmaları anlamlandırma ve belirsizlikle baş etme becerilerini güçlendirme yolunda, platformda yer alan ilgili psikolojik egzersizler sizin için destekleyici olabilir. Tüm bunların yanı sıra tanrının varlığı ve dinler oldukça derin ve çeşitli hipotezlerin ortaya atıldığı bir konudur. Kendi inancımız ile ilgili olan bu durumda herhangi birinin başka bir kişiye ''kesinlikle inancın bu olmalı ve böyle düşünmelisin'' gibi keskin söylemlerde bulunamayacağı bir alan olduğu unutulmamalıdır.
Yaşadığınız bu durum, hem kişisel geçmişinizden getirdiğiniz derin yaralar hem de evliliğinizdeki mevcut güven sarsıntısı nedeniyle omuzlanması oldukça güç, çok katmanlı bir yük haline gelmiş durumda. Babasından gelen travmatik anıların üzerine, en güvendiği sığınak olan eşinden de benzer davranışları görmek, bir kadının ruhunda sadece bir hayal kırıklığı değil, adeta bir "ihanet döngüsü" hissi yaratır. Ancak eşinizin sizinle başka bir şehre gelmesi, işsizlik sürecine rağmen size her gün destek olması ve genel anlamda merhametli bir karakter sergilemesi, bu sorunun sevgisizlikten ziyade eşinizin bireysel bir dürtü kontrol mekanizmasıyla ilgili olduğunu gösteriyor. Daha önce denediğiniz terapi sürecinin sonuç vermemiş olması bu yolun tamamen kapalı olduğu anlamına gelmez; bazen terapötik bağın tam kurulamaması veya uygulanan yöntemin bu özel "dürtü/alışkanlık" döngüsüne temas etmemesi sürecin tıkanmasına yol açabilir. Eşinizin "yapmak istemiyorum" demesine rağmen devam etmesi, bu durumun onda bir tür "otomatikleşmiş kaçış mekanizması" haline geldiğini kanıtlıyor ve bu döngüyü sadece vicdan azabı çekerek kırması mümkün olmayabilir. Bu nedenle, yaşadığınız kalp çarpıntılarını ve çaresizliği dindirmek adına, boşanma gibi radikal bir karardan önce, bu kez daha spesifik bir uzmanlık alanına (örneğin cinsel terapiler veya bağımlılık danışmanlığı üzerine yoğunlaşmış bir klinik psikolog) yönelerek terapi sürecine yeniden şans vermeyi değerlendirebilirsiniz. Bu yeni süreçte eşinizin işsizlikten kaynaklanan yetersizlik hisleri, sizin geçmiş travmalarınızın bugüne etkisi ve bu "izleme" davranışını tetikleyen duygusal boşluklar daha hedefe yönelik çalışılabilir. Kendi ruhsal sağlığınızı korumak ve evliliğinizdeki o kıymetli merhamet bağını kurtarmak için, bu kez daha disiplinli ve profesyonel bir yol haritasıyla eşinizden somut bir değişim iradesi talep etmek, belirsizliğin yarattığı o ağır zulmü durduracak en yapıcı adım olacaktır.