kendimi iyi hissetmiyorum
3 yıl önce babamı kaybettim, travma sonrası stres bozukluğu kaynaklı p****ac kullanıyorum ama kendimi iyi hissetmiyorum derin bir boşlukta gibiyim, beni hayata bağlayan şeyin ne olduğunu düşünüyorum ama yanıt yok. ağlama krizleri, uyku bozukluğu neredeyse her gün kusma ve değişik saçma rüyalar. gece 5-6 kez uyanma. 3 ayda bir doktora gidiyorum ama sonuç bu. ben kendim gibi değilim sanki son 3 yıldır her şey bir yanılsama gibi. hayatımın anlamını kaybettiğimi düşünüyorum ama arayacak gücüm de yok. her şeye rağmen devam etmeye çalışmak ayağına taş bağlıyken maraton koşmaya çalışmakla eşdeğer sanki. bi şekilde hayata adapte olmaya çalışıyorum ya da olmuş gibi yapıyorum ama zihnim hep aynı kaybın yasıyla meşgul. ama sanki yas biterse de babamla geçen 20 küsur yılıma ve onun anısına ihanet edecekmişim gibi
Bu soru 28 Ocak 2026 16:49 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba, yaşadığınız bu süreci bu kadar açık ve dürüst biçimde anlatabilmeniz, yaşadığınız yükün ne kadar ağır olduğunu düşündürdü bana. Anlattıklarınız kaybın ardından geçen zamana rağmen yasın sizi hala ne kadar derinden etkilediğini gösteriyor. Kendinizi “derin bir boşlukta” hissetmeniz, her şeyin bir yanılsama gibi gelmesi, yaşanan ağlama krizleri ve bedensel belirtiler zayıflık ya da başarısızlıktan ziyade yaşadığınız kaybın sizin için aşılması zor bir durum olduğunu anlatıyor.
“Hayatımın anlamını kaybettim ama arayacak gücüm de yok” demeniz bana şunu düşündürdü: Sanki bir yandan yaşamak zorundaymışsınız gibi devam ediyorsunuz, ama diğer yandan ayağınıza bağlanmış bir ağırlıkla koşmaya çalışıyorsunuz. Tıpkı arafta kalmışsınız gibi. Anladığım kadarıyla birinin gelip hem sizi oradan çekip kurtarmasını istiyorsunuz hem de orada kalmak istiyorsunuz çünkü babanıza ihanet etmekten korkuyorsunuz.
Babanızın kaybıyla birlikte yalnızca onu değil, onunla geçen ve geçecek anıları, o yıllardaki sizi ve sizi hayata bağlayan ve size dayanak olan birini de kaybetmişsiniz. Bu nedenle yasın bitmesi fikrinin “ihanet” gibi hissettirmesi çok anlaşılır. Bazı insanlar için yas, sevilen kişiyle kurulan bağın son hâli gibi yaşanır. Acı azaldığında sanki o bağ da silinecekmiş gibi bir korku doğabilir. Oysa yasın dönüşmesi, unutmak ya da değersizleştirmek anlamına gelmez. Kayıpları insanda silinmeyen yaralar bırakan bir durum olarak düşünebiliriz. Bir bıçak yarası gibi en çok iyileşme sürecinde acıtırlar. Yara zamanla kabuk bağlar, kapanır ama iz bırakır. Acı artık sürekli değildir; fakat o izi taşımaya devam edersiniz. Zaman zaman ona dokunur, hatırlarsınız. Ve aslında kurulan bağ da böyle sürer.
Yaşadıklarınız, zaman içerisinde hayatınızın birçok alanını etkiler hâle gelmiş görünüyor. Bu durum yalnızca duygusal bir yükle sınırlı kalmamış. Uykunuza, yeme düzeninize, rüyalarınıza ve bedeninize kadar uzanan, sizi pek çok alanda zorlayan bir sürece dönüşmüş. İlaçlar bu noktada yaşantıları bir miktar hafifletmek ve dayanıklılığı artırmak amacıyla tercih edilir ancak her zaman istenen etkiyi tam olarak sağlamayabilir. Çünkü çoğu zaman derinde ele alınması ve anlamlandırılması gereken bir mesele vardır.
Babanızla yaşanan kaybın ardından, onunla içsel bir vedalaşma gerçekleşmeden yasın kendiliğinden sona ermesi beklenemez. Aynı şekilde ilaçlar da acıyı tamamen ortadan kaldırmaz yalnızca bu süreçte size destek olurlar.
Genel olarak bir kayıp sonrasında, yaklaşık altı ay boyunca kişinin yas yaşaması ve eski yaşamına dönmekte zorlanması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu süreçte kişi, kayıpla baş edebilmek ve yeni yaşamına uyum sağlayabilmek için çaba gösterir. Hayata adapte olmakta zorlanabilir. Ancak sizin anlattıklarınıza baktığımda, bu yas sürecinin çok daha uzun ve yoğun yaşandığını görüyorum. Öyle ki, bu kayıp sizin için travmatik bir nitelik kazanmış gibi duruyor. Böylesi bir yükü tek başına taşımak oldukça zorlayıcı olmalı.
Bu zamana kadarki terapi sürecinize dair ayrıntılı bilgiye sahip olmamakla birlikte ilaç tedavisine ek olarak psikodinamik temelli bir terapi sürecinin sizin için faydalı olabileceğini düşünerek bir öneride bulunmak isterim. Görünen o ki yaşadığınız yasın temelinde daha derin, kökensel meseleler yer alıyor. Kaybı yalnızca birinin hayatınızdan çıkması olarak değil; çok daha kapsamlı ve kişisel bir anlam çerçevesinde içselleştirmiş olabilirsiniz.
Bu noktada; baba kavramının sizin için ne ifade ettiği, babanızla nasıl bir bağınız olduğu, onun hayatınızdaki yeri, yasın sona ermesi fikrinin neden sizde suçluluk duygusu uyandırdığı gibi soruların terapi sürecinde ele alınması önemli görünüyor. Yasın bitirilmesinden ziyade, bu yasın sizin için ne anlama geldiğini birlikte keşfetmenin daha anlamlı olabileceğini düşünüyorum. Üzerini kapatmaya çalışmak yerine, bu süreci güvenli bir terapötik alanda derinlemesine ele almanın sizin için daha faydalı olabileceğine inanıyorum.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.