MERHABA EŞİM TARAFINDAN SÜREKLİ YAPMADIĞIM ŞEYLERDEN YARGILANIYORUM
MERHABALAR benim sürekli yaşadıgım bir kaç sorunum var nerden nasıl başlarım bilmiyorum içimi kimseye acamıyorum dertleşemiyorum canım yanıyor yapmadıgım şeylerden hakaretler yemek laf işitmek çalıştıgım yere laf uzatması giyimime özgüvenim kendime saygımm hiç kalmadı artık kabullenmiş haldeyim gerçek beni kimse görmüyor buda beni cok yoruyor ben özgür ruhlu biri olabilirim evet ama canım çok yanıyor ne yapmalıyım bilmiyorum cevap istiyorum lütfen birşeyleri düzeltmeye calışmaktan cok yoruldum artık ben benliğimi unuttum gercek deniz kim bunu bile bilmiyorum artık sustukca hasar ve zarar gördüm ama şuan susmak istemiyorum ama korkuyorum eşim psikolojik bir ruh hastası gözü dönunce kendi ailesini tanımıyor ben susmak istemiyoum avazım cıktıgı kadar [ YETER ARTIK DİYE HAYKIRMAK İSTİYORUM ] bunun bir cıkış yolu varmı acaba uzatmak istemiyorum ama artık ruhum bunyemi bunyem ruhumu taşıyamıyor artık yeter artık yeter ben niye böyle yardırdım onuda bilmiyorum acıkcası neyse TEŞEKÜR EDERİM şimdiden okudugunuz için devam etmek isterdim o kadar cok sey var ki ama uzatmak istemiyorum şuan İYİ GECELR
Bu soru 14 Şubat 2026 11:23 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yazdıklarınızı okurken en çok dikkat çeken şey öfkeniz değil, tükenmişliğiniz. Sürekli eleştirilmek, yaptıklarınızın değil yapmadıklarınızın görülmesi, kıyafetinize, işinize, varoluşunuza laf edilmesi… Bu yalnızca moral bozmaz; zamanla kimlik duygusunu aşındırır. “Benliğimi unuttum” demeniz bu yüzden çok ağır bir cümle. Çünkü insan en çok, kendine yabancılaştığında yorulur.
Sürekli yargılanan bir ilişkide kişi üç şeye başlar:
Kendi algısından şüphe etmeye.
Daha az görünmeye çalışmaya.
Ve sonunda “Belki gerçekten sorun bende” demeye.
Bu süreç çok sinsi ilerler. İlk başta birkaç yorumdur. Sonra ton değişir. Sonra siz kendinizi savunmayı bırakır, sadece susmaya başlarsınız. Sustukça karşı tarafın sesi büyür, sizin sesiniz küçülür. Ve bir noktada insan kendi iç sesini bile duyamaz hale gelir.
Şu soruyu birlikte düşünelim:
Size söylenen şeyler bir davranışa mı yönelik, yoksa karakterinize mi?
“Şunu böyle yapsan daha iyi olur” başka bir şeydir.
“Sen zaten böylesin” başka bir şeydir.
İkincisi kişiliği hedef alır ve zamanla özgüveni değil, öz-değeri zedeler.
Bir de şu var: Sürekli eleştirilen kişi zamanla mükemmel olmaya çalışır. Daha iyi eş, daha iyi çalışan, daha uyumlu biri olmaya… Ama çıta hep değişir. Çünkü mesele çoğu zaman yaptıklarınız değildir; ilişkide kurulan güç ve kontrol dengesidir.
Şunu bilmenizi isterim: Sürekli hakarete, küçümsemeye, aşağılanmaya maruz kalmak normal bir evlilik dinamiği değildir. Buna alışmış olmak, bunun sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
İçinizde iki parça var gibi görünüyor:
Biri “sus, idare et” diyor.
Diğeri “yeter artık” diye haykırmak istiyor.
İkinci ses aslında sizin hayatta kalan, özsaygınızı korumaya çalışan tarafınız. Onu bastırmak yerine düzenli ve sakin bir şekilde güçlendirmek gerekiyor.
Şimdi size daha derin bir çalışma bırakmak istiyorum:
Kimliğimi Geri Alma Defteri (14 Günlük Çalışma)
Her gün şu üç başlığı yazın:
- Bugün bana söylenen şey neydi?
- Bu söz bende hangi duyguyu yarattı? (öfke, utanç, değersizlik, korku…)
- Bu söz gerçekten beni mi anlatıyor, yoksa karşı tarafın bakış açısını mı?
- adım çok önemli:
“Ben kendimi nasıl tanımlıyorum?”
Örneğin:
“Özgür ruhluyum.”
“Duyarlıyım.”
“Çalışkanım.”
Ama somut kanıtla yazın. “Geçen hafta şu işi başardım.” gibi.
Amaç şu: Başkasının sesi ile kendi kimliğinizi ayırmak.
İkinci çalışma: Mikro sınır denemesi.
Büyük tartışmalardan başlamayın. Küçük bir konuda şunu deneyin:
“Bu şekilde konuşulduğunda inciniyorum. Bu tonda konuşulmasını istemiyorum.”
Cümleyi kısa tutun. Açıklama yapmayın. Tartışmaya girmeyin. Sadece tekrar edin.
Sınır koymak bağırmak değildir. Sınır koymak, kendi alanınızı işaretlemektir.
Bir başka önemli konu: Eğer eşiniz ruhsal dalgalanmalar yaşıyor, kontrol kaybı, aşırı öfke, kişilik değişimi gibi durumlar varsa bu profesyonel değerlendirme gerektirir. Bir ilişkide bir tarafın ruhsal durumu zorlandığında, diğer tarafın destek alması koruyucudur. Çünkü uzun süreli psikolojik baskı travmatik etki bırakabilir.
Şunu çok net söylemek isterim:
Sevgi, kendini silmek değildir.
Uyum, kendini yok etmek değildir.
Ve size bir cümle bırakmak istiyorum:
“Bir insanın sizi sürekli küçültmesi, sizin küçük olduğunuz anlamına gelmez; sadece onun size dar bir yer açtığını gösterir.”
Siz şu an dar bir yerde nefes almaya çalışıyorsunuz. Önce kendi içinizde alan açmanız gerekiyor. Destek almayı düşünmek zayıflık değil, sistemli güçlenmedir.
Ve en önemlisi:
“Yeter” diyebilen bir yanınız hâlâ canlıysa, benliğiniz tamamen kaybolmuş değildir. 🤍
Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde benimle iletişime geçebilirsiniz...
Psikolog Lara Yelda Aktaş
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.