Psikoloji

Ne zaman kendim olabilirim

Gizli Kullanıcı15 Şubat 2026 12:02

hic bir zaman kendim olmadım insanlar beni nasl görmek istediklerini düsndüm hep ve öyle oldum .Benligimi unutdum.,benim kalbim kırılsın onlarn kalbi kırılmasn diyerek büyüdüm ve kendimi herkese tam farkli biri olarak tanıtm ama asıl ben aksi özgüvenli biriydi.Beni sevçiyen birine her zmana baglanıyorum bana deger verebi hic bir zaman sevmedim secemedim meni sevmiyeni her zaman secdim .Her an duygularım deyisiyo kendimi tanımıyroum hayata merakım yok 20 gün bir cocukla konsudm ve cocuk beni seviyodu ama ben eski sevgilimi hhayatımln ilk askını unutmak icin konusuyrdum vir gün cocukla tartsdık soguk oldu bana karsı ve oldugu gün ven cocuga baglandm gercekten gercekten cok garip .Her zaman baskalrn fikrin önemsedim bana hakaret etseler bile herzmaan susdum nedenmi?cünki susmasam karsmdakini incidirim diye düsündüm en yakn arkadadm bana hakaret etsede agzmdan tek kelime cıkmıyo neden?Beni aldatan eski sevgilimi 2 gün icinde affetim ve onada takntılı kaldm cocuk yüzüme istemedyni deidkce ben nasipi zorluyorudm

Bu soru 23 Şubat 2026 10:16 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,


Yazdıklarınız, uzun süredir içinizde taşıdığınız çok derin bir kimlik çatışmasına işaret ediyor. Hiçbir zaman kendim olmadım, cümleniz aslında meselenin özünü anlatıyor. Çocukluktan itibaren “benim kalbim kırılsın, onlarınki kırılmasın” diyerek büyümek sevgiyi kaybetmemek için uyum sağlamayı, susmayı ve kendinizi geri plana atmayı öğrenmiş olduğunuzu düşündürdü bana. Bu aslında sizin için başlarda işe yarayan bir hayatta kalma stratejisidir. Ancak bugün yetişkin ilişkilerinizde belli ki sizi yoran bir döngüye dönüşmüş.


İnsanların sizi nasıl görmek istediğini düşünüp o role bürünmeniz zamanla gerçek benliğinizle temasınızı zayıflatır. Oysa içinizde aksi ve özgüvenli bir taraf olduğunu söylüyorsunuz. Bu çok kıymetli bir farkındalık. Demek ki o taraf kaybolmadı sadece bastırıldı. Sürekli başkalarına göre şekil aldığınızda bir süre sonra “Ben ne istiyorum?” sorusu silikleşir. Hayata merakınızın azalması ve kendinizi tanıyamama hissiniz de bu kimlik bulanıklığıyla bağlantılı doğal bir sonuçtur.


Sizi sevene bağlanamayıp, sizi istemeyene bağlanmanız da tesadüf değil. Sizi açıkça seven biri güvenli ve nettir ama bilinçdışında alışık olduğunuz duygu belirsizlik, çaba ve kanıtlama ihtiyacı gibi görünüyor. Mesafe gördüğünüzde içinizde kendimi kanıtlamalıyım duygusu aktive oluyordur belki de. 20 gün konuştuğunuz kişinin sizden soğuduğu gün ona bağlanmanız, aslında kaybetme ve terk edilme tetiklenmesiyle açıklanabilir. Bu aşkın büyümesi değil de kayıp korkusunun büyümesidir aslında.


Hakarete susmanızın altında da benzer bir korku yatabilir: Karşımdakini incitirsem beni bırakır. Bu nedenle kendi incinmenizi seçiyorsunuz. Ancak her sustuğunuzda kendinize benim sınırlarım önemsiz mesajını veriyorsunuz. Bu zamanla özdeğeri zayıflatır. Aldatan birini hızla affetmeniz ve sizi istemediğini söylemesine rağmen ondan vazgeçmemeniz de aslında bununla bağlantılı. Sanki incindiğiniz durumlarda kendinizi bırakıyorsunuz. Bu bilinçli bir tercihten ziyade aslında alışık olduğunuz döngüye devam etmek ile ilgili. Burada temel mesele başkalarının sizi sevip sevmemesi değil sizin kendinizi ne kadar değerli gördüğünüzdür.


Bu örüntüler derin ve tek başınıza çözmek zor olabilir. Bir psikologla özellikle bağlanma stili, özdeğer ve çocukluk deneyimleri üzerine çalışmanız çok faydalı olacaktır. Çünkü mesele sadece yanlış kişileri seçmek değil kendinizi ikinci plana koyma alışkanlığını dönüştürmektir. Sevgiyi kendinizden vazgeçerek öğrenmişsiniz. Şimdi yavaş yavaş, kendinizden vazgeçmeden var olmayı öğrenme sürecindesiniz. Bu da cesaret gerektirir ve siz o cesareti göstermeye başlamış görünüyorsunuz.


Eğer paylaşmak istediğiniz başka bir şey olursa burada olacağım.


Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular