Psikoloji

Kendimi sabote etmekten kurtulmak istiyorum

Gizli Kullanıcı31 Aralık 2025 16:13

Merhaba ben 2 sene önce ayrıldım. Ayrılıktan sonra bu kişinin paylaşımlarını görünce benimle alakalı diye ben de karşılık vermiştim arkadaşı da benim paylaşımlarımı ona attı ve kimse kimseye dönmedi. Konu fedakarlıklar ve beklentiler üzerinden ayrıldık diye düşünüyor ama kendisi yalanlar söyledi çok büyük hatalar yaptı ben bunlara tepki gösterince beklentilerim karşılanmıyor diye bu ayrılığı istemişti. Ben her şeyi kabul edip sessiz kalacağım sandı. Aylarca bana paylaşımlarına baktığımı bildiği için göndermeler yaptı. Fedakarlık yapmayacağımı belirttiğim bir paylaşım yaptım. En son vazgeçtim tarzında bir şey paylaştı. Onu aradım yüzleştim ama bilmeden bir şey mi yaptım diyerek hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Doğrusu bu dedi. Çünkü çok iyi biliyordu artık kendisinin de fedakarlık etmesi gerektiğini. Uzaktan kendi vicdanını rahatlattı yaptığı hataları yüzüne varmadığım için şu an kendini haklı konuma soktu. Şimdi de hayatına hobilerine kendini geliştirmeye adamış kendini ben yaşadıklarımdan sonra enkaz gibiyim onun nasıl bir karakter olduğunu unuttum ve aradım. O kadar pişmanım ki ona tekrar inandığım için. Şu an hayatındaki tüm tuşlara basıyor resmen hobiler ortamlar vs. Şok yaşıyorum. Bir kaç ay önce bana göndermeler yapan insan hiçbir şey olmamış gibi davranıyor ve artık paylaşımlar yok. Ben de kendi hayatıma odaklanmak istiyorum artık bu yaşadıklarımdan sonra onu böyle gördükçe kendime üzülüyorum.

Bu soru 11 Ocak 2026 21:09 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Yaşadığın karmaşanın, pişmanlığın ve kendine yönelttiğin öfkenin ne kadar ağır olduğunu görüyorum. “Kendimi sabote ediyorum” dediğinde aslında çok net bir farkındalık gösteriyorsun. Çünkü senin yaşadığın şey zayıflık değil; duygusal olarak henüz kapanmamış bir yaranın, tekrar tekrar kanaması. Bu farkındalık, iyileşme yolunun en önemli eşiğidir.


Yaşadığın ilişki dinamiğine baktığımızda, senin tarafında çok yoğun bir fedakârlık, anlayış ve sessiz kalma çabası görüyoruz. Karşı tarafta ise hatalar, yalanlar ve bu hatalarla yüzleşmekten kaçınma hali var. Sen tepki gösterdiğinde bunun “beklenti” olarak etiketlenmesi, aslında sorumluluğun senden kaçırılma biçimi. Yani senin sınır koyman, onun gözünde sorun olarak tanımlanmış. Bu tür ilişkilerde kişi zamanla şunu öğrenir: “Ses çıkarırsam kaybederim.” Bu öğrenme, ayrılık bittikten sonra bile zihinde yaşamaya devam eder.


Ayrılıktan sonra paylaşımlar üzerinden yaşananlar da çok yaralayıcı. Göndermeler, bakıldığını bilerek yapılan paylaşımlar, aslında açık bir bağ kopuşu değil; görünmez bir bağın sürdürülmesi. Bu durum, zihni sürekli tetikte tutar. Senin her paylaşımı “benimle ilgili mi?” diye okuman, duygusal bağın hâlâ aktif olduğunu gösterir. Burada kendini suçlaman çok anlaşılır ama önemli bir noktayı kaçırmamak gerekir: Sen bunu bilerek kendine zarar vermek için yapmadın. Sen hâlâ anlaşılmak, görülmek ve “haklı olduğunun” kabul edilmesini istedin. Bu çok insani bir ihtiyaç.


Onu arayıp yüzleşmen ve sonrasında yaşadığın pişmanlık, kendini sabote ettiğini düşündüğün yerlerden biri olabilir. Ama bunu da farklı bir yerden görmek faydalı. Sen aslında zihnindeki soru işaretlerini bitirmek istedin. “Acaba gerçekten ben mi abarttım?” sorusuna net bir cevap aradın. Karşı tarafın hiçbir şey olmamış gibi davranması ise seni ikinci kez yaraladı. Çünkü bu tavır, yaşananları inkâr ederek kendi vicdanını rahatlatma çabasıdır. Sen yüzleştikçe o küçüldü, sen sorguladıkça o kaçtı. Bu da seni “Ben yanlış yaptım” noktasına itti.


