Aile

Nişan süreci ve aile

Gizli Kullanıcı18 Nisan 2026 20:20

Ben babamı kaybettim sorunlu bir abim var daha önce madde kullanıyordu onun yüzünden kaçıp baska sehire geldim burda şansım oldu atandım ataninca o da kurtulsun annem de rahat etsin diye yanima aldim onları maddeyi bıraktı ama alkole düştü tek yaptığı akşama kadar çalışıp içip eve gelmek huzur bırakmadı annem de o sadece iciyo diye ondan hicbir sey beklemiyor evin hayatin tüm yükü bende ben o kısımda degilim evladıyım tabi ki yapacağım ama görev oldu ve ben artik anneme hicbir sekilde yaranamaz oldum. Şimdi asil mesele 30uma geldim artik sevgilim vardi evlenmek istedim 1 senedir annemle savaşıyorum istemiyordu evlenmemi hala da alışamadı düğüne 2 ay var suan da nişanlım devamli olarak annemin abimin bu durumundan rahatsiz oluyor devamli olarak bu boyle nasil olacak annenin kocasi gibisin devamli ariyo devamli hersey sende bize de karışacak vs gibi korkulari var devamli o beni bu sekilde strese sokuyo annem devamli olarak nisanlimla ilgili bi sıkıntısı var kapi disari ciksak zaten gideceksin benle durma benle gezme onla gez onla dolan kafasında ben cok boğuluyorum kimse anlamıyor.gecen gun nisanlim geldi oturduk falan sonra abim geldi icmis bi halde o da cok sohbete girmedi biraz durdu gitti annem simdi bana diyor ki saygısızlık yapti önemsemiyor gibi davrandi abin gıcık aldi şimdi dogru ne?

Bu soru 19 Nisan 2026 13:49 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,

Yazdıklarınızı okurken uzun zamandır ne kadar büyük bir yük taşıdığınızı hissetmemek mümkün değil. Bir yanda anneniz ve abinizin sorumluluğu, diğer yanda kendi kurmak istediğiniz hayat ve nişanlılık süreciniz… Sanki herkesin yükünü taşıyan ama kendi ihtiyaçları geri planda kalan bir yerde kalmış gibisiniz.


Aslında burada en çok dikkat çeken şey, ev içindeki tüm sorumluluğu zamanla sizin üstlenmiş olmanız. Başta “evlat olarak görevim” gibi başlayan bu durum, giderek sizin rolünüze, hatta kimliğinize dönüşmüş gibi görünüyor. Hem düzeni sağlayan, hem krizleri yöneten, hem de herkesin duygusunu tutan kişi olmuşsunuz. Bu çok yorucu bir yer.


Bir yandan da kendi hayatınızı kurmaya çalışmışsınız; atanmış, yeni bir şehirde düzen kurmuş ve hatta ailenizi de yanınıza alarak destek olmaya devam etmişsiniz. Ama buna rağmen yükün azalmaması, aksine devam etmesi, bu sıkışmışlık hissini daha da artırmış olabilir.


Şu an evlilik sürecine girmeniz ise bu dengeyi daha da görünür hale getirmiş. Çünkü bir yanda annenizin tepkileri, diğer yanda nişanlınızın kaygıları arasında kalıyorsunuz. Annenizin memnuniyetsizliği ve geri çekici tavırları sizde suçluluk ve kaygıyı artırırken; nişanlınızın “bu böyle nasıl olacak?” endişesi de sizi ayrı bir baskı altında bırakıyor.


Abinizin alkol kullandığı bir ortamda nişanlınızın kendini geri çekmesi aslında oldukça anlaşılır bir durum. Bu, saygısızlıktan çok; ortamı tartma, kendini koruma ve neyle karşı karşıya olduğunu anlamaya çalışma hali olabilir. Annenizin bunu “önemsememe” olarak yorumlaması ise daha çok kendi hassasiyetleri ve geçmişten gelen kırılganlıklarıyla ilgili görünüyor. Yani aslında burada 3 ayrı insanın 3 ayrı bakış açısından söz edebiliriz. Burada “kim haklı, kim haksız” sorusundan çok daha önemli bir nokta var: Siz bu sistemin içinde nerede durmak istiyorsunuz?


Çünkü şu an sanki herkes sizden bir şey bekliyor ve siz hepsine yetişmeye çalışıyorsunuz. Ama bu sürdürülebilir bir denge değil. Belki bu noktada küçük ama net sınırlar kurmak önemli olabilir.

Nişanlınıza şöyle yaklaşabilirsiniz: “Kaygılarını anlıyorum, ben de zorlanıyorum. Ama seninle ayrı bir hayat kurmak istiyorum. Bunun için bazı sınırlar koymaya çalışacağım, ama bunun da bir süreç olduğunu bilmeni isterim. Bu süreçte de benim yanımda olman beni çok mutlu eder.”


Annenize ise daha sakin bir anda şöyle bir ifade yardımcı olabilir:

“Anne, seni bırakmıyorum. Ama artık kendi hayatımı da kurmak istiyorum. Seninle ilgilenmem, eşimle arama mesafe koymam anlamına gelmesin. İkiniz de benim için çok kıymetlisiniz ama bu şekilde arada kalmak beni çok yoruyor.”


Şunu da özellikle söylemek isterim: Sorumluluk almak, sevdiklerimize destek olmak çok değerli… ama bir yetişkinin tüm yükünü tek başına taşımak zorunda değilsiniz. Sizin de kendi hayatınızı kurmaya, sevilmeye, rahat etmeye ve “sadece kendiniz için” yaşamaya, sınırlar koymaya hakkınız var.


Belki de şu soruyla kendinize dönmek iyi bir başlangıç olabilir: “Ben nasıl bir hayat istiyorum ve bu hayat için neyi taşımak, neyi bırakmak istiyorum?” Çünkü bazen iyileşme, herkesi kurtarmaktan değil, kendi yerimizi yeniden tanımlamaktan geçer.


Tekrardan sormak, danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman buradan veya profilimden bana ulaşabilirsiniz.


Sevgiyle Kalın

Psikolog Ecem Bakıner

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

Çok yorulmuş tükenmiş hissediyorum kendimle ilgili hic ama hiçbir sey düşünmediğimi istemediğimi fark ettim ben sadece herkes iyi olsun istiyorum ama olmuyo gücüm yetmiyo sadece alkolik biriyle es kaza ayni anne babadan doğmuş olmanın yükü bu kadar ağır olmamali yada ben mi icsellestirip cok abartiyorum acaba annem mi beni cok etkiliyor her allahin gunu ona bi is bulmam için konusuyo sanki elimde firsat doluymus da yapmiyomusum gibi onun disinin agrisi bile benim cozmem gereken bise gibi suclaniyorum ben cok yoruldum vicdanen cok rahatsızım terapiyle çözülür mü bilmiyorum çünkü bugune kadat hic kendi basimi belaya sokmadim benim tum dertlerim benim dışımdaki insanlar yüzünden :(

19 Nisan 2026 20:36
Psk. Ecem Bakıner

Tekrardan merhaba sevgili danışan, Uzun süredir çok ağır bir duygusal yük taşıdığınız ve bu yükün sizi tükenmişlik noktasına getirdiğini görebiliyorum.. “Kendimle ilgili hiçbir şey düşünemiyorum” ifadeniz de, aslında bir isteksizlikten çok uzun süreli sorumluluk ve stres altında kalmanın doğal bir sonucu gibi görünüyor. Herkesin iyi olmasını istemeniz çok insani bir yerden geliyor. Ancak sizin kontrolünüz dışında gelişen durumların sorumluluğunu üstlenmeye çalışmanız, zamanla hem suçluluk duygusunu hem de tükenmişliği artırmış olabilir. Özellikle aile içinde yaşanan sorunlar (annenizin beklentileri, kardeşinizin yaşam tarzı ve aile içi dinamikler) sizde “her şeyi ben düzeltmeliyim” gibi bir iç yük oluşturmuş olabilir. Bu ise tek bir kişinin taşıyabileceği bir sorumluluk değildir. Annenizle ilgili yaşadığınız durum da önemli bir noktaya işaret ediyor. Sürekli beklenti içinde olunması ve sizin üzerinden çözüm aranması, zamanla kişinin kendi hayatını geri plana atmasına neden olabilir. Bu da içsel olarak hem suçluluk hem de yetersizlik hissini güçlendirebilir. “Ben mi abartıyorum?” sorunuzun altında ise genellikle şunu görüyoruz: Kişi yaşadığı yükün ağırlığını sorguladığında, çoğu zaman bu yük gerçekten vardır; ancak kişi bunu taşıma biçimiyle ilgili kendini suçlamaya eğilimlidir. Anlattıklarınız, abartıdan çok uzun süredir devam eden bir duygusal yüklenmeye işaret ediyor. Terapi süreci bu noktada hem duygusal yükü anlamlandırmak hem de sınırları yeniden kurabilmek açısından oldukça işlevsel olabilir. Özellikle suçluluk duygusu, aşırı sorumluluk alma eğilimi ve “herkesi ben düzeltmeliyim” inancı terapi içinde çalışılabilen alanlardır. Amaç, dış dünyayı değiştirmekten ziyade, sizin bu yük karşısındaki içsel konumunuzu yeniden düzenlemektir. Son olarak şunu söylemek isterim: Yaşadıklarınız “sizin hatanız” ya da “abartınız” gibi görünmüyor. Daha çok, uzun süredir tek başınıza taşımaya çalıştığınız bir yükün artık sınırlarını zorlaması gibi duruyor. Tekrardan yardımcı olabileceğim bir konu olursa bana her zaman ulaşabilirsiniz. Sevgiyle Kalın Psikolog Ecem Bakıner

19 Nisan 2026 20:54

Cevaplanmış benzer sorular