Kendimi sevmiyorum ve hayattan keyif almıyorum
Merhaba. 19 yaşındayım. Kendimi bildim bileli kendimi sevmiyorum ve hayattan keyif almıyorum. Lise 1’e başladığım zaman kendimi sevmediğimi ve hayattan keyif almadığımı fark ettim. 5. sınıfa başladığım dönemi çok hatırlamıyorum ama o dönemde de hayattan keyif almıyordum ve bu durum hâlâ devam ediyor. Severek yaptığım işlerden ve hobilerden keyif almıyorum. Dışarı çıkmayı ve gezmeyi çok severdim ama şimdi markete gitmeye bile hâlim yok. Evden dışarı adım atmaya isteğim yok. Evde çok durduğum için de çok daralıyorum ve nefes alamıyorum. Ne yapmalıyım bilmiyorum. Kendimi insanlarla çok kıyaslıyorum. Kilomdan nefret ediyorum. Sağlıklı beslenmiyorum ve sağlıksız yiyecekler yiyorum. Yüzümü ve fiziğimi çok çirkin buluyorum. Fiziği ve yüzü güzel kızlar görünce çok kıskanıyorum ve kendimi daha çok sevmemeye başlıyorum. Aynaya bile bakamıyorum. Hayatımdan ve kendimden nefret ediyorum. İnsanlar tarafından beğenilmediğimi düşünüyorum. Kendime bakım bile yapamıyorum, sağlıklı beslenemiyorum ve kendime saygı duymuyorum. Bu anlattığım durumlar için birkaç kere psikiyatriye gittim ama faydasını görmedim. Psikoloğa gitmek istiyorum fakat seans ücretleri çok pahalı; maddi durumumuz el vermiyor. Bu durumları nasıl yeneceğimi bilmiyorum. Bu durumları yenip Gençliğimi yaşamak istiyorum.
Bu soru 27 Şubat 2026 10:13 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarını dikkatle okudum. Uzun zamandır omuzlarında taşıdığın görünmez bir yükü görüyorum. 19 yaşındasın ve neredeyse çocukluktan beri kendini sevmeme, hayattan keyif alamama, kıyaslama, bedenden utanma ve geri çekilme döngüsünün içindesin. Bu çok yorucu bir deneyim. Öncelikle şunu net söylemek isterim: Yaşadığın şey “zayıflık” değil, karakter kusuru değil, irade eksikliği değil. Bu tablo büyük ölçüde duygudurumla ve benlik algısıyla ilişkili bir psikolojik süreçtir ve değiştirilebilir.
Yazdıklarında özellikle iki temel belirti dikkat çekiyor: anhedoni (eskiden keyif aldığın şeylerden artık keyif alamama) ve kaçınma (evden çıkmak istememe, bakım yapmama). “Market’e gitmeye bile hâlim yok” cümlesi enerji düşüklüğünü, “aynaya bakamıyorum” cümlesi ise yoğun öz-eleştirel iç sesi gösteriyor.
İnsanı bir ev gibi düşün. Bu evin üç katı var: beden, zihin ve duygu. Sen şu an üst katta (zihin) sürekli kendini eleştiren bir sesle yaşıyorsun. Orta katta (duygu) umutsuzluk ve yetersizlik var. Alt katta (beden) ise yorgunluk, hareketsizlik ve düzensiz beslenme var. Bu katlar birbirini besliyor. Zihin “çirkinsin, yetersizsin” diyor /duygu çökkünleşiyor / beden hareketsiz kalıyor / hareketsizlik daha çok suçluluk doğuruyor /zihin daha sertleşiyor. Bu bir kısır döngü.
Şu an hissettiklerin gerçek gibi geliyor ama düşünceler gerçek değildir; zihnin yorumudur. “Kimse beni beğenmiyor”, “Ben çirkinim”, “Ben değersizim”- bunlar kanıt değil, iç eleştirmenin sesi. Depresif zihin, objektif bir kamera değil; karamsar bir filtredir.
Kendini insanlarla çok kıyasladığını yazmışsın. Sosyal kıyas, özellikle 15–25 yaş aralığında kimlik gelişiminin en hassas döneminde çok yoğun olur. Beyin gelişimi 25 yaşına kadar sürer ve bu dönemde sosyal onay sistemi aşırı aktif çalışır. Yani senin “beğenilme” ihtiyacın biyolojik olarak da güçlü. Ama sosyal medya, filtreler, estetik kültürü bu ihtiyacı zehirli bir yarışa dönüştürüyor. Sen kendi “ham halinle” başkasının “en iyi açıdan seçilmiş halini” kıyaslıyorsun. Bu adil bir karşılaştırma değil.
Kilondan nefret ettiğini söylüyorsun. Şunu sorayım: Bedeninden nefret etmek seni sağlıklı beslenmeye mi yaklaştırdı, yoksa daha mı uzaklaştırdı? Çoğu zaman nefret değişim yaratmaz; utanç yaratır. Utanç da davranışı sabote eder. Sağlıklı yaşam, kendinden nefret ederek değil; kendine saygı geliştirerek başlar. Saygı, “şu an mükemmelim” demek değildir. “Şu an zorlanıyorum ama bedenim düşmanım değil” diyebilmektir.
“Psikiyatriye gittim ama fayda görmedim” demişsin. Bazen ilaç tek başına yeterli olmaz. Düşünce kalıplarını değiştirmek için psikolog desteği gerekir. Maddi durumun el vermediğini söylemişsin. Devlet hastanelerinde psikolog ve psikiyatri hizmetleri var. Ayrıca üniversitelerin psikoloji bölümlerinde düşük ücretli uygulama klinikleri bulunabiliyor. Bulunduğun şehirde bunları araştırmanı öneririm. Belediyelerin ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmetleri de olabiliyor. Bunların yanında sosyal medyada uygun ücretli kontejanları olan psikologlar da bulabilirsin.
Şimdi “Ne yapmalıyım?” kısmına gelelim. Büyük değişimler değil, mikro adımlar:
İstemesen bile küçük eylem. Her gün 10 dakika dışarı çıkmak. Market değilse apartman önü. Duygu gelmesini bekleme; önce davranış gelir, duygu sonra.
Aynaya bakıp güzel yan bulmaya çalışma. Sadece nötr kalmayı dene. “Bu benim yüzüm. Şu an burada.” Yargı yok.
Sosyal medyada tetikleyen hesapları 1 ay sustur.
“Sağlıksız yemeyeceğim” değil; “Günde 1 öğüne bir sağlıklı ekleme yapacağım.”
Kendine söylediğin cümleleri yaz. Sonra aynı cümleyi 19 yaşındaki en yakın arkadaşına söyler miydin diye sor.
Bir metafor bırakayım sana: Sen şu an çiçek açmıyor diye kökünü kesmeye çalışan bir bahçıvan gibisin. Oysa belki toprak yorgun, belki güneş az, belki su düzensiz. Çiçeğe bağırmak onu açtırmaz. Koşulları iyileştirmek gerekir. Sen çiçeğin kendisisin; sorun özünde değil, koşullarda.
Son olarak önemli bir konu: Eğer hayatına son verme düşünceleri, kendine zarar verme isteği oluyorsa bunu yalnız taşıma. En yakın devlet hastanesinin aciline ve psikiyatriste başvumalısın. Bu zayıflık değil, destek istemektir.
Gençliğini yaşamak istediğini söylemişsin. Bu çok kıymetli bir motivasyon. İçinde hâlâ yaşam isteği var demektir. Sana bir soru bırakıyorum: Kendini sevmediğini fark ettiğin lise 1 döneminde hayatında ne olmuştu? Oraya bakmak kökü anlamamıza yardım edebilir.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru olursa bizlere yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin. Aklına takılanları yorumlarda yazabilirsin. Kendine iyi bakman dileğiyle.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Bulut Meditasyonu
Küçük Şükür Molası
Teşekkür ederim :)
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.