Namazlardaki ânî heyecanlardan nasıl kurtulabilirim?
32 yaşımdayım. 5 aydır imamım. Cemaatim az sayıdaki tanıdıklardan ibaret. Yine de heyecanı yenemiyorum. Döngü o kadar girift ki... Çözemiyorum da. Camimde en kalabalık olan cuma vaktinde (20+ kişi) heyecanlanmıyorum mesela. Kademeli olduğu için belki... Önce hutbe kolayıma geliyor, sonra namazı rahat kıldırıyorum.
Ya da teravihleri örnek vereyim. Ramazan'ın ve görevimin ilk günlerinde çok heyecanlı olduğum için dideral kullanıyordum. Ardından diderali yarıma düşürmüş ve sonra bırakmıştım. Ramazan'ın 2. haftasından itibaren ilaçsız devam ettim ancak yeterince kararlı bir ruh hâline kavuşamadığım için endişeli olduğum günler ara ara yine kullandım. Bir gün sesim titrediyse mesela yarın gece mutlaka ilaç lazım oluyordu.
Ramazan'dan sonra cemaat bariz azaldı fakat fayda etmedi. Yeni rutinde yatsıya 3 kişi geliyorsa 5-6 kişiye çıktığında paniklemeye başladım. Güya Ramazan'da iki katı daha fazla kişiye kıldırmaya alışmıştım. Şimdi daha az kişi için ilaç atıyorum, bir süpriz olduğunda yine titremeler.
Meslekî anlamda imam olmak zorunda kalana kadar belki 20 sene namaz kıldırmaktan kaçındım. Meslek öncesinde namazı bozup kaçmışlığım da var. Ne zaman alışıyorum desem başa dönüyorum. Bugün yine heyecandan titreyip sûreyi unuttum. Artık epey bir süre ilaçsız kıldıramam. Utanç ve kaygı hayatımı mahvediyor. Çok nasihat dinledim, okudum, izledim, psikiyatra gittim; durum bu. Klişe olmayan her tavsiyeye muhtacım. Klişe yerine cevapsız kalmayı tercih ederim.
Bu soru 6 Ağustos 2026 14:37 tarihinde Klinik Psikolog Şevval Kurnaz Ünyılmaz tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhabalar sevgili danışan,
Yaşadığınız bu durum, performans anksiyetesi ve sosyal kaygı olarak tanımlanan, özellikle mükemmeliyetçi beklentileri olan kişilerde görülen tipik bir döngüdür. Cuma namazında heyecanlanmayıp az sayıdaki cemaatte paniklemeniz, beyninizin sosyal tehditleri (yargılanma, hata yapma) fiziksel birer tehlike gibi algılamasından kaynaklanıyor olabilir.
Beyninizi büyük bir şirket gibi düşünürsek; rasyonel plan yapan kısmınız (frontal korteks) CEO, tehlike tarayan ilkel kısmınız (amigdala) ise güvenlik görevlisidir. Sizin durumunuzda güvenlik görevlisi, cemaat sayısındaki ufak bir artışı bile büyük bir tehdit olarak algılayıp yönetimi ele geçiriyor ve bedeninizi "savaş-kaç-don" moduna sokuyor. CEO'nuzun (mantığınızın), güvenlik görevlisine bu durumun artık tehlikeli olmadığını sabırla ve tekrar tekrar öğretmesi gerekir; çünkü korku unutulmaz, aktif olarak geri öğrenilir.
Anladığım kadarıyla siz aslında kendinize insan olma izni vermiyorsunuz. Bir sûreyi unutmayı veya sesinizin titremesini bir felaket olarak kodlamışsınız. Başarısızlığı ve hataları hayatın ve öğrenmenin doğal bir parçası olarak kabul etmeye çalışın. Bugün sûreyi unuttuğunuzda hissettiğiniz utancı ve o anki düşüncenizi not alın. Ardından şu soruyu sorun: "En yakın arkadaşım bunu yaşasaydı ona ne derdim?" Muhtemelen ona karşı çok daha şefkatli olurdunuz; aynı şefkati kendinize de göstermelisiniz.
Dideral gibi ilaçlar fiziksel belirtileri (çarpıntı, titreme) baskılasa da alt yatan psikolojik örüntüyü değiştirmez. İlacı "mutlaka lazım" olarak kodladığınızda, bu bir "güvenlik arayıcı davranış" haline gelir. İlaçsız kıldıramayacağınıza dair inancınız, beyninizin "aslında güvendeyim" bilgisini öğrenmesini engeller. İlacı aniden bırakmak yerine doktor gözetiminde kademeli bir plan yapmak, geri tepme etkisinden korunmanıza yardımcı olabilir.
Kaygı anında şu üç adımı uygulayın:
- İzin Ver: Titremeyle savaşmayın. "Şu an titriyorum, bu çok insani bir durum ve geçecek" diyerek duyguyu kabul edin. Duyguya direnmek onu sadece yoğunlaştırır.
- Yeniden Yapılandır: "Endişeliyim" demek yerine beyninize "Şu an heyecanlıyım, bu görev benim için önemli ve vücudum beni hazırlıyor" diyerek durumu yeniden çerçeveleyin.
3.Bakış Açısı: Bir sûreyi unutmanızın 1 yıl sonra ne kadar önemi olacak?. Cemaatiniz tanıdıklar olduğuna göre, muhtemelen sizi düşündüğünüzden çok daha az izliyor ve yargılıyorlar.
Kaçınma, korkuyu kısa vadede azaltır ama uzun vadede besler. Cuma namazındaki başarınızın sebebi, hutbe sırasında beyninizin o ortama alışması ve bilişsel yükün azalmasıdır. Bu kademeli geçişi küçük vakit namazlarına da uyarlayın.
Panik anında şimdiye dönmek için etrafınızda gördüğünüz 5 şeyi, duyduğunuz 4 sesi, dokunduğunuz 3 şeyi vs. zihninizden geçirin.
Namaza başlamadan hemen önce,kutu nefesi (4 saniye al, 4 tut, 4 ver, 4 tut) tekniği ile parasempatik sisteminizi devreye sokun.
Unutmayın, amaç heyecanı tamamen yok etmek değil (çünkü sıfır heyecan düşük performans demektir), heyecanı yönetilebilir düzeye çekmektir.
Sizin için her zaman buradayız. Aşağıya örnek bir nefes egzersizi ekledim.
Sevgilerle
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
4-7-8 Nefes Tekniği
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.