Menfaatine düşkün insanlara karşı mesafe
Nereden nasıl başlanır bilmiyorum. İçimde bitmek bilmeyen bir yas süreci ve hayal kırıklıkları var, özellikle de kendimle ilgili. 30 yaşındayım ama bu yaşıma kadar hayal ettiğim, heveslendiğim hiçbir şey gerçek olmadı. İstediğim okullara gidemedim, bir meslek sahibi olamadım. Evlenmek planlarımdaydı ama bu kadar erken değildi. 18 yaşında evlendim, şu an 30 yaşındayım ve 4 çocuğum var. Anne olmak hayalimdi ama en büyük hayalim öğretmen ya da hemşire olmaktı. Bu hep içimde ukte kaldı.
Kendimi berbat hissediyorum, sanki boşa geçmiş bir ömür gibi. Gençliğim bile boşa gitmiş gibi geliyor. Eskiden cıvıl cıvılken şimdi içine kapanık, soğuk birine dönüştüm. Çevremdeki menfaatçi ve bencil insanlar yüzünden hayattan soğudum. Eşim iyi bir insan ama hep eksik görür, hiçbir şeyden memnun olmaz. O insanlarla arama mesafe koyamıyorum çünkü yapayalnızım.
Kardeşlerimle de bağım koptu. Gurbetteydim, uzaktaydım ama yaşananlardan beni sorumlu tuttular. Telefonumun bile olmadığı zamanlar oldu. Şimdi hiçbiriyle görüşmüyorum. Evliliğin ilk yılları çok zordu, ciddi bir kültür şoku yaşadım. Eşimin ailesinden çok ağır sözler duydum. Hamileliğimde bebeğimi kaybetme tehlikesi yaşadım, çocuğum yoğun bakımda yattı ve ben yine yalnızdım. Yalnız kalma korkusu yüzünden kimseyle mesafe koyamiyorum. Zaten yalnız bir cocuktum. Hep hastaydim. Annemi daha 4 yaşındayken kaybettim. Bakın mesafeyi koruyamiyorum. Beni kullanmak isteyen menfaatci insanlarla nasıl mesafe kurucam. Bilmiyorum.
Bu soru 6 Şubat 2026 08:05 tarihinde Klinik Psikolog Şevval Kurnaz Ünyılmaz tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhabalar,
30 yılın içine sığdırdığın bu derin yalnızlık ve yarım kalmışlık hissini o kadar içten anlatmışsın ki, kelimelerinin ağırlığını burada hissetmemek elde değil. 4 yaşında annesiz kalmış, çocukluğu hastalıklarla ve yalnızlıkla geçmiş o küçük kız çocuğunun, bugün 4 çocuk annesi bir kadın olarak hala görülmeyi ve dayanacak bir omuz aramayı beklemesi çok insani.
4 yaşında anneyi kaybetmek, bir çocuk için dünyanın güvenli olmayan bir yer olduğu mesajıdır. O yaştaki bir çocuk için gitmek/kaybetmek, en büyük korkudur. Şimdi 30 yaşında bir yetişkin olsan da, içindeki o küçük çocuk hala şunu söylüyor olabilir, "Eğer bu menfaatçi insanlara sınır çizersem, tamamen kimsesiz kalırım." İşte bu yüzden seni kullanan insanlara hayır diyemiyorsun muhtemelen; çünkü senin için kötü bir ilişki, hiç ilişki olmamasından daha güvenli geliyor. Yalnız kalmaktansa, kullanılmayı –farkında olmadan– kabul ediyor olabilir misin ?
18 yaşında evlenmek, aslında senin kendi çocukluğunu ve gençliğini yaşamadan anne rolüne bürünmen demek. Kendi hayallerini (öğretmenlik, hemşirelik) gerçekleştirememiş olmanın verdiği o derin sızıyı, aslında tıpkı bir yas süreci olarak adlandırabiliiriz. Sen sadece geçmişine değil, olamadığın o kadına da ağlıyorsun.
Eşinin iyi biri olduğunu ama seni hep eksik gördüğünü söylüyorsun. Bu çok yorucu bir dinamiktir. Zaten çocukluğundan beri kendini eksik ve yalnız hisseden birine, en yakınındaki kişinin de yetersizsin mesajı vermesi, senin özgüvenini iyice diplere çekiyor. Kültür şoku, aile baskısı ve yoğun bakım süreçlerinde yalnız kalman, senin duygusal dayanıklılığını çok zorlamış.
Öncelikle o 4 yaşındaki küçük kıza şefkat göstermelisin. O kızın kimsesiz kalma korkusunu anla ama bugünkü 30 yaşındaki kadının aslında 4 çocuk annesi, güçlü ve hayatta kalmayı başarmış bir yetişkin olduğunu ona hatırlat. Sen artık o çaresiz çocuk değilsin, o çocuk bugünlere geldiyse eğer devamı da mutlaka gelecektir.
30 yaş, eğitim için hiçbir şeyin sonu değil. Belki hemen bugün üniversiteye gidemezsin ama dışarıdan okumak, sertifika programlarına katılmak veya çocukların biraz büyüdüğünde hayaline yaklaşacak adımlar atmak için hala vaktin var. Öğretmen olamadın belki ama 4 çocuğun en büyük öğretmeni sensin; önce onlara sınır koyabilen, güçlü bir kadın olmayı öğretmelisin.
Herkese birden mesafe koyamazsın. Bugün, seni kullanan birine çok küçük bir konuda "hayır" diyerek başla. O kişinin gitmesinden korkma; seni sadece işi düştüğünde arayan biri gitse de hayatında büyük bir boşluk oluşmaz, sadece sırtındaki bir yük kalkar.
Birisi senden bir şey istediğinde (borç para, bir iş, çocuk bakımı vs.), hemen cevap verme. "Şu an işim var, bir programıma bakıp sana döneyim" de. O 10-15 dakikalık boşlukta, o şeyi gerçekten yapmak isteyip istemediğini kendine sorma şansın olur.
Açıklama yapmak, karşı tarafa ikna edilebilirsin mesajı verir. Mesela, birisi seni sömürüyorsa; "Çok isterdim ama çocukların okulu var, ev işleri çok birikti, eşim de kızıyor zaten biliyorsun..." gibi cümleler kurmamaya çalış. Bahane ürettikçe karşı taraf o bahaneyi çürütmek için daha çok üstüne gelir. Bunun yerine: "Bu kez sana yardımcı olamayacağım" demeye çalış.
Kendi kırmızı çizgilerini belirlemeyi denemelisin. Bir kağıt al ve üzerine şunları yaz:
- Asla taviz vermeyeceğim 3 şey nedir?
- Beni en çok ne yoruyor?
- Kimleri hayatımda tutmak bana ağır geliyor?
Bu listeyi gördüğünde, sınır koyman gereken alanları daha net fark edeceksin.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.