Psikoloji

Kendimi sürekli çevremle kıyaslıyorum

Gizli Kullanıcı8 Mayıs 2026 10:41

Kendimi sürekli çevremle kıyaslıyorum. İş arayışı sürecindeyim kendimi çok başarısız hissediyorum ve kendimi hiçbi şey gibi hissediyorum. Arkadaşlarımın hayatında pozitif bir şey olduğunda onlar adına sevinemeden neden bana olmadı diye düşünüyorum. Kendimi bu yüzden de çok suçlu hissediyorum onlara seviniyorum, iyi olmalarını da istiyorum ama bana da pozitif bir şeyler olsun istiyorum. Onlar iyi olsun ama ben de iyi olayım istiyorum. Benim hayatımda olumlu bir gelişme olmadıkça buluşmalara gidesim de gelmiyor ve kendimi yanlızlaştırıp bu ruh halinden çıkamıyorum. Kendimi kıyaslamayı bırakmak istiyorum ama kendime hakim olamıyorum bir anda kendimi çok aşağılık ve yetersiz hissederken buluyorum. Kendi kendimi çok mutsuz ediyorum.

Bu soru 9 Mayıs 2026 11:34 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,


Yaşadığınız şey sandığınızdan çok daha insani bir duygu çatışması. Bunu yaşarken insan kendini bencil, kötü niyetli ya da yetersiz biri gibi yorumlayabiliyor ama anlattıklarınız daha çok yoğun bir eksiklik hissinin zihinsel yansımasına benziyor. Burada asıl mesele arkadaşlarınızın iyi olması değil; kendi hayatınızda uzun süredir görmek istediğiniz hareketin, ilerleyişin ya da karşılığın gelmemesi. İnsan kendi içinde bir durgunluk, belirsizlik ya da tıkanmışlık hissederken başkalarının hayatındaki güzel gelişmeler o eksikliği daha görünür hale getirir. Bu yüzden onların sevincini görmek sizde yokluk duygusunu tetikliyor olabilir.


Zihniniz büyük ihtimalle şöyle çalışıyor: Onlar ilerliyor, demek ki ben geride kalıyorum. Onlar bir şeyleri başarıyor, demek ki bende eksik bir şey var. Ve bu düşünce o kadar hızlı geliyor ki daha mantıklı bir değerlendirme yapamadan kendinizi yetersizlik duygusunun içinde buluyorsunuz. Sonra bunun üzerine bir de suçluluk ekleniyor. Neden onlar adına tam sevinemiyorum, neden böyle hissediyorum diye kendinizi eleştiriyorsunuz. Böylece bir olay iki katmanlı acıya dönüşüyor. Önce başarısızlık hissi, sonra o hissi yaşadığınız için suçluluk.


Önce bu suçluluk kısmını biraz hafifletmek gerekiyor. Çünkü bir insanın başkalarının başarısıyla tetiklenmesi kötü biri olduğu anlamına gelmez. Bu çoğu zaman kişinin kendi karşılanmamış ihtiyaçlarının görünür hale gelmesidir. Eğer uzun süredir emek veriyor, bekliyor, çabalıyor ama karşılığını alamıyorsanız, çevrenizdeki olumlu gelişmeler ister istemez size kendi bekleyişinizi hatırlatır. Buradaki temel duygu çoğu zaman yas gibidir. Olmasını istediğiniz hayatın henüz gerçekleşmemiş olmasına duyulan sessiz bir üzüntü.


İş arayışı dönemi özellikle insanın kendilik değerini çok kolay zedeleyebilen bir süreç. Çünkü iş bulma meselesi sadece ekonomik bir konu olmaktan çıkıyor; kişi bunu yeterliliğinin, değerinin, geleceğinin kanıtı gibi görmeye başlıyor. Başvuru yapıyorsunuz, bekliyorsunuz, geri dönüş alamıyorsunuz ya da olumsuz cevap geliyor. Her sessizlik zihinde bazen şu anlama dönüşüyor: Demek ki yeterli değilim. Oysa çoğu zaman iş piyasasının koşulları, zamanlama, sektör dinamikleri, görünmeyen birçok dış etken devrededir. Ama insan belirsizlikte en kolay kendini suçlar. Çünkü kontrol edemediği sistemsel nedenler yerine suçu kendinde bulmak zihne daha tanıdık gelir.


Burada çok önemli bir ayrım var: Şu anda hayatınızda istediğiniz yerde olmamanız, değersiz olduğunuz anlamına gelmez. Ama zihniniz muhtemelen başarı ile değer arasında çok güçlü bir bağ kurmuş durumda. Bu yüzden bir gelişme olmadığında sadece hayal kırıklığı yaşamıyorsunuz; sanki kimliğiniz eksilmiş gibi hissediyorsunuz. İşte bu noktada kıyaslama çok güçleniyor.


Kıyaslama aslında kendini cezalandırma davranışıdır. İnsan karşısındakinin hayatına bakıp objektif bir değerlendirme yapmaz. En iyi, en parlak, en görünür kısmı alır ve onu kendi en kırılgan, en eksik hissettiği yerle karşılaştırır. Bu yüzden sonuç hep ağır gelir. Arkadaşlarınızın hayatının yalnızca vitrindeki kısmını görüyorsunuz. Ama kendi zihninizin perde arkasını biliyorsunuz; tüm kaygılarınızı, başarısızlık korkularınızı, bekleyişlerinizi, eksiklerinizi. Böyle bir kıyaslama doğal olarak adaletsiz.


Buluşmalardan kaçınmanız da anlaşılır bir savunma. Çünkü şu anda sosyal ortamlar size keyiften çok bir tür hatırlatma alanı gibi geliyor olabilir. Başkalarının iyi giden taraflarını görmek, kendi içinizde bastırmaya çalıştığınız eksiklik hissini yeniden aktive ediyor olabilir. Kısa vadede uzaklaşmak rahatlatıcı gelir. Ama uzun vadede bu yalnızlaşma zihninizin kurduğu olumsuz anlatıyı güçlendirir. Çünkü insan yalnız kaldıkça düşünceleri daha mutlak hale gelir. Dış gerçeklikten kopunca zihnin sert yorumları daha inandırıcı görünmeye başlar.


Umarım yazdıklarım sizin için faydalı olmuştur. Sormak istediğiniz başka bir şey olursa burada olacağım.

alinti

Kendimi anlaşılmış ve duyulmuş hissediyorum teşekkür ederim

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular