Ruhum çok yaralı , baş edemiyorum
Ben sadece iyi biriyle tanışıp evlenip ardından herhangi bir iş sahibi olmak isteyen bir kızdım. Fakat insanın istediği şeyler sınavı olurmuş ya. Ikisinden de sürekli darbeler yiye yiye ben bir hiç oldum. 25 yaşındayım fakat sadece uyumak istiyorum. Geçmiş ilişkiler nişanlandı, hayallerimi yarıda bırakanlar bile kısa sürede nişanlandı. Kariyer desen bir çıkmazın içindeyim. Tam diyorum ki iyileşeceğim sonra bir kötü haber daha öğreniyorum ve daha kötü oluyor. Göğsümün içi çok sıkışıyor. Huzursuzluk yoğun bir acı hissi var ve geçmiyor. Ben şu noktada bazen saldırgan gözüküyorum çünkü hayallerimi heveslerimi yarıda bırakanın mutlu olmasını istemiyorum. Bir kez de kötüler kaybetsin istiyorum. Sonki olay bundan ibaret beni umutlandırıp güzel şeylere aşık olduğunu sandığım kişi aileleri düşman etti ardından çok geçmeden nişanlandı. Ben artık başkasına şans değil de kendime şans vermek istiyorum. Eski canlı her şeyi umudu olan kızı kaybettim. Bunu ben yoğun depresyon olarak hissediyorum. veya sürekli geçmişi düşünmeye başladım keşke dedim benimle evlenmek isteyen insanlara şans verseydim şu an onlar başkaları ile. Benim sizden istediğim bir farkındalık kazandırmanız. Hiç böyle hayatınızda şanssız bir hastanız oldu mu. Ben bu duygulardan artık kurtulmak istiyorum. Geçmişte kaçırdığım insanları takmamak istiyorum, arkadaşları da en sonki ilişkide hızlıca nişanlanan sevdiğimi de. Onları da geride bırakmak istiyorum. Ama içimin huzursuzluğu geçmiyor. Sanki yaşamıyorum da azap çekiyorum. Canım çok yanıyor haksızlık karşısında. aileme bahsediyorum fakat boş ver diyorlar ama ben gözlerinin önünde daha da kötüleşiyorum fark etmiyorlar kimse beni anlamıyor. Eskiden hislerimi dinlerdim biri yanlış yapsa bile ondan çıkardı şimdi hiç tahmin bile edemiyorum kötüler kazanıyor.
Bu soru 24 Şubat 2026 11:42 tarihinde Psikolog Lara Yelda Aktaş tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yazdıklarını okurken içindeki yorgunluğu, kırgınlığı ve adaletsizlik duygusunu gerçekten hissedebiliyorum. Sürekli darbe almış gibi yaşamak insanın sadece kalbini değil, inancını da yaralar. “Tam iyileşeceğim” dediğin yerde yeni bir hayal kırıklığı gelmesi, zihninde şu düşünceyi beslemiş olabilir: “Ben şanssızım… Ne yapsam olmuyor… Kötüler kazanıyor.” Bu düşünceler geldiğinde göğsünün sıkışması, iç huzursuzluğun artması çok anlaşılır; çünkü zihnin tehdit algısında.
Şu an yaşadığın şey yalnızca ilişki kaybı değil; aynı zamanda hayalinin, zamanının ve “olabilirdim” dediğin ihtimallerin yasını tutmak. Yas sadece ölümle olmaz; bazen gerçekleşmeyen gelecekler için tutulur. Ve yas sürecinde zihin geçmişi idealize etmeye çok meyillidir: “Keşke o kişiye şans verseydim… Keşke farklı davransaydım…” Bu düşünceler ilk bakışta mantıklı görünür ama genellikle bugünkü acıyı daha da derinleştirir. Çünkü geçmişi bugünkü bilgiyle yargılarız.
Burada önemli bir noktaya nazikçe bakmak isterim: Yaşadığın olaylar seni incitmiş olabilir ama “ben şanssızım” sonucu bir yorumdur. Zihnimiz tekrar eden olumsuz deneyimlerden sonra genelleme yapma eğilimindedir. Birkaç kötü deneyim → “Hayat hep böyle olacak.” Birkaç kayıp → “Ben hep kaybederim.” Bu düşünce biçimi umudu değil, çaresizliği büyütür. Oysa duygu ne kadar yoğun olursa olsun, düşünce her zaman sorgulanabilir bir yapıdır.
Göğüs sıkışması, huzursuzluk, uyumak isteme… Bunlar depresif belirtiler olabilir ve ciddiye alınmalıdır. Bu bir zayıflık değil; uzun süreli stresin ve hayal kırıklıklarının sinir sisteminde bıraktığı yorgunluktur.
Carl Rogers’ın dediği gibi: “Garip bir paradoks var; kendimi olduğum gibi kabul ettiğimde değişim başlar.” Şu an belki ilk adım kendini zorla güçlü yapmak değil, “Evet, şu an çok kırgınım” diyebilmek.
Şimdi sana hem bilişsel hem insani bir çerçeve bırakmak istiyorum. “Kötüler kazanıyor” düşüncesi geldiğinde kendine şu soruyu sor: Bu bir gerçek mi, yoksa acımın konuşma biçimi mi? Çünkü acı adaletsizliği büyütür, ama hayat çoğu zaman daha karmaşıktır. Birinin hızlı nişanlanması onun mutlu olduğu anlamına gelmez; senin şu an yalnız olman da geç kaldığın anlamına gelmez. Zihin kıyas yaparak yarayı derinleştirir.
Pratik ve güçlü tek bir çalışma önereceğim:
“Genelleme Yakalama.”
Önümüzdeki günlerde “hep, hiç, herkