Kaygı

Olumsuz olayları bir işaret görüp korkuyorum

Gizli Kullanıcı25 Ocak 2026 15:23

Son ilişkimde, buluştuğumuz da hep aksilikler yaşadık örneğin ilk buluşma gecikti, gezmeye giderken yanlış yola saptık,bana uçan balon aldı patladı , bişey görmeye gittik bulamadık vs. Ama ilişki çok iyiydi. Fakat sonradan arkadan saklanan sırlar öğrenildi ve kötü bi ilişki olduğu ortaya çıktı. Şimdi de biri ile buluşunca onun başına terslik gelince bu da mı yanlış kişi diye düşünmeden edemiyorum. Zaten olmayacak gibi düşünüyorum. Örneğin en son buluştuğum kişinin ceketi yırtıldı diyorum kesin Allah engelliyor . Bu psikolojide nedir nasıl geçirebilirim . Birde 1 yıl önce elimde B harfi gördüm yani bir ambalajdan elime yapışmış olabilir küçüktü ama anlam yükledim acaba kaderimdeki kişinin ismi bu mu diye . Ama buna göre hayat yaşanmaz. Sağlıklı bi düşünce değil . Sadece bir tesadüf olduğuna inanmak istiyorum . Ben bu takıntıları nasıl geçirebilirim çok yoruyor .

Bu soru 26 Ocak 2026 13:01 tarihinde Psikolog Songül Çiğel tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhabalar,


Yaşadığın şeylerin karşılığının üzerinde biraz konuşalım Anlattıkların en çok şunlara benziyor: 

Anlam Yükleme (Batıl İnançsal Düşünme)

Zihin, rastgele olaylara anlam yükler:

• “Balon patladı çünkü bu ilişki kötü”

• “Ceket yırtıldı çünkü bu kişi yanlış kişi”

• “B harfi bu bir kader işareti”

Oysaki bu olaylar istatistiksel olarak herkesin başına gelen sıradan şeylerdir. Ama beyin şöyle çalışır: “Bir kere kötü şey oldu ve sonra ilişki kötü çıktı ve demek ki bu bir işaretmiş.”Bu, geriye dönük anlamlandırmadır.


Beynin bir felaketleştirme yapıyor : Küçük bir aksilikten büyük sonuçlar çıkarmaktır felaketleştirmek. Örneğin :  Ceket yırtıldı öyleyse bu iş kesin olmayacak o yüzden Allah engelliyor.” Bu, kaygılı zihnin otomatik savunmasıdır.


Sürekli bir kontrol etme ihtiyacı duyuyor gibisin neden diye düşünürsek geçmişte kandırılmış olman (sırlar vs.) sende şunu bırakmış: “Bir daha yanılmayayım” ve bu olmasın diye zihin “işaretler” arıyor. Bu yüzden her detayı büyüteçle inceliyorsun.


Takılı kalma, tekrar tekrar düşünme, rahatlayamaman hakkında düşünürsek 

“Ya bu işaretse?”, “Ya kaçırıyorsam?” Düşünceleri kaygı temelli takıntı eğilimi gibi görünüyor.


Peki sen neden özellikle böyle düşünüyorsun? Bunun kökü büyük ihtimalle şurada son ilişkinde başta güzel sonunun hayal kırıklığı olması ve sonunda güven sarsılması açığa çıkmış. Beynin de sana şunu diyor: “Bir daha böyle acı çekmeyelim.” Ve aşırı kontrol moduna geçiyor. Yani bu düşünceler: Zayıflık değildir travmaya yakın bir korunma tepkisidir.


“Bu Kader Mi?” Düşüncesi Neden Güçlü?

Çünkü İnsan beyni belirsizliği sevmez. Ve aşk belirsizdir.

Belirsizlik bir  kaygı yaratır ve beyin sana “kader” inancının ağır basmasını sağlar. Çünkü: “Kaderse sorumluluk bende değil, rahatlarım.” Düşüncesi hakim olur. Ama uzun vadede bu seni daha çok yorar.


Şimdi dürüstçe tüm olanlara bir göz atalım

Eğer aksilik = yanlış kişi anlamına gelseydi evlenen, mutlu olan herkesin ilk buluşması kusursuz olurdu. Ama gerçek şudur : Yağmurda kalanlar, birbirine geç kalanlar,bu yolda kaybolanlar ya da tartışarak başlayanlar ve hâlâ çok mutlu olan binlerce çift var.Yani: Aksilik hayat boyunca olacaktır. Uyumlu kişilerde de ilişki ortaya çıkacaktır. 


Şimdi sana “takıntılılı” düşüncelerinin nasıl azaltabileceğin ile ilgili bir kaç teknik önereceğim deneyimlersen umarım işine yarar. 

1. Düşünceyi Yakala – Sorgula

Aklına bir düşünce geldiğinde geldiğinde:

“Bu kesin işaret” demek yerine :

“Şu an kaygım konuşuyor.” de.

Kendine sor:

• Kanıtım ne?

• Tersi örnek var mı?

• Bu düşünce bana iyi geliyor mu?

Bu soruların yanıtları sana bir cevap verebilir


2. “Belki” Tekniği

Aklına “Ya işaretse?”düşüncesi geldiğinde:“Belki işaret, belki değil. Bunu şimdi çözmek zorunda değilim.”

Zihin kesinlik ister. Ama sen belirsizliğe alan aç.

3. Maruz Kalma (Kaçmamak)

Aksilik oldu diye hemen geri çekilme.

 Buluş → devam et → gözlemle

  

Zihnin şunu öğrenir: “Aksilik oldu, ama felaket olmadı.”

Bu belki de en güçlü tedavidir.


4. Not Defteri Egzersizi 

2 sütun yap:


Düşünceni yaz . Örneğin: 

“Ceket yırtıldı → olmayacak”

Gerçek olanı yaz:

“Sadece yırtık. Karakteriyle ilgisi yok.”


Bunu yazmak beyninin devresini değiştirir.


5. Kendine Şunu Hatırlat

Her gün kendine şu cümleyi hatırlat :

“Ben bir ilişkiyi aksiliklerle değil, davranışlarla değerlendiririm.”

Bunu bir düşünce aracı gibi kullan.


Bir psikologtan yardım almalı mıyım diye düşünüyorsan eğer : Gün içinde düşünceler çok sık geliyorsa

•Kararlarını etkiliyorsa

•Uykunu/işini sosyal hayatını bozuyorsa

 Bir psikologla görüşebilirsin özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) çok işe yarar.


Son olarak yaşadığın bu düşünceler senin zayıflığın değil, geçmişte incinmiş yanının kendini koruma çabasıdır; kendine şefkat gösterdikçe, gerçek ile kaygıyı ayırt etmeyi öğrendikçe ve ilişkilerini korkularınla değil değerlerinle seçtikçe, içindeki güven duygusu yeniden güçlenecek ve sen hayatın akışına tekrar huzurla eşlik edebileceksin.

Umarım faydalı olmuşumdur.

Sevgilerle🌸

Psikolog Songül Çiğel

alinti

Gerçekten çok doğru yerden yakalamışsınız . Teşekkür ederim. Uygulayacağım dediklerinizi .

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular

Kaygı

Duygumdan nasıl emin olurum

Ezgi hanım merhabalar💐,aslında genel olarakta anksiyeteye yatkın birisiyim örneğin bir misafir beklediğimde herşeyin mükemmel olmasını isterim en iyisi olsun isterim zamanında yetişsin isterim ve aşırı stres yaşarım,bu benim huyum sanıyorum çünkü hiç bırakamadım yani mutlu giden ilişkimde partnerim bianda soğuk olursa ve ben bunu hissedersem yemek yiyemem ondan mesaj beklerim bütün günüm mahvolur ki partnerim içinde bu böyle trip atıyorsam o hatalıysa gerçekten moralim düzelene kadar onunda morali bozuluyo beni o yüzle görmek istemiyormuş. Aslında benim duygusal ihtiyaçlarım bu ilişkide daha önceden çok daha karşılanıyordu ama yaklaşık 5-6 aydır bu eksik yeterince iletişim kuramıyoruz işlerinden kaynaklı ve ben haliyle bu duruma bozuluyorum çünkü en ufak bir afedersin kusura bakma konuşması yapmıyor direk benim hayatıma devam etmemi istiyor ve ben bunu kabul edemiyorum,zorundaymışım gibi bi tavır olarak görüyorum bu durumu ve kimse hiçbişeye zorunda değil. Ben naz yapmak istiyorum trip biz kadınların en doğal hakkıyken ben bundan da nasibimi alamıyorum yani ben bişey yapmadım kusura bakma diyo ki buluşma ayarlayamayan partnerim bu durumda. Yani şuanda daha öncede sizinle paylaştığım üzere de gelgitli bir dönemdeyim ama şununda farkındayım duygusal bir olgunluk yaşadım bunu çok zor geçirdim aşırı zor geçirdim yani kaç defa sizlere yazdım bilmiyorum ama çocuk gibi severken şimdi olgun gibi seviyorum bu bana yeni gelen bi duygu evet heyecan var ama o eski çocuksu şeyler yok daha olgun tavırlar ve düşüncelerdeyim daha kadın olduğumu hissediyorum. Evliliğe adım atmama sebebimde babamla yaşayamadığım anlar ve vakitler şuanda emekli oldu ve tamamen bizimle bu zamanların tadını çıkartmak istiyorum çünkü zaman çok kısa evet belki bizim içinde kısa ama bilemiyorum:(. Geçmişte yaşadığım hiçbir kaygım yok açıkçası en uzun ilişkimi yaşıyorum şuanda kimseyle evlilik düşünmemiştim biz evlilik için çeyizlik eşyalarımızı bile aldık o kadar ileri gittik ama o geçmişteki bendi Buda şimdiki ben istemiyorum tamamen değil sadece evlilik olgunluğu yuva kurabilme hissiyatı bunların üstesinden gelmem için gerçekten o kıvama gelmem lazım yoksa çabuk pes ederiz. Bu ilişkiye gerçekten çok değer veriyorum kendimi huzurlu hissettiğim mutlu hissettiğim sayısızca an var ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum bilemiyorum tabiki ama henüz konuşamadık partnerimle iyi sonuçlanırsa inşallah böyle devam eder:). Ailemle ilişkimi hiç kıyaslamadım aslında Ezgi hanım çünkü burası çoğunluk ve alışılmış bir düzen diğer tarafta sadece ikimiz ve çok sakin bir ortam,ailemle beraberken herkes kendi düzenindeyken ben partnerimle beraber oluyorum yani mesajlaşıp konuşuyoruz her zaman hep beraber olamayız babam tv izlerken kardeşim ders çalışıyor ve ben tek kalıyorum kendisi de o durumda öyle tabi ama o tek çocuk evi kalabalık değil oda annesini bırakmak istemiyor benim gibi evlerimizde çok uzak şimdi o yakın istiyor annesine bende babama yakın istiyorum hatta alt katında yaşasak nasıl mutlu olurum ama bu süreç biraz zor olucak gibi görünüyor.