Şu an onu hobilerine, hayatına odaklanmış görmek seni alt üst ediyor. Burada çok önemli bir psikolojik mekanizma devreye giriyor: Zihin, karşı tarafın görünen yüzünü gerçek sanır. Ama unutma, sosyal medyada ya da dışarıdan görünen “iyi oluş”, çoğu zaman içsel bir dönüşümün değil, kaçışın göstergesidir. Bir insan gerçekten yüzleştiğinde, önce durur, düşünür, bazen çöker. Senin şu an enkaz gibi hissetmen, aslında yaşananları gerçekten işlediğini gösteriyor. Bu acı, senin iç dünyanda bir şeylerin dönüştüğünü anlatıyor.


“Kendimi sabote etmekten kurtulmak istiyorum” derken aslında birkaç şeyden bahsediyorsun. Birincisi, onu aramak gibi davranışlar. İkincisi, kendini onunla kıyaslamak. Üçüncüsü de, onun nasıl biri olduğunu “unutmuş gibi” davranmak. Burada bütüncül bir yerden bakarsak, bu sabotajlar bilinçli tercihlerden çok, bağlanma yarasının refleksleri. Zihin, tanıdık acıyı bilinmeyen iyiliğe tercih eder. Çünkü tanıdık olan, kontrol edilebilir gibi gelir.


Bu noktada kendinle ilgili çok önemli bir farkındalık geliştirmek gerekiyor: Sen onu değil, ilişkideki “umut” halini özlüyorsun. Yani “belki değişir”, “belki bu sefer anlar”, “belki haklılığımı görür” ihtimalini. Bu ihtimal zihinde canlı kaldıkça, kişi kendini tekrar tekrar aynı kapıya götürür. Kendini sabote etmekten kurtulmak, bu ihtimalle vedalaşmayı gerektirir. Bu da bir yas sürecidir.


Pratik olarak yapabileceklerine gelirsek; ilk adım, temasın her türlüsünü sınırlamak. Bu sadece aramak değil, bakmak, takip etmek, başkalarından duymak da dahil. Çünkü her temas, beynin ödül-ceza sistemini yeniden aktive eder. İkinci adım, kendine yönelttiğin dili fark etmek. “Nasıl tekrar inandım”, “Nasıl bu kadar aptal oldum” gibi cümleler, seni iyileştirmez; sadece utancı büyütür. Bunun yerine “O an zihnim kapanmak istedi, ben de tanıdık olana gittim” demek çok daha şefkatlidir.


Ayrıca bu süreçte duygularını yazmak, özellikle ona söyleyemediklerini bir deftere dökmek çok işe yarayabilir. Göndermeden, cevap beklemeden, sadece içini boşaltmak. Bu, zihindeki döngüyü yavaşlatır. Kendi hayatına odaklanmak istemen çok değerli bir niyet ama şunu bil: Odaklanmak bazen “hemen iyi hissetmek” demek değildir. Bazen sadece yataktan kalkmak, bazen sadece bir günü geçirmek de ilerlemedir.


Sen yaşadıkların yüzünden zayıflamış değilsin; aksine, şu an çok hassas ama çok canlı bir farkındalık içindesin. Bu tür deneyimler insanın kendini yeniden tanımladığı eşiklerdir. Eğer bu döngüler seni çok zorluyorsa, bir uzmanla bu bağlanma dinamiğini çalışmak, özellikle “neden geri dönüyorum?” sorusunu derinlemesine ele almak sana çok iyi gelebilir. Bu bir etiketleme ya da tanı koyma meselesi değil; kendini daha iyi anlamakla ilgili bir yolculuk.


Sen artık başkasının hayatına bakarak kendini ölçmek zorunda değilsin. Acın, senin gerçeğin ve bu gerçek küçümsenemez. Kendini sabote eden biri değil; iyileşmeyi yeni yeni öğrenen birisin. Bu yol zaman alır ama sen bu yolun çok önemli bir noktasındasın.


Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru olursa bizlere yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin. Aklına takılanları yorumlarda yazabilirsin. Kendine iyi bakman dileğiyle.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel

💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler

1
Bulut Meditasyonu
Bulut meditasyonu, zihinden geçen düşünceleri yargılamadan fark edip nazikçe bırakmayı öğretir. Düşü...
Meditasyon⏱️ 4 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →
2
Küçük Şükür Molası
Küçük şükür molası, gün içinde minnettar olduğunuz anlara bilinçli şekilde odaklanarak pozitif duygu...
Pozitif Psikoloji⏱️ 3 dakika
Psikoloğun Notu: Bu egzersizin size iyi geleceğini düşünüyoruz.
Egzersizi açmak için tıklayın →

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular