Romantik İlişkiler

Kız arkadaşımdan ayrılmalımıyım?

Gizli Kullanıcı2 Aralık 2025 11:02

Merhaba, 3 yıldır inişli çıkışlı devam eden bir ilişkim var. 4-5 ayda bir tartışmalar sebebi ile ayrılıp barışıyoruz. Son zamanlarda kız arkadaşımın durduk yere sürekli trip atması ve çok küçük şeylere aşırı tepki gösterip tavır yapması yüzünden biraz soğudum. Bu durumdan rahatsız olduğumu belirtmeme rağmen, trip atmanın ve tavır yapmanın gayet normal olduğunu savundu, onun tavırlarını çekmem gerektiğini söyledi ve sadece beni suçlamaya devam etti. Beni sürekli suçlu olarak görüyor ve hatalarını asla kabul etmiyor, kabul etse bile özür dileyemiyor kendini savunmaya devam ediyor. Yeri geliyor duygu sömürüsü yapıyor. Buna rağmen beni sevdiğinide sürekli olarak söylüyor ve bende sevgisinin farkındayım, ancak bu durum beni fazlasıyla yordu sanki ilişkinin bütün yükü omuzlarımdaymış gibi hissediyorum. Son zamanlarda bu durum beni fazlasıyla yıprattı ve ona olan sevgim neredeyse bitti. O ise hala kendini savunmaya devam ediyor ama beni sevdiğini söylemekten de geri kalmıyor. Kendi içimde bir çıkmaza girdim.

Ne yapmalıyım? Yardımcı olursanız sevinirim.

Bu soru 4 Aralık 2025 20:19 tarihinde Uzman Klinik Psikolog Elif Kızılkaya tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba Sevgili Danışan,

Yaşadığınız sürecin sizde yarattığı yorgunluk, sıkışmışlık ve duygusal tükenmişlik hissi satır aralarınızdan oldukça net biçimde anlaşılıyor. Uzun süredir devam eden, ayrılık barışma döngüleriyle ilerleyen ilişkiler çoğu zaman kişide hem umut hem de tükenmişlik duygularını aynı anda barındırır. Siz de bir yandan sevildiğinizi bilirken, diğer yandan ilişkinin duygusal yükünü tek başınıza taşıyormuş gibi hissettiğinizi ifade ediyorsunuz. Bu ikili durum kişinin iç dünyasında ciddi bir çatışma yaratır ve zamanla duygusal olarak uzaklaşmaya, hatta sevginin tükenmiş gibi hissedilmesine yol açabilir. Bu, sizin güçsüzlüğünüzün değil; uzun süredir devam eden sağlıksız bir etkileşim döngüsünün doğal bir sonucudur.


İlişkinizde sık tekrar eden “trip atma”, aşırı tepkiler, tavır koyma, suçlayıcı tutum, hatayı kabul etmeme, özürden kaçınma ve zaman zaman duygu sömürüsü olarak deneyimlediğiniz davranışlar; sağlıklı bir duygusal iletişimin önünde ciddi engellerdir. Bir ilişkide iki tarafın da duygu, ihtiyaç ve sınırlarının görülmesi; sorumluluk alınabilmesi ve onarıcı iletişimin kurulabilmesi gerekir. Siz rahatsızlığınızı ifade ettiğiniz halde bunun geçersiz kılınması ve tüm sorumluluğun size yüklenmesi, ilişkinin yük dengesini bozmuş görünüyor. Sürekli kendini savunan, karşı tarafın duygusunu görmeyen bir tutum zaman içinde karşı tarafta değersizlik, yalnız bırakılmışlık ve yetersizlik hislerini büyütür. Şu an yaşadığınız tükenmişlik ve soğuma da bu psikolojik yükle oldukça ilişkilidir.


Burada dikkat çekici olan bir diğer nokta; partnerinizin sizi sevdiğini sürekli ifade etmesi fakat davranışlarının bu sevgiyle uyumlu bir güven ve duygusal güvenlik alanı yaratmamasıdır. Sevgi tek başına bir ilişkiyi sağlıklı kılmaya yetmez. Sevginin, saygı, sorumluluk alma, empati, sınır tanıma ve karşılıklılık ile desteklenmesi gerekir. Bir kişi sevdiğini söylerken, diğer yandan karşı tarafı sürekli suçladığında, hatasını kabul etmediğinde ve değişim için adım atmadığında, bu sevgi söylemde kalır; ilişkide onarıcı bir işlev göremez. Siz de tam olarak bu çelişkinin içinde kalmış görünüyorsunuz.

Şu anda asıl önemli olan, “O değişir mi?” sorusundan çok, “Ben bu ilişki içinde nasıl hissediyorum ve bu hislerle ne yapacağım?” sorusuna odaklanabilmenizdir. Kendi ifadelerinizde uzun süredir yıprandığınızı, duygusal olarak tükendiğinizi ve sevginizin neredeyse bittiğini söylüyorsunuz. Bu, görmezden gelinmemesi gereken çok güçlü bir içsel sinyaldir. Duygusal tükenmişlik oluştuğunda kişi genellikle kendini suçlamaya meyillidir; ancak burada yaşadığınız şey, uzun süreli duygusal yüklenmenin doğal bir sonucudur.


