Kaygı

Nerden başlayacağımı bilmiyorum?

Gizli Kullanıcı13 Ağustos 2025 16:36

Merhaba Betül ( Canbel) hocam Ben uzun zamandır evdeyim çalışmıyorum. Kendi alanimda iş bulamiyorum torpilim yok. Tecrübem yok hastanelere almiyolar. Sanayi şehrinde yaşıyorum Kocaeli'de. Burda daha önce çok defa depolara girdim çıktım. Kendimi oralara ait hissedemedim ve yalnızdım genelde orda. Bundan dolayı çıktım vb nedenlerden dolayı.. hayatımda başarı hiç elde edemedim. Kpss denedim olmadı. Sevgili deseniz o da yok. Olmayacak birine değer ve zamanımı verdim ama nafile. Her şey üst üste geldi son 3 senede. Beni mutlu edecek şeyler yaşamadım hiç . Kariyer anlamında hiç yaşamadım. Çalışsam depoya yine girerim ama ya yine orda sıkılırsam ya yine çıkarsam kaygıları var. Bu aralar çok amaçsız anlamsız hissediyorum her şeye. Enerjim yok hevesim yok. Motivasyon kaybi yasiyorum. Çok düşük motivem. Anlık motive olsam da kısa süreli oluyo bu . Sonra yine mutsuzluğa ve karamsarlığa devam ediyor beynim. Keşke biraz güçlü olsam. Psikolojik anlamda.

Bu soru 13 Ağustos 2025 17:43 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba Sevgili Danışan,


Yazdıklarını okurken aslında ne kadar uzun zamandır kendi içinde bu yükleri taşıdığını, bunun seni hem zihinsel hem de duygusal anlamda ne kadar yorduğunu anlayabiliyorum. Anlattıkların, bir süredir içinde bulunduğun yaşam koşullarının sana sürekli hayal kırıklığı, belirsizlik ve umutsuzluk getirdiğini gösteriyor. Bu hislerin birikerek motivasyonunu düşürmesi çok anlaşılır bir durum. Sen de fark etmişsin, kısa süreli motive olabiliyorsun ama sonra yeniden mutsuzluk ve karamsarlık devreye giriyor. Bu durum, yaşadığın koşulların bir anda değişmemesi ve zihninde sürekli "ya yine olmazsa" düşüncelerinin dönüp durmasıyla besleniyor. Öncelikle şunu bilmeni isterim ki, içinde bulunduğun bu ruh hali, senin yeterli veya güçlü olmadığını değil, çok uzun süredir zorlu koşullara tek başına direnmeye çalıştığını gösteriyor. Yani bu, bir “karakter zayıflığı” değil, yoğun yıpranmanın doğal bir sonucu.


Nereden başlayacağını bilmemek aslında motivasyonun önündeki en büyük engellerden biridir. Çünkü hedefin net olmadığında zihnin sürekli aynı noktada dönüp durur. Öncelikle çok büyük, uzun vadeli hedeflerden ziyade, şu an seni az da olsa hareket ettirecek, küçük ve ulaşılabilir adımlar belirlemek önemli. Mesela şu anda “kariyer” ve “iş” konusuna odaklanırken, zihnin hemen “ama ya yine olmazsa” endişesini getiriyor. Bunun önüne geçmek için önce kendi becerilerini, güçlü yanlarını ve ilgi alanlarını netleştirebilirsin. Bunun için bir defter alıp “yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım şeyler” ve “başkaları tarafından övgü aldığım şeyler” başlıklarını açarak yazmaya başlayabilirsin. Bu, sana hem güçlü yönlerini hatırlatır hem de iş alanında alternatif bakış açıları kazandırır.


Motivasyonunu sürdürülebilir kılmak için “dışsal motivasyon” yerine “içsel motivasyon” kaynaklarına yönelmek önemli. Şu anda yaşadığın şey, çoğunlukla dışsal koşullar (iş bulmak, doğru ortam, doğru insan) gerçekleşmediğinde motivasyonunun düşmesi. Oysa ki içsel motivasyon; kendi değerlerin, anlam bulduğun şeyler ve kendinle kurduğun bağ üzerinden beslenir. Mesela “iş bulmam lazım” demek yerine “her gün 30 dakika yeni bir beceri öğrenmek” gibi bir hedef koymak, seni başarı hissiyle besleyebilir. Bu küçük hedefler, zihnine “ben bir şeyleri yapabiliyorum” mesajını verir.


Yaşadığın umutsuzluk duygusunu besleyen bir diğer faktör de geçmiş deneyimlerinle ilgili zihinsel yük. Daha önce depolarda çalışıp mutsuz olman, şu an iş ararken “yine aynı şey olur” korkusunu beraberinde getiriyor. Bu çok doğal, çünkü beynimiz tehlike gördüğü yerden uzak durmak ister. Ama burada önemli olan, o dönemin sana ne öğrettiğini bulmak. Depo deneyimin seni mutlu etmediğini biliyorsun, peki bundan çıkaracağın ders ne? Belki “tek başına, sosyal bağ kuramadığım ortamlarda çalışmak beni zorlar” ya da “yaratıcılığımı kullanamadığım işlerde uzun süre kalamam” gibi net farkındalıklar edinebilirsin. Bu farkındalık, seni sadece ne istemediğini değil, neye ihtiyacın olduğunu da anlamaya götürür.


Şimdi biraz da “anlam kaybı” hissine odaklanalım. Anlattıkların, hayatının son birkaç yıldır sana yeterince tatmin verici deneyimler sunmadığını gösteriyor. Bu, insanın hayata dair heyecanını ve enerjisini düşüren bir durum. Burada yapabileceğin şeylerden biri, hayatına “küçük anlam adaları” eklemek. Bu, illa büyük projeler ya da köklü değişimler olmak zorunda değil. Örneğin haftada bir gün gönüllü bir işte yer almak, yeni bir hobiye başlamak, düzenli yürüyüş yapmak gibi eylemler hem rutinine canlılık katar hem de sosyal bağlarını güçlendirir. Unutma, insanın motivasyonunu uzun vadede en çok besleyen şey, aidiyet hissidir.


Bir diğer önemli konu ise, geçmiş ilişkinde yaşadığın hayal kırıklığının şu anki duygusal durumuna etkisi. “Olmayacak birine değer verdim” demen, hem kendine kızmana hem de hayal kırıklığının daha derin yaşanmasına sebep olmuş olabilir. Bu tür deneyimlerden sonra kişi bazen “demek ki ben yanlış seçim yapıyorum” diye düşünüp hem insanlara hem de kendine güvenini yitirebiliyor. Burada kendine yüklenmek yerine, o dönemdeki ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamak daha yapıcı olur. Belki o kişi, o dönemde yalnızlık duygunu hafifletti, sana umut verdi ama uzun vadede sana uygun biri değildi. Bunu görmek, ileride daha sağlıklı seçimler yapabilmenin anahtarıdır.


Bütün bunların yanında, şu anki ruh halini toparlamak için günlük rutinini düzenlemek çok önemli. Çünkü enerji ve heves, sadece zihinsel değil, fiziksel süreçlerle de bağlantılı. Uyku düzenin, beslenmen, hareket seviyen, gün içindeki ekran süren bile ruh halini doğrudan etkiler. Mesela her sabah belirli bir saatte uyanmak, günün ilk saatlerinde ekran yerine kısa bir yürüyüş yapmak, sana hem fiziksel hem de zihinsel bir başlangıç enerjisi verir. Ayrıca gün sonunda “bugün ne iyi geçti?” diye kendine sormak, beynini olumsuzdan olumluyu fark etmeye yönlendirir.


Son olarak, “keşke biraz güçlü olsam” demişsin. Güçlü olmak, duygularını bastırmak ya da her zaman motive hissetmek demek değil. Asıl güç, kendini kötü hissettiğinde bile küçük bir adım atabilmektir. Bu adımlar zamanla birikir ve seni istediğin noktaya götürür. Bugün yapabileceğin şey, bir defter alıp “bir ay boyunca her gün yapacağım küçük adımlar” listesi oluşturmak olabilir. Bu adımlar; 15 dakika kitap okumak, bir iş ilanına başvurmak, bir arkadaşını aramak gibi küçük ama etkili eylemler olabilir.


Şu anki durumunu tek seferde kökten değiştirmeye çalışmak yerine, küçük ve istikrarlı adımlar atman. Bu süreçte kendine karşı sabırlı ol, çünkü uzun süredir taşıdığın yükler bir günde oluşmadı, bir günde de kaybolmayacak. Ancak sen her gün küçük de olsa ilerledikçe, bu karamsarlık yerini yavaş yavaş umut ve enerjiye bırakacaktır.


Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru veya aklına takılanları sorabilirsin.


Sevgiler,

Psikolog Betül Canbel

alinti

Çok teşekkürler hocam dediklerinizi denicem ✨🐇

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Psk. Betül Canbel

Merhaba Sevgili Danışan, Rica ederim. Geri dönüşleriniz için ben de teşekkür ederim. Tekrar bir sorunuz olduğunda platformdan bizlere iletebilirsiniz. Kendinize iyi bakmanız dileğiyle. 🌸 Sevgiler, Psikolog Betül Canbel

16 Ağustos 2025 20:11

Cevaplanmış benzer sorular

Kaygı

Duygumdan nasıl emin olurum

Ezgi hanım merhabalar💐,aslında genel olarakta anksiyeteye yatkın birisiyim örneğin bir misafir beklediğimde herşeyin mükemmel olmasını isterim en iyisi olsun isterim zamanında yetişsin isterim ve aşırı stres yaşarım,bu benim huyum sanıyorum çünkü hiç bırakamadım yani mutlu giden ilişkimde partnerim bianda soğuk olursa ve ben bunu hissedersem yemek yiyemem ondan mesaj beklerim bütün günüm mahvolur ki partnerim içinde bu böyle trip atıyorsam o hatalıysa gerçekten moralim düzelene kadar onunda morali bozuluyo beni o yüzle görmek istemiyormuş. Aslında benim duygusal ihtiyaçlarım bu ilişkide daha önceden çok daha karşılanıyordu ama yaklaşık 5-6 aydır bu eksik yeterince iletişim kuramıyoruz işlerinden kaynaklı ve ben haliyle bu duruma bozuluyorum çünkü en ufak bir afedersin kusura bakma konuşması yapmıyor direk benim hayatıma devam etmemi istiyor ve ben bunu kabul edemiyorum,zorundaymışım gibi bi tavır olarak görüyorum bu durumu ve kimse hiçbişeye zorunda değil. Ben naz yapmak istiyorum trip biz kadınların en doğal hakkıyken ben bundan da nasibimi alamıyorum yani ben bişey yapmadım kusura bakma diyo ki buluşma ayarlayamayan partnerim bu durumda. Yani şuanda daha öncede sizinle paylaştığım üzere de gelgitli bir dönemdeyim ama şununda farkındayım duygusal bir olgunluk yaşadım bunu çok zor geçirdim aşırı zor geçirdim yani kaç defa sizlere yazdım bilmiyorum ama çocuk gibi severken şimdi olgun gibi seviyorum bu bana yeni gelen bi duygu evet heyecan var ama o eski çocuksu şeyler yok daha olgun tavırlar ve düşüncelerdeyim daha kadın olduğumu hissediyorum. Evliliğe adım atmama sebebimde babamla yaşayamadığım anlar ve vakitler şuanda emekli oldu ve tamamen bizimle bu zamanların tadını çıkartmak istiyorum çünkü zaman çok kısa evet belki bizim içinde kısa ama bilemiyorum:(. Geçmişte yaşadığım hiçbir kaygım yok açıkçası en uzun ilişkimi yaşıyorum şuanda kimseyle evlilik düşünmemiştim biz evlilik için çeyizlik eşyalarımızı bile aldık o kadar ileri gittik ama o geçmişteki bendi Buda şimdiki ben istemiyorum tamamen değil sadece evlilik olgunluğu yuva kurabilme hissiyatı bunların üstesinden gelmem için gerçekten o kıvama gelmem lazım yoksa çabuk pes ederiz. Bu ilişkiye gerçekten çok değer veriyorum kendimi huzurlu hissettiğim mutlu hissettiğim sayısızca an var ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum bilemiyorum tabiki ama henüz konuşamadık partnerimle iyi sonuçlanırsa inşallah böyle devam eder:). Ailemle ilişkimi hiç kıyaslamadım aslında Ezgi hanım çünkü burası çoğunluk ve alışılmış bir düzen diğer tarafta sadece ikimiz ve çok sakin bir ortam,ailemle beraberken herkes kendi düzenindeyken ben partnerimle beraber oluyorum yani mesajlaşıp konuşuyoruz her zaman hep beraber olamayız babam tv izlerken kardeşim ders çalışıyor ve ben tek kalıyorum kendisi de o durumda öyle tabi ama o tek çocuk evi kalabalık değil oda annesini bırakmak istemiyor benim gibi evlerimizde çok uzak şimdi o yakın istiyor annesine bende babama yakın istiyorum hatta alt katında yaşasak nasıl mutlu olurum ama bu süreç biraz zor olucak gibi görünüyor.