Partnerime karşı intikam duygusu ?
Merhabalar, daha önce partnerimle ilgili bir soru sormuştum sizlere. Sonrasında 1 kez ayrıldık, sonra o tekrar geldi, barıştık. Fakat ne yaparsam yapayım, ondan intikam almak istiyorum. Onun beni oyaladığını ve sevmediğini düşünüyorum. 2,5 yıl oldu ve hâlâ bir adım atmıyor. Ben artık sözlerine inanmıyorum; kimsenin yaptığı davranışlara bakıyorum. Benim yaşadıklarımı o da yaşasın istiyorum. Yani bir süre sonra o beni çok isteyecek, geleceğinde ama ben onu istemeyeceğim, istesem de istemiyormuş gibi davranacağım. Çünkü bunu hak ediyor, ondan ayrılmak istiyorum ama nasıl yapacağım onu da bilmiyorum, çok severken. Aslında gerçekten çok mu seviyorum, yoksa takıntı mı yapıyorum, onu da bilmiyorum? Ve artık çocuk değilim, neyi isteyip istemediğimi bildiğim yaşlardayım ben de, partnerim de, ve bu yüzden beni istemediğini düşünüyorum. Sürekli evleneceğiz diyor, yok 2 ay sonra, yok şubatta, yok martta gidiyor da gidiyor. Napmam gerekiyor bilmiyorum ama ondan nefret ediyorum. Ara sıra onu yarı yolda bırakmak istiyorum!!!!
Bu soru 25 Mart 2026 19:09 tarihinde Klinik Psikolog Ahmet Safa Yıldız tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Öncelikle merhaba
Bu kadar yoğun ve birbiriyle çelişen duygularla baş etmeye çalıştığınızı görmek gerçekten önemli. Bir yandan sevgi, bağlılık ve umut; diğer yandan öfke, kırgınlık ve hatta intikam alma isteği… Bunların aynı anda var olması insanı oldukça yorabilir ve zihinsel olarak da meşgul edebilir.
İfade ettikleriniz arasında özellikle dikkat çeken bir nokta var: Onun bir gün sizi çok isteyeceği, ancak sizin artık onu istemeyeceğiniz bir senaryo kurmanız. Bu durum, bahsettiğiniz gibi zihinsel olarak bir “intikam alma” yolu. Böyle bir durumda onun, sizin şu anki hislerinize benzer duygulara sahip olduğunda ona karşı nasıl bir davranış sergilerdiniz? Onun siz böyle hislere sahipken ki davranışlarıyla; sizin beklenti ve davranışlarınız ilişki hakkındaki düşüncelerinizin daha net bir zemine oturmasını sağlayabilir.
Öte yandan yaşadıklarınız yalnızca öfkeyle sınırlı değil gibi görünüyor. Sürekli ertelenen sözler, belirsizlik ve karşılık görememe; kişide değersizlik, haksızlığa uğramışlık ya da terk edilmişlik hissini tetikleyebilir. Bu nedenle yaşadığınız yoğun duyguların, yalnızca “intikam isteği”nden ibaret olmadığını; daha derinde kırılma, hayal kırıklığı ve anlaşılmama gibi duyguların da yer alabileceğini birlikte değerlendirmek önemli olabilir.
Kendinizi daha iyi anlayabilmek adına küçük bir bakış açısı denemesi yapmayı önerebilirim: Çok sevdiğiniz bir arkadaşınız aynı durumu yaşasaydı ve bu kadar yoğun duygular içindeyken size gelseydi, ona nasıl yaklaşırdınız? Onun yaşadığı öfkeyi ve kırgınlığı nasıl anlamlandırır, ona ne söylerdiniz? Bazen başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimize göstermek daha zor olabilir; ancak bu tür bir perspektif değişimi içsel süreci anlamayı kolaylaştırabilir.
Bu sürece bilişsel davranışçı bir çerçevede biraz daha yaklaştığımızda, aklınızdan otomatik olarak geçen bazı düşünceleri de fark etmek mümkün olabilir. Örneğin; “Beni oyaladı”, “Beni gerçekten sevmiyor”, “Bu kadar beklediysem karşılığını görmeliyim”, “Onun da aynı acıyı yaşaması gerekir” ya da “Ancak o beni kaybederse değerimi anlar” gibi düşünceler zihninizde hızlı ve güçlü bir şekilde belirebilir. Bu düşünceler çoğu zaman çok ikna edici gelir ve beraberinde yoğun öfke, kırgınlık ve adalet arayışı duygularını getirir.
Bu noktada birlikte şu sorular üzerinde durmak faydalı olabilir: Bu düşünceler ne kadar mantıklı ve kesin? Alternatif bir açıklama mümkün olabilir mi? Örneğin, onun davranışları gerçekten “oyalamak” mı, yoksa kararsızlık, sorumluluk almaktan kaçınma ya da farklı önceliklere sahip olma ile mi ilgili? Bu düşüncelere inandığınızda nasıl hissediyorsunuz ve nasıl davranıyorsunuz? Peki, daha dengeli bir düşünce geliştirdiğinizde duygularınızda ya da davranışlarınızda bir değişiklik olur muydu?
Amaç bu düşünceleri bastırmak ya da yok saymak değil; onları fark etmek, sorgulamak ve size daha az zarar veren, daha işlevsel alternatifler geliştirebilmektir. Çünkü çoğu zaman bizi en çok zorlayan şey yalnızca yaşadıklarımız değil, yaşadıklarımızı nasıl anlamlandırdığımızdır.
Burada amaç, duygularınızı yargılamak değil; onları anlamlandırmak ve sizin için daha sağlıklı, daha dengeli seçimler yapabilmenize alan açmaktır. Çünkü mesele yalnızca ne kadar sevdiğiniz değil, bu ilişkinin size nasıl hissettirdiğidir.
💪 Psikoloğun Önerdiği Egzersizler
Bulut Meditasyonu
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.