Bu noktada size birkaç temel psikolojik çerçeve sunmak isterim:

  1. Sınırlar: Sağlıklı ilişkilerde kişi, rahatsız olduğu davranışlara karşı net ve tutarlı sınırlar koyabilir. Siz rahatsızlığınızı dile getirmişsiniz ancak bu sınır karşı tarafta bir karşılık bulmamış. Sınır koymak, karşı tarafı kontrol etmeye çalışmak değil; “Ben bu koşullarda ilişkiyi sürdüremem” diyebilme cesaretidir.
  2. Sorumluluk Paylaşımı: Bir ilişkide sorunlar tek kişiden kaynaklanmaz. Sürekli tek tarafın suçlanması, zamanla ilişkide ciddi bir güç dengesizliği yaratır ve kişinin benlik saygısını zedeler.
  3. Değişim İradeye Bağlıdır: Bir kişi davranışlarının ilişkide yarattığı etkiyi görmüyor, sorumluluk almıyor ve buna rağmen “beni böyle kabul et” diyorsa, bu noktada değişimin dışarıdan zorlanması genellikle mümkün değildir.
  4. Sevgi ile Katlanma Arasındaki Fark: Birine sevgi beslemek, her davranışına katlanmak anlamına gelmez. Sevgi, kişinin kendini sürekli yok sayması pahasına sürdürülüyorsa, bu sağlıklı bir bağlanma değildir.


Şu anda bir “çıkmaz” hissetmeniz çok anlaşılır. Çünkü bir yanda sevildiğinizi bilmenin yarattığı bağ, diğer yanda ise yıpranmışlığınız ve yük taşıma hissi var. Bu tür durumlarda kişi çoğu zaman “Gitmek mi daha doğru, kalmak mı?” ikilemine sıkışır. Burada net bir “kal” ya da “ayrıl” yanıtı vermek yerine, sizi kendi içsel ihtiyaçlarınıza yaklaştırmak daha sağlıklı olacaktır. Kendinize şu soruları dürüstçe sormanızı öneririm:

– Bu ilişki böyle devam ederse, bir yıl sonra kendimi nasıl hissedeceğim?

– Bu ilişkide kalmak mı, ayrılmak mı beni uzun vadede daha çok korur?

– Şu an bu ilişkide kalmamın sebebi sevgi mi, alışkanlık mı, yalnız kalma korkusu mu?

– Kendime gerçekten şefkatli davranıyor muyum?

Eğer hala ilişkinin onarılabilir olduğuna dair içinizde bir umut varsa, açık ve net bir sınır konuşması yapılması çok kıymetlidir. “Ben bu ilişkiyi şu koşullar değişmezse sürdüremem” diyebilmek ve karşı taraftan yalnızca söz değil, somut davranış değişiklikleri görmek önemlidir. Gerekirse çift terapisi de bu noktada destekleyici olabilir. Ancak şunu net söylemek gerekir ki; değişim için iki tarafın da istekli olması gerekir. Tek tarafın çabası bir süre sonra tükenmişliğe dönüşür ki siz şu an bu noktaya çok yaklaşmış görünüyorsunuz.


Eğer içinizdeki sevgi büyük ölçüde tükenmişse ve kendinizi bu ilişki içinde sürekli yorgun, suçlu, değersiz ve baskı altında hissediyorsanız; ayrılığı bir “yenilgi” değil, ruhsal sağlığınızı korumaya yönelik bir adım olarak da değerlendirebilirsiniz. Bazen bir ilişkiden çıkmak, kendinizi seçmenin bir yoludur.


Son olarak şunu özellikle vurgulamak isterim: Bu süreçte yaşadıklarınız yalnızca “ilişki sorunu” değildir; aynı zamanda sizin özdeğeriniz, sınırlarınız, duygusal ihtiyaçlarınız ve kendinizle kurduğunuz ilişkiyle de doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle bireysel terapi süreci, hem bu ilişkiyi daha sağlıklı değerlendirebilmenize hem de benzer döngüleri ileride tekrar yaşamamanıza çok kıymetli katkılar sağlayabilir.


Şu an yaşadığınız çıkmazdan bir anda net bir kararla çıkmak zorunda değilsiniz. Ancak kendinizi daha fazla duygusal olarak tüketmeden, kendi ihtiyaçlarınızı merkeze alan bir içsel değerlendirme yapmanız, bu sürecin en önemli adımı olacaktır. Burada önemli olan, “onu kaybetmemek” değil; kendinizi kaybetmeden bir ilişkide kalıp kalamayacağınızı dürüstçe görebilmektir.


Uzman Klinik Psikolog Elif Kızılkaya

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular