• Anasayfa
  • Sorular
  • Merhaba. Eşimle olan ilişkimde kendimi çok yalnız hissediyorum.
Kaygı

Merhaba. Eşimle olan ilişkimde kendimi çok yalnız hissediyorum.

Gizli Kullanıcı16 Şubat 2026 12:15

Eşimle 18 yıldır evliyiz. Ona karşı güven sorunum var. Sürekli kafamda beni aldattığına dair kurgusal hikayeler üretiyorm. Her yaptığını gizli birşey yapıyormuş gibi algılıyorım. Kendimi sorguladığımda. Aptal yerine konuyor olmaktan korktuğumu buluyorum. Bazen düşük desibelle tartışıyorum. Bir kaç imada bulunduğumda “zoruma gidiyor” diyor. Ben verdiği tepkiden dolayı bu düşüncelerimden pişmanlık duyuyorum. bir kaç gün iyi hissediyorum sonra yine kurmaya başlıyorum. Eşim işi dolayısıyla yurtdışı-yurtiçi seyahatleri oluyor. O yokken her dakika kafamda kuruyorum ama onu hiç aramıyorm.akşamları yakınımızdaki bir kafede arkadaşlarıyla oturur. Önemli birşey olmadıkça aramam. Bazen öyle kuruyorum ki şimdi yakalıycam diye düşünüp arıyorum tartışma çıkarıyorm bu sefer de açıklama yapıyor vs. Ben sakinleşip tlf kapatsam bile aslında ikna olmuyorum ama onu çok üzdüğüm için sakinleşmiş gibi yapıyorum. Ve kendimi yine *ptal gibi hissediyorum. Ve tabi nihayetinde kendimi çok kötü, ezik hissediyorum. Bazen de nere gidiyorsun dediğimde ne yapacaksın diyor. Merak ettim deyince ben çocuk muyum diyor. Tamamen ayarlarım bozluyor. Bir kaç yıl önce instagram aramasında eski görüştüğü kız arkadaşının bir kaç soyisimle ismini arattığını gördüm ve bu sürekli aklıma geliyor.Eşimle konuştum. Neden? Diye sordum. “Ne desen haklısın, yanlış yaptım.Yaşadığı şehirle ilgili konu geçti merak ettim arattım. Soyadını hatırlayamadım zaten bulamadım.o anlık merak yani” dedi.Aklı hala onda mı diye içim içimi yiyor.. (soyismi benim aklımda😒)Arabada bir şarkı açsa ona mı dinliyor diye kahroluyorum. Geçtiğimiz günlerde başka bir şehire gitti. Döndüğünde oradaki iş arkadaşıyla olan muhabbetinden yakaladım ki; arkadaşı; “eski kız arkadaşının eşinin de tanıdığı olduğunu vs.” söylemiş.Ben de “Sen de anlattın mı eskileri” dedim. “Öyle biraz konuştuk dedi.” Üstünde durmadım çünkü eski kız arkadaşı hayatımızda çok önemli bir noktaymış gibi hissetsin istemdim. Ama çok gururum kırıldı. Kızımız yanımızda diye konuşamadım. Sonrasında Msj attım. Aradı “haklısın da takma kafana ne var bunda o anlatınca bende biraz anlattım o kadar. Bir şey yok bunda” dedi. Ama benim için çok şey. Kendime güvenim yok sanırım. Güvenimi kıran diğer bir taraf da şu; biz muhafazakar bir yapıya sahibiz. Ancak eşim kendi işini kurduğundan beri kendini muhafazadan çok uzaklaştı. Bu da benim güvenimi sarsıyor. Yani daha önce yapmaz dediğim şeyler için yapabilir diye düşünüyorum. Çünkü, eskiden eşim olkollü otellerde konalama yapmazken şimdi yapabiliyor. Önceden namahreme karşı bir tutum içerisindeyken şimdi değil. Konuştuğumda yapmaman lazım vs dediğimde. “Öyle olmuyor işte, orada bir sürü müşteri oluyor, yeni insanlarla tanışıyoruz,iş yapıyoruz. Ben müşteri yakalamaya çalışıyorum. Kendimi tanıtmaya çalışıyorum. İsmimi duyurmaya çalışıyorum ki iş olsun” diyor. Bu gibi değişimleri beni üzüyor. Ve çevremde kimseye anlatamıyorum. Aslında içten içe de yaparsa yapsın. Kendi kaybeder. Benim yeni bir hayat kurmam zor değil.(Çok ta çalışkan biriyim çünkü.). Diyorum. Ama bana sarılışını kaybetmek istemiyorum.Korkuyorum. Bu tip kaprislerin kurgularım beni O’ndan soğutur mu diye yine kahroluyorum. Güvenmek istiyorum ama içimdeki ses bana “gevşeme, aptal durumuna düşeceksin” diyor. Bazen telefonuna takip programı yüklemek geliyor aklıma.bir kaç gün takip edebilsem rahatlıycam diye düşünüyorum. Ve yine düşündüğümde bazen rehberşndeki bütün erkek kişileri telefondan arayıp gerçekten erkek mi diye bakmak geliyor aklıma. Sonra ne saçmaladığıma kızıyorum. Sonra en kötü ne olabilir, ayrılırım diyorum.Rahatlıyorum. Ama bir zaman sonra yine bu döngünün içinde buluyorum kendimi. Temelde güven sorunum var ama eşime karşı mı? Kendime karşı mı? Yoksa ikisi birden mi? Bana yardım edin.😔

