Oğlumun bana hakaret etmesini nasıl durdurabilirim?
Merhaba,
Bizim 14 yaşında bir oğlumuz var. Oğlumuz sorumluluklarını bilen, okulunda başarılı bir çocuk, aynı zamanda sporcu. Bu sene LGS'ye hazırlanıyor. 3,5 yıl önce sokaktan terrier sahiplendik. Oğlum sokaktaki hayvanları çok sever. Fakat eve aldıktan kısa bir süre sonra köpeğimize karşı çok büyük tepki göstermeye başladı. Akşamları yatmadan önce köpeği deli gibi havlatarak, bizi çileden çıkartarak yatıyor. Ne yaparsak yapalım oğlumuzu sakin ve huzurlu bir şekilde yatağına gönderemiyoruz, Bir de LGS için çözdüğü testlerin cevap anahtarını benim almamı istemişti, her akşam yatmadan önce çözdüğü testlerin kontrolünü yaparken yanlışı çıktığında çok çirkin bir şekilde sesimin taklidimi yapıyor, bana 'gerizekalı beyinsiz, biraz beynin olsa keşke ama maalesef 1 gram beynin yok' gibi korkunç şeyler söylüyor. Bu sözleri söylediğinde şok oldum, babasıyla birlikte uyardık.Arada telefonda oyun oynuyor, cezalandırmak için telefonu yasakladık fakat hiçbir şey fayda etmedi. Bir süre duruyor sonra yine sadece bana bu korkunç sözleri sarfediyor. Ben de çalışan, ailesi için koşturan, hayata maddi zorluklar karşısında bile hep pozitif yönden bakan bir kadınım. Bu sözler beni çılgına çeviriyor, sonra birden tartıştık. Keza dün yine aynı şeyler oldu, ben de kendimi kaybettim ve sonra üzüntüden sabaha kadar uyuyamadım. Gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum, bana yol gösterebilir misiniz? Teşekkürler, sevgiler
Bu soru 3 Mart 2026 14:55 tarihinde Psikolog Elif Yaman tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Bazen insan “benim evim” dediği yerde bile, bir köşe başında ansızın sarsılır ya… Aslında hiçbirimiz hazırlıklı olamıyoruz sevdiklerimizden, hele evladımızdan, öyle sivri bir söz işittiğimizde içine saplanan o ince sızıya. Hani tam güvenli bildiğimiz sabah kahvaltı masasında, alışık olduğumuz çayın yanında birden başka bir iklim belirir gibi. Belki kırılan tabağın sesi kadar sert, belki görünmeyen bir cam parçası gibi minik ama acıtıcı.
Bunda işin daha da koyusu, oğlunuzun yaşını düşündükçe geçmişe küçük bir ellerin hayvanlara uzandığı, teninizde güvenle dolaştığı o ilk yıllara gözünüzün gitmesi. Şimdi ise sanki bütün o emek, sevgi, güven bir anlığına duvar gibi dikiliyor aranıza. Garda bekleyen bir trenin sesi, içindeki uğultu… O gürültünün içinde kaybolmak gibi.
Tepkileriyle, ani çıkışlarıyla, o çirkin sözlerle aslında elinizde tuttuğunuz aynayı fırlatıyor gibi. Kendi içindeki fırtınayı dışarı kusuyor. Bir anne olarak dayanmak öyle güç ki… Hele ki çalışıp evin yükünü sırtladığınızda, bir de böyle bir gece uykusuz yastığa baktığınızda, insan kendine kızıyor çoğu zaman. “Ben nerde yanlış yaptım?” Gözünüzde büyüyen, herkesin dışarıdan “ideal aile” sandığı o tablo bir anda bir parça eksiliyor.
Şunu merak etmiyor musunuz; bu öfke dalgasını neden sadece size vuruyor, babasına veya başkasına değil de? Bir anneye, en çok inandığımız, göz göze geldiğimiz kişiye neden böyle yolunu şaşırmış kelimeler dökülür? Bazen arkasında anlatılamayan, sıkışmış, yerini bulamayan bir suçluluk duygusu olur. Ya da biraz da şu, çok başarılıyım ama belki bu başarının yükü altında kendi halini anlatamamak…
Öncelikle hakaret içeren sözler mutlaka sınırlandırılmalı. Ama bunu tartışma anında değil, ortam sakinken yapmak çok daha etkili olur. Kısa ve net bir cümle yeterli:
“Öfkelenebilirsin, hata yapabilirsin ama hakaret edemezsin.”
Uzun açıklamalara girmeden, kararlı bir duruş sergilemek önemli.
Tartışma anında söylenen sözlerin çoğu aslında regüle olamamanın sonucu oluyor. O sırada mantıkla konuşmak pek işe yaramaz. Konuyu uzatmak ya da karşılık vermek genelde durumu büyütür. Önce ortamı sakinleştirip, konuşmayı daha sonra yapmak daha sağlıklı olur.
Davranışların özellikle anneye yönelmesi de sık gördüğümüz bir durum. Ergenler en güvende hissettikleri kişiye karşı en kontrolsüz taraflarını gösterebiliyorlar. Bu saygısızlığı haklı çıkarmaz ama dinamiği anlamaya yardımcı olur.
Öfke patlamaları sıklaşıyorsa, bir ergen psikoloğundan destek almak faydalı olabilir. Sınav süreci, performans baskısı, “başaramazsam ne olur” kaygısı ya da kontrol ihtiyacı bu dönemde davranışlara sert şekilde yansıyabiliyor.
Şunu unutmamak önemli: Bu durum “kötü bir çocuk” göstergesi değil. Büyük ihtimalle zorlanan bir ergen var. Ama zorlanıyor olması, aile içinde saygı sınırlarının korunmayacağı anlamına gelmez.
Gerekirse aile görüşmeleriyle birlikte ilerlemek hem çocuğun duygularını düzenlemeyi öğrenmesine hem de ebeveynlerin yıpranmasını azaltmaya yardımcı olur.
Sevgilerimle
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Nefes Sayma Tekniği
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.