Neden bu kadar ezik, saf, salak, güçsüzüm ve özsaygım yok?!
Bu soru 26 Temmuz 2026 15:37 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızdan ne kadar kötü hissettiğinizi, yaşadığınız durumlarla ne kadar uzun zamandır mücadele ettiğinizi görmemek mümkün değil. Anlattıklarınız hiç hafife alınacak şeyler değil. Gelin, yazdıklarınızı birlikte ele alalım.
Öncelikle 15 yaş, insanın hem kendini hem de dünyayı anlamlandırmaya çalıştığı, aynı zamanda arkadaşlık ilişkilerinin ve çevreyle kurduğu bağların oldukça önem kazandığı bir dönemdir diyebiliriz. Ancak siz bu süreci oldukça zor geçiriyorsunuz ve yazdıklarınızdan da bu durumun zaman içerisinde giderek ağırlaştığını görebiliyorum. Çünkü "büyüdükçe daha berbat bir duruma geliyorum" demişsiniz. Burada merak ettiğim şey şu oldu: Yaşadığınız olaylar gerçekten daha da mı arttı, yoksa sizi derinden etkileyen başka deneyimler de yaşandı mı? Çünkü anlattıklarınız yalnızca son zamanlarda yaşanan olaylara değil, sanki uzun zamandır biriken bir yorgunluğa da işaret ediyor gibi görünüyor. Bir insan uzun süre benzer şekilde incindiğinde, zamanla sadece yaşanan olaylardan değil, kendisinden de şüphe etmeye başlayabiliyor.
Bunun yanı sıra bazı kız arkadaşlarınızla yaşadığınız sorunlardan bahsediyorsunuz. Anlattığınıza göre bu süreç çoğunlukla dışlanma, alay edilme, zorbalığa maruz kalma ve kışkırtılma gibi davranışlarla ilerlemiş. Tepki verdiğinizde ise olayların farklı şekilde yansıtıldığını ve okul yönetimine taşındığını ifade ediyorsunuz. Tüm bunları yaşarken kendinizi yalnız hissetmiş olmanız oldukça anlaşılabilir.
Okulda yaşadıklarınızda ise, özellikle de müdür yardımcısı ve psikolojik danışmanla yaptığınız görüşmeler sırasında kendinizi köşeye sıkışmış hissettiğinizi anlatıyorsunuz. Anlatımınıza göre aynı anda üzerinize gelinmesi, size bağırılması, defterinizin karıştırılması ya da ilgi alanlarınızla alay edildiğini hissetmeniz sizi oldukça incitmiş görünüyor. Böyle deneyimler yaşayan bir insanın zamanla "Demek ki sorun bende." diye düşünmeye başlaması çok şaşırtıcı değildir. Ancak burada dikkatimi çeken şey, yaşananlardan çok kendinize yüklediğiniz anlam oldu.
Çünkü yazınızı okurken kendinizi ne kadar sert yargıladığınızı fark ettim. Kendiniz için defalarca "eziğim", "acizim", "özgüvensizim" gibi ifadeler kullanmışsınız. Bunları okurken aklıma şu geldi: Acaba zaman içerisinde başkalarının size söyledikleri ya da hissettirdikleri, yavaş yavaş sizin de kendinize söylediğiniz cümlelere mi dönüştü? Çünkü bazen insan, sürekli eleştirildiğinde ya da değersiz hissettirildiğinde, bir süre sonra başkalarının sesini kendi iç sesi sanmaya başlayabiliyor. Oysa kendiniz hakkında düşündüğünüz bu cümleler, sizin kim olduğunuzu değil; uzun zamandır maruz kaldığınız yaşantıların üzerinizde bıraktığı etkiyi anlatıyor olabilir.
Özellikle "İki güldüler diye yaptıklarını unutuyordum." cümlenizi okurken, sanki içinizde görülmeyi, kabul edilmeyi ve iyi davranılmayı çok özleyen bir taraf varmış gibi hissettim. Bazen insan, uzun süre incinse bile karşısındaki kişiden gördüğü küçücük bir sıcaklığa tutunabilir. Bu sizi saf ya da güçsüz yapmaz. Belki de sadece yeniden iyi davranılacağına dair umut etmek istemişsinizdir. Hepimiz, kendimizi ait hissedebileceğimiz ilişkiler kurmak isteriz.
Her şeye rağmen "başımı eğip geçiyorum", "sesimi çıkaramıyorum" diyorsunuz. Çoğu zaman bunu "güçsüzlük" olarak yorumlamışsınız. Oysa bazen sessiz kalmak, düşündüğümüz gibi bir zayıflık değil; kişinin o an kendini koruyabilmek için geliştirdiği bir baş etme biçimi olabilir. Belki içinizin bir tarafı karşılık vermek isterken, başka bir tarafı "Daha kötü olur.", "Yine beni suçlarlar." diye sizi durduruyor olabilir. Eğer uzun zamandır benzer deneyimler yaşıyorsanız, sessiz kalmanız bir güçsüzlükten çok, kendinizi koruma çabasına dönüşmüş de olabilir.
Bu nedenle burada yalnızca "özgüven eksikliği"nden söz etmek yerine, yaşadıklarınızın özgüveninizi nasıl etkilediğine de bakmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kendinizi anlatırken, sanki onların size yaptıklarının sorumluluğunu da omuzlarınıza almış gibisiniz. Oysa başkalarının zorbalığı ya da size kötü davranması sizin suçunuz değildir. Bazen sınır koyamamak ya da hakkını savunamamak da çocukluktan itibaren öğrenilen ilişki örüntüleriyle bağlantılı olabilir. Eğer uzun zamandır kendinizi geri planda tutmanız gerektiğini deneyimlediyseniz, bugün sınır koymakta zorlanmanız da anlaşılabilir.
Özgüven çoğu zaman şu cümleyle başlar: **"Benimle böyle konuşulmasını hak etmiyorum."** Önce bunu kendi içinizde söyleyebilmek... Sonrasında ise kendinizle ilgili olumsuz yargıları yavaş yavaş gözden geçirmek. Örneğin "Ben eziğim." demek yerine, "Bazen kendimi savunmakta zorlanıyorum ama bu beni değersiz yapmaz." diyebilmek... Ya da "Çok safım, çok salağım." demek yerine, "İnsanlara kolay güveniyorum ve bunun bana zarar verdiği zamanlar oldu; ama bu benim suçum değil." diyebilmek... Çünkü özgüven, çoğu zaman insanın önce kendisiyle kurduğu ilişkinin değişmesiyle güçlenmeye başlar. Bu noktada öz şefkat geliştirebilmek de oldukça kıymetlidir.
Bunun dışında, okulda yaşadığınız olaylar devam ediyorsa bunları tek başınıza taşımamanız önemli. Mümkünse okulda gerçekten güvendiğiniz bir öğretmen, başka bir rehber öğretmen ya da okul dışında güven duyduğunuz bir yetişkinle yaşadıklarınızı paylaşabilirsiniz. Bu, "şikâyet etmek" değil; kendinizi korumaya çalışmaktır. Kimsenin size küfür etmesi, sizi aşağılaması ya da kendinizi değersiz hissettirecek şekilde davranması normalleştirilmemelidir. Çünkü siz de olduğunuz gibi çok değerlisiniz.
Kapanırken şunu söylemek istiyorum: Siz kendinizi "özgüvensiz", "eziğim" ya da "acizim" diye tanımlıyorsunuz. Ben ise satır aralarında, uzun zamandır incinmiş, tekrar tekrar hayal kırıklığı yaşamış ama buna rağmen hâlâ anlaşılmayı isteyen bir genç görüyorum. Belki bugün her şey bir anda değişmeyecek. Ancak iyileşme bazen kendimize ilk kez daha yumuşak davranabildiğimiz yerde başlar. Bugün sadece şu cümleyi kendinize söylemeyi deneyin: "Benimle böyle konuşulmasını hak etmiyorum." Belki şu an buna tüm kalbinizle inanmak zor gelebilir. Ama bu cümleyi kendinize tekrar tekrar hatırlatabilmek bile, zamanla hem kendinize bakışınızı hem de başkalarının size nasıl davranmasına izin vereceğinizi değiştirecek ilk adımlardan biri olabilir. Eğer bu durumlarla baş etmek zorlaşırsa da bir psikologtan destek almak da iyi bir fikir olabilir.
Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa sizin için her zaman burada olacağım
Sevgiyle Kalın
Psikolog Ecem Bakıner
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.