Bu soru 18 Şubat 2026 07:57 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,


Yazdıklarını okurken en çok hissettirdiği şey şu: Çok uzun süredir zihninle kalbin arasında kalmışsın. Bir yanın eşine güvenmek, yanında huzurlu olmak, 18 yıllık emeği korumak istiyor. Diğer yanın ise sürekli tetikte: “Gevşersen incinirsin. Rahatlarsan aptal yerine konursun.” Bu iç ses insanı gerçekten çok yorar. Hele ki aynı döngü tekrar tekrar yaşanıyorsa.


Şunu bilmeni isterim: Sürekli aldatılma senaryosu kurmak çoğu zaman “gerçekten aldatılıyor olmak”tan değil, kaybetme korkusundan beslenir. Kaybetme korkusu ise genelde iki yerden çıkar: ya geçmişte güven sarsılmıştır ya da kişi kendi değerinden emin değildir. Senin anlattıklarında ikinci kısım çok güçlü görünüyor. Çünkü her tartışmadan sonra asıl incinen yer “eşim ne yaptı?” değil, “ben yine aptal gibi hissettim” kısmı. Bu çok kıymetli bir ipucu.


Eşinin geçmişte bir arama yapmış olması, yaşam tarzındaki değişimler, sosyal çevresi… Bunlar sende bir alarm başlatmış. Ama alarmın büyüklüğü olaydan daha fazla. Çünkü bu durum sende şu anlamı uyandırıyor olabilir: “Benim yerim sağlam mı? Yeterli miyim? Değerim azaldı mı?” Eğer bir insanın iç değeri sallanıyorsa, dışarıdaki en küçük belirsizlik bile büyük tehdit gibi algılanır.

Burada seni en çok yıpratan şey kontrol etme isteği değil aslında; kontrol ettikten sonra kendine duyduğun öfke. Bir yanın şüphe ediyor, diğer yanın şüphe ettiğin için seni suçluyor. Bu ikili çatışma insanı çok yalnız bırakır. Eşinin yanında yalnız hissetmen de biraz bundan. Çünkü zihninde olanları tam olarak paylaşamıyor, paylaştığında da “çocuk muyum?” gibi tepkiler aldığında daha da içine dönüyorsun.


Güven, “şüphe hiç gelmemesi” değildir. Güven, şüphe geldiğinde panik yerine diyalog kurabilmektir. Sen “nereye gidiyorsun?” dediğinde aslında sorduğun şey büyük ihtimalle şu: “Benimle misin? Hâlâ beni seçiyor musun?” Ama bu soru kontrol gibi çıktığında karşı taraf savunmaya geçiyor. Böyle olunca senin alarmın daha da yükseliyor. Oysa ihtiyaç cümlesi daha farklı olurdu: “Bazen içimde güvensizlik hissi oluyor. Bununla baş etmeye çalışıyorum ama senden biraz daha açıklık görmek beni rahatlatır.” Bu ton, suçlamadan yakınlık ister.


Bir başka önemli nokta da şu: Eşinin değişmesi seni sarsmış. Çünkü sen ilişkiyi belirli değerler ve sınırlar üzerinden tanımlamışsın. O çerçeve esneyince, zeminin kaymış gibi hissetmiş olabilirsin. Bu çok insani. Ama burada asıl soru şu: Onun değişmesi senin değerini azaltıyor mu? Hayır. Onun sosyal çevresi genişliyor diye sen daha az seçilebilir olmuyorsun. Bu, zihnin kurduğu bir bağ.

Şunu da açıkça söylemek isterim: Sürekli “aptal yerine konurum” korkusu yaşayan biri, aslında kendi içindeki değeri tam sahiplenememiştir. Kendine güvenen bir insan, aldatılsa bile “Ben değersizim” demez; “O yanlış yaptı” der. Senin zihnin ise olası bir ihaneti bile kendi değerin üzerinden okuyor. Bu da öz değerin biraz eşine bağımlı hale geldiğini düşündürüyor.


Güven, sadece karşı tarafın davranışlarıyla değil, kişinin kendi ayakları üzerinde durabildiğini hissetmesiyle büyür. Sen zaten güçlü birisin; çalışkan olduğunu, hayat kurabileceğini yazmışsın. Ama mesele hayat kurabilmek değil; o hayatı kurmak zorunda kalma ihtimaliyle yüzleşmekten korkmak. Çünkü ayrılık ihtimali bile seni sarsıyor. Bu korku, kontrol davranışını besliyor.


Burada belki en derin soru şu: Eşin seni bırakırsa sen kim olursun? Eğer bu soruya verdiğin cevap “hiç” gibi hissediliyorsa, o zaman güveni önce içeride inşa etmek gerekir. Çünkü kendine dayanan bir insan, karşısındakine daha sakin güvenir.

Şunu unutma: Güvenmek saflık değildir. Ama sürekli tetikte yaşamak da güç değildir. Gerçek güç, “Eğer bir şey olursa bununla baş edebilirim” diyebilmektir. Bu cümle geldiğinde kontrol etme ihtiyacı azalır. Çünkü kontrol, çaresizlik hissinden doğar.


Son olarak şunu bırakmak isterim:

“Birinin seni aldatma ihtimali, senin değerini belirlemez.”

Şu an yaşadığın şey, sevgi ile korkunun çatışması. Sevgi kalmak istiyor, korku kaçmak istiyor. Ama arada sen yıpranıyorsun. Belki de şimdi yapman gereken ilk şey eşini değil, kendini sakinleştirmeyi öğrenmek. Çünkü sakin bir zihin, daha doğru görür.


Sana uzun uzun teknikler vermek istemiyorum. Bu vakaya en uygun, sade ama etkili bir çalışma önereceğim. Çünkü senin döngün “şüphe → kontrol etme isteği → tartışma → suçluluk → öz değerde düşüş → yeniden şüphe” şeklinde ilerliyor. Bu döngüyü kırmak için güveni dışarıdan değil, içeriden stabilize etmek gerekiyor.

Şu çalışmayı dene:

Şüphe geldiğinde üç adım kuralı

  1. Duyguyu isimlendir
  2. Kendi kendine net bir cümle kur:
  3. “Şu an aldatılma korkusu yaşıyorum.”
  4. “Şu an terk edilme korkum aktive oldu.”

Düşünceyi değil, duyguyu isimlendir. Çünkü senaryoları büyüten düşünce, regüle eden ise duygunun kabulüdür.

  1. Kanıt – yorum ayrımı yap
  2. Kendine şunu sor:
  3. “Elimde şu an somut, gözle görülür bir kanıt var mı?
  4. Yoksa zihnim geçmişteki bir parçayı bugüne taşıyıp hikâye mi yazıyor?”

Bunu içinden değil, yazılı yapman önemli.

Bir taraf “kanıt”

Bir taraf “yorum”

Çoğu zaman yorum kısmı kabarık olur.

  1. Kontrolü 24 saat ertele
  2. Arama, sorgulama, ima, telefon kurcalama isteği gelirse kendine şunu söyle:
  3. “Eğer bu gerçekse 24 saat sonra da gerçek olacak. Şimdi kendimi sakinleştireceğim.”

Bu 24 saatlik erteleme, kaygı-kontrol bağını zayıflatır.

Kontrol etmek kısa süreli rahatlatır ama uzun vadede güvensizliği büyütür.

Ertelemek ise öz gücü besler.

Bir de öz değer için küçük ama güçlü bir iç cümle eklemeni öneririm:

“Birinin yanlış yapma ihtimali, benim değersiz olduğum anlamına gelmez.”

Bunu özellikle tetiklendiğin anlarda tekrar et. Çünkü senin asıl kırılan yerin eşinin davranışı değil; “aptal gibi hissetme” noktası. O cümleyi içerden değiştirmeye başladığında güven daha dengeli hale gelir.

Bu egzersizin amacı eşini aklamak değil.

Amacı, zihnin alarmıyla hareket etmek yerine merkezinden hareket etmeyi öğretmek.

Güven, kontrol ederek değil; kendini regüle edebildiğini görerek güçlenir.

Ve sen bunu yapabilecek kapasitedesin.


Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde benimle iletişime geçebilirsiniz, sevgiler... 🤍


Psikolog Lara Yelda Aktaş

alinti

Zaman ayırıp bu kadar uzun bir cevap verdiğiniz için teşekkürler. Kendimi karşıdan görmüş gibi hissettim ve nedense iyi geldi. İnşaallah toparlayacağım.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

O kadar içsel bir durumdayım ki, bir yabancıya anlatmak bile beni rahatlattı. Normalde her duygumu notlarıma yazarım ama tabiki karşılık alamıyorum. Sizden karşılık aldığım için daha iyi hissettim. Çok ta ciddi bir problemim yok gibi duruyor. Kaybetme korkumu yenersem aldatılma korkum da yok olacak.bu noktada da önce kendime değer vermem gerekiyor. Eşim sözel veya fiziksel olarak değer verir. Maddi olarak ta herşeyin en pahalısını veya istediğimi alır. Ama bunları bile kafamda kuruyorum beni kandırıyor gibi düşünceler sarmalına kapılıyorum 😣 Verdiğiniz ödevi mutlaka yapacağım. Tekrar teşekkür ederim. 💜💜💜

18 Şubat 2026 10:50

Cevaplanmış benzer sorular

Kaygı

Duygumdan nasıl emin olurum

Ezgi hanım merhabalar💐,aslında genel olarakta anksiyeteye yatkın birisiyim örneğin bir misafir beklediğimde herşeyin mükemmel olmasını isterim en iyisi olsun isterim zamanında yetişsin isterim ve aşırı stres yaşarım,bu benim huyum sanıyorum çünkü hiç bırakamadım yani mutlu giden ilişkimde partnerim bianda soğuk olursa ve ben bunu hissedersem yemek yiyemem ondan mesaj beklerim bütün günüm mahvolur ki partnerim içinde bu böyle trip atıyorsam o hatalıysa gerçekten moralim düzelene kadar onunda morali bozuluyo beni o yüzle görmek istemiyormuş. Aslında benim duygusal ihtiyaçlarım bu ilişkide daha önceden çok daha karşılanıyordu ama yaklaşık 5-6 aydır bu eksik yeterince iletişim kuramıyoruz işlerinden kaynaklı ve ben haliyle bu duruma bozuluyorum çünkü en ufak bir afedersin kusura bakma konuşması yapmıyor direk benim hayatıma devam etmemi istiyor ve ben bunu kabul edemiyorum,zorundaymışım gibi bi tavır olarak görüyorum bu durumu ve kimse hiçbişeye zorunda değil. Ben naz yapmak istiyorum trip biz kadınların en doğal hakkıyken ben bundan da nasibimi alamıyorum yani ben bişey yapmadım kusura bakma diyo ki buluşma ayarlayamayan partnerim bu durumda. Yani şuanda daha öncede sizinle paylaştığım üzere de gelgitli bir dönemdeyim ama şununda farkındayım duygusal bir olgunluk yaşadım bunu çok zor geçirdim aşırı zor geçirdim yani kaç defa sizlere yazdım bilmiyorum ama çocuk gibi severken şimdi olgun gibi seviyorum bu bana yeni gelen bi duygu evet heyecan var ama o eski çocuksu şeyler yok daha olgun tavırlar ve düşüncelerdeyim daha kadın olduğumu hissediyorum. Evliliğe adım atmama sebebimde babamla yaşayamadığım anlar ve vakitler şuanda emekli oldu ve tamamen bizimle bu zamanların tadını çıkartmak istiyorum çünkü zaman çok kısa evet belki bizim içinde kısa ama bilemiyorum:(. Geçmişte yaşadığım hiçbir kaygım yok açıkçası en uzun ilişkimi yaşıyorum şuanda kimseyle evlilik düşünmemiştim biz evlilik için çeyizlik eşyalarımızı bile aldık o kadar ileri gittik ama o geçmişteki bendi Buda şimdiki ben istemiyorum tamamen değil sadece evlilik olgunluğu yuva kurabilme hissiyatı bunların üstesinden gelmem için gerçekten o kıvama gelmem lazım yoksa çabuk pes ederiz. Bu ilişkiye gerçekten çok değer veriyorum kendimi huzurlu hissettiğim mutlu hissettiğim sayısızca an var ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum bilemiyorum tabiki ama henüz konuşamadık partnerimle iyi sonuçlanırsa inşallah böyle devam eder:). Ailemle ilişkimi hiç kıyaslamadım aslında Ezgi hanım çünkü burası çoğunluk ve alışılmış bir düzen diğer tarafta sadece ikimiz ve çok sakin bir ortam,ailemle beraberken herkes kendi düzenindeyken ben partnerimle beraber oluyorum yani mesajlaşıp konuşuyoruz her zaman hep beraber olamayız babam tv izlerken kardeşim ders çalışıyor ve ben tek kalıyorum kendisi de o durumda öyle tabi ama o tek çocuk evi kalabalık değil oda annesini bırakmak istemiyor benim gibi evlerimizde çok uzak şimdi o yakın istiyor annesine bende babama yakın istiyorum hatta alt katında yaşasak nasıl mutlu olurum ama bu süreç biraz zor olucak gibi görünüyor.