Kendimi kaybettiğim dönemdeyim
Merhaba uzun süredir kendimi ruhumu kaybettim. Yaşadığım bir ilişki sonrası psikolojim ve çevrem bitti. Tükendim. Çabayla bir şeylerin olacağına inancım kayboldu. Hevesim bitti. O kadar çok tüketmişim ki kendimi kendime hayat kuracak enerjim kalmadı. Yeni ortamlar insanlar yeni sorunlar denemeler yanılmalar çok korkutuyor. Onun bile geçmiş ilişkideki travmalarına o kadar şahit oldum ki o kişiyi ne kadar sevdiğine ve bana ne kadar bencil olduğuna artık ne yaparsa yapsın o dönemdeki ne beni ne sevgimi bulamıyor. Bunu kabullenmeyip benden hala eskisi gibi olmamı istediler ama ben olmadıkça bambaşka yönlere çektiler arkadaşlarım bile bunu yaptı. Seküler olduğum için aşk sevgi emek çaba bunları istemiyorum sandılar. Zamanında gösterdiğim emeği hiçe saydılar ben çok konuda fedakar olmuştum. Tıpkı onun geçmişteki kişiye olduğu gibi. O zamanda kendini çok ezdirme diyordular. Şimdi de onu savunuyorlar acı çekiyormuş ben dönmüyormuşum benim gözüm paradaymış takıldığım ortamlara geri dönmüştüm diye. Ben onunda yaşadıklarımdan ders aldım. O da hayatına dönüp devam etmiş o kişi farklılıkları kabul etmemiş yalanlar varmış ilişkide ondan sonra terapi almış. Şimdi ona uyan birini bulamadığı için konuyu aşka çevirdi. Sevgimin devam ettiğini görüp biz bu yolu deneyelim istedi. Ben dönmeyince başka insanlar tanımaya başladı. Doğrusu ne bilmiyorum ama çok yıprandım. Terapi almadım ama kendimi tanımayı istiyorum. Çünkü bana sunulana tutunmak gerçeği görmemi engelliyor
Bu soru 13 Şubat 2026 11:59 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yazdıklarını okurken hissettiğim şey şu:
Sen yalnızca bir ilişkiyi değil, o ilişkinin içinde verdiğin emeği, sabrı, inancı ve kim olduğunu da yas tutuyorsun.
“Tükendim” demen çok önemli bir ifade. Tükenmişlik genelde bir olaydan değil, uzun süreli içsel çatışmadan doğar. Bir yandan sevmişsin, emek vermişsin, fedakârlık yapmışsın. Diğer yandan görülmemiş, anlaşılmamış ve zamanla değersizleştirilmiş hissi birikmiş. Bu iki gerçek aynı anda taşındığında insanın ruhu yorulur.
Bir noktada şunu fark etmişsin:
“Ben kendimden fazla verdim.”
Ama çevrenin senden beklediği şey eski haline dönmen olmuş. Eski halin neydi muhtemelen? Daha anlayışlı, daha tolere eden, daha fedakâr, daha uyumlu… Yani ilişkide düzeni sağlayan taraf. Sen değişince sistem rahatsız olmuş. Çünkü sen artık sınır koymaya başlamışsın.
Klinik açıdan burada çok önemli bir süreç var: kimlik yeniden yapılanması. Uzun süre bir ilişkide “biz” kimliğiyle yaşadıktan sonra ayrılık, kişiyi “ben kimim?” sorusuyla baş başa bırakır. Bu soru çok sarsıcıdır çünkü alışılmış roller ortadan kalkmıştır.
Şu an yaşadığın şey bir boşluk hissi olabilir. Ama boşluk çoğu zaman çöküş değil, dönüşüm alanıdır. Eski rol bırakılmıştır; yeni benlik henüz şekillenmemiştir. Bu ara dönem belirsiz, yavaş ve yorucudur. Bu yüzden motivasyonun düşmüş olabilir. Çünkü zihnin şunu söylüyor olabilir:
“Tekrar emek verirsem yine kaybeder miyim?”
Yeni ortamlardan korkman da anlaşılır. Çünkü yeni bir bağ kurmak demek, yeniden kırılma ihtimalini göze almak demektir. Travmatik bağlardan çıkan kişilerde sıklıkla görülen şey şudur: kişi artık sevmekten değil, kendini kaybetmekten korkar.
Sen şu an kendini tanımak istiyorum diyorsun. Bu çok güçlü bir cümle. Çünkü bu cümle “geri dönmek” değil, “ileri gitmek” demek.
Bu vakaya uygun daha derin bir egzersiz önermek istiyorum:
Enerji Haritası Çalışması
Bir hafta boyunca her akşam şu üç soruya yazılı cevap ver:
- Bugün enerjimi en çok ne düşürdü?
- Bugün enerjimi en küçük de olsa ne yükseltti?
- Hangi durumda kendimi rol yaparken yakaladım?
Bir hafta sonunda şunu analiz edeceksin:
- Enerjini sistematik olarak düşüren kişiler, ortamlar veya düşünceler neler?
- Enerjini yükselten şeyler aslında çok küçük ama ihmal edilmiş mi?
- Hangi durumlarda otomatik olarak “uyumlu ben”e geçiyorsun?
Bu çalışma sana şunu gösterecek:
Sen tükenmiş bir insan değilsin; enerjini yanlış yere yatırmış bir insansın.
Bir de “Değer Netleştirme” egzersizi yapmanı isterim:
Şu cümleyi tamamla:
“Bir ilişkide benim için vazgeçilmez üç değer…”
Örneğin: dürüstlük, karşılıklılık, duygusal güvenlik.
Sonra kendine şunu sor:
“Son ilişkide bu üç değerden hangileri vardı, hangileri yoktu?”
Bu analiz suçlamak için değil; gelecekte kendini kaybetmemek için bir pusula oluşturmak için.
Şunu da nazikçe söylemek isterim:
Birini hâlâ seviyor olman, geri dönmen gerektiği anlamına gelmez. Sevgi tek başına ilişkiyi taşımaz. Değer uyumu ve karşılıklılık gerekir. Sen bunu fark etmişsin. Bu farkındalık, iyileşmenin başlangıcıdır.
Şu anda hayatın durmuş gibi hissedilebilir. Ama psikolojik olarak bu dönem genelde kişinin kendi sınırlarını ilk kez ciddiye aldığı dönemdir. Bu da uzun vadede çok güçlü bir benlik inşasına yol açar.
Ve şunu bırakmak isterim sana:
“Bazen kaybolduğunu sandığın yer, aslında kendine en çok yaklaştığın yerdir.”
Bu bir son değil. Bu bir yeniden tanışma süreci.
Ve sen bu sürecin tam ortasındasın. Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde istediğinde benimle iletişime geçebilirsin...
Psikolog Lara Yelda Aktaş
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.