Obsesif kompulsif bozukluk
7-8 sene önce psikoloğa gitmiştim ve okb olduğu söylenmişti şimdi yeniden sorunlarım ortaya çıktı ve yine tedaviye başladım 1 haftadır ilaç kullanıyorum. Son 2-3 aydır aslında sevdiğim insanların mesela annemin, nişanlımın her hareketi beni rahatsız eder oldu onları çok eleştiriyorum içten içe. Başkalarıyla kıyaslıyorum keşke şöyle olsalardı falan gibi. Bunun hastalıkla bir ilgisi var mı? İlaç tedavisine devam ettikçe bu düşüncelerden kurtulur muyum?
Bu soru 16 Haziran 2025 15:25 tarihinde Psikolog Betül Canbel tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba Sevgili Danışan,
Paylaştıkların çok kıymetli ve sana dair birçok önemli işareti içinde barındırıyor. Yıllar önce obsesif kompulsif bozukluk (OKB) tanısı alman, bugün tekrar bazı belirtilerin canlanmasını anlamlı kılıyor. Bu rahatsızlık zaman zaman dalgalanabilir; stresli yaşam dönemlerinde, yoğun duygusal yüklenmelerde veya hayatında önemli değişimler yaşarken belirtiler tekrar ortaya çıkabilir. Sen de şu anda böyle bir evrede olabilirsin. Özellikle nişanlı olduğun dönemde, ilişkinin başka bir aşamaya geçmesi, yakın ilişkilerin getirdiği yoğun temas hâli, zihinsel ve duygusal açıdan seni tetiklemiş olabilir.
Öncelikle obsesif kompulsif bozukluk, sadece temizlik ya da kontrol takıntısı gibi yüzeyde bilinen şekillerde değil, çok daha ince ve duygusal alanlara da nüfuz edebilir. Bazı bireylerde özellikle “kişisel ilişkiler” teması üzerinden belirti gösterebilir. Bu temada kişi, sevdiği kişilere dair aşırı bir analiz hâline girer. Sürekli bir değerlendirme, yargılama ve kıyas yapma hali yaşanabilir. Senin de annenin, nişanlının ya da yakın çevrendeki kişilerin davranışlarına karşı yoğun bir rahatsızlık hissin, bu çerçevede değerlendirilebilir. Kimi zaman “gerçekten rahatsız olduğun için mi böyle hissediyorsun, yoksa zihnin seni yanıltıyor mu?” ikilemi içinde kalırsın ve bu ikilem, zaten OKB’nin en yıpratıcı taraflarından biridir.
OKB, çoğu zaman kişinin değerleriyle çelişen, onun hoşuna gitmeyen düşünceleri sürekli şekilde zihne taşıyarak kişiyi rahatsız eder. “Acaba onları yeterince sevmiyor muyum?” “Neden bu kadar eleştiriyorum?” “Bu düşünceler kötü bir insan olduğumu mu gösteriyor?” gibi sorgulamalar, senin gibi bu yapıya sahip bireylerde oldukça yaygındır. Özellikle de sevdiğin insanlara yönelik sürekli eleştirel bir iç ses varsa, bunun arka planında genellikle “onlara dair her şeyin kusursuz olmasını isteme” arzusu ve “ilişkilerde tam kontrol hissi” yer alır. Bu beklenti bazen o kadar yükselir ki, onların insani eksiklikleri seni huzursuz etmeye başlar. Oysa gerçek ilişkiler kusurlarla ve farklılıklarla yoğrulur. OKB zihni ise bu farkları tolere etmekte zorlanır ve her şeyi zihinsel düzlemde kontrol etmeye çalışır.
Senin için bu dönemin biraz daha zorlayıcı olmasının nedenlerinden biri de büyük ihtimalle yaşamındaki geçiş evresidir. Nişanlı olmak, evlilik sürecine hazırlanmak gibi durumlar kişide güven, sorumluluk, bağlılık, değişim gibi birçok temayı beraberinde getirir. Ve OKB yapısındaki bireyler için değişim, çoğu zaman “belirsizlik” anlamına gelir. Zihin, bu belirsizlikle başa çıkabilmek adına her detayı kontrol etmeye çalışır. Bu kontrol çabası da genellikle eleştiri, analiz, karşılaştırma, şüphe gibi yollarla kendini gösterir. Yani sevdiğin insanlara dair duyduğun rahatsızlık, onların gerçekten “rahatsız edici” olmasıyla ilgili değil; zihninin bu geçiş dönemindeki kaygıyı onlara yansıtmasıyla ilgili olabilir.
İlaç tedavisine başlayalı henüz 1 hafta olmuş. Psikiyatrik ilaçların çoğu, özellikle OKB tedavisinde kullanılan serotonin düzenleyici ilaçlar, tam etkilerini 3 ila 6 hafta arasında gösterir. Yani henüz ilacın tam faydasını görme aşamasında değilsin. Ama bu yolun başında olman da bir umut kaynağı. Çünkü doğru ilaç desteği ve gerekiyorsa psikoterapi ile birlikte bu düşüncelerin şiddeti azalabilir, ilişkilerine karşı daha sağlıklı bir mesafeden bakmaya başlayabilirsin. Özellikle OKB ile başa çıkmak için bilişsel davranışçı terapi (BDT), çok etkili bir terapi yaklaşımıdır. Bu terapi yöntemiyle zihnine gelen bu düşünceleri fark etmeyi, onlarla mücadele etmeden gözlemlemeyi ve gerçeklikten ayırmayı öğrenebilirsin.
Kıyaslama yapma, eleştirme, rahatsız olma gibi düşünceler geldiğinde kendine şu soruyu sorman iyi bir başlangıç olabilir: “Bu düşünce bana nasıl hissettiriyor? Gerçekten inandığım bir düşünce mi, yoksa OKB'nin bana fısıldadığı bir şüphe mi?” Çünkü OKB'li bireylerde genellikle “düşünce eşittir gerçeklik” gibi bir hata yapılır. Oysa bir düşüncenin zihne gelmesi, onun doğru ya da senin kişiliğini yansıtan bir şey olduğu anlamına gelmez. Düşünceler gelip geçer. Ama senin onları sahiplenme şeklin, onlarla kurduğun ilişki senin gerçekliğini oluşturur.
Bunu şöyle düşünebilirsin: Zihnindeki bu rahatsız edici düşünceler bir radyodan gelen arka sesler gibi. Sen onları susturmaya çalıştıkça daha çok bağırıyorlar. Ama sen onları duyup “evet yine başladınız ama ben bugün sizinle oyalanmayacağım” dediğinde, zamanla etkilerini yitiriyorlar. Yani düşüncelerle savaşmak değil, onları fark edip yeniden yön seçmek OKB’yle başa çıkmanın anahtarı.
Ayrıca sevdiğin insanlara dair bu dönemde yaşadığın tahammülsüzlüğün bir başka boyutu da olabilir: Yaşam enerjin azaldığında, duygusal olarak yorgun düştüğünde, sevdiklerinden gelen en küçük davranış bile sana büyük bir yük gibi gelebilir. Bu yüzden de belki seni hiç rahatsız etmeyen şeyler şu anda seni tahriş ediyor olabilir. Burada önemli olan şu: Bu düşünceler, senin duygusal kaynaklarının zayıfladığı bir döneme denk geliyor olabilir. Ve bu da bir hastalık belirtisi değil, bir ihtiyaç çağrısıdır. Belki biraz dinlenmeye, yalnız kalmaya, zihnini susturacak bir destekle buluşmaya ihtiyacın var.
Son olarak, kendini bu düşünceler yüzünden suçlama. Düşüncelerinin içeriği, senin karakterinin aynası değildir. Bugün anneni ya da nişanlını eleştiriyor olman, onları sevmediğin anlamına gelmez. Zihninin seni ele geçirmesine izin vermeden, bu süreci fark etmeye ve destekle yürümeye devam etmelisin. Zaten şu anda psikolojik destek alma yolunda adım atmışsın. Bu, en güçlü adımlardan biridir.
Unutma ki OKB kronik olabilir ama yönetilebilir bir rahatsızlıktır. Bu süreçte sabırlı olman, iç gözlemini geliştirmeye çalışman, düşüncelerini yargılamadan fark etmen çok kıymetli. İlaçlar, düşüncelerinin şiddetini azaltabilir ama onları nasıl anlamlandırdığın, onlara nasıl yanıt verdiğin iyileşmenin kalıcı yolunu oluşturur. Bu yolu psikolojik destekle yürümek her zaman çok daha güçlendirici olur.
İç sesini bastırma, ama onun seni yönlendirmesine de izin verme. Gözlemle, fark et ve yeniden seç. Her yeni günle birlikte zihnin biraz daha sessizleşmeye, kalbin biraz daha rahatlamaya başlayabilir.
Umarım cevabım faydalı olmuştur. Değerlendirilmesini istediğin farklı bir soru veya aklına takılanları yeni bir soru oluşturarak iletebilirsin.
Sevgiler,
Psikolog Betül Canbel
Çok teşekkür ederim 🙏🏼🌸
Yorumlar
Psk. Betül Canbel
Merhaba Sevgili Danışan, Güzel geri dönüşleriniz için ben de teşekkür ederim. Tekrar bir sorunuz olduğunda buradayız. Kendinize iyi bakmanız dileğiyle. Sevgiler, Psikolog Betül Canbel
17 Haziran 2025 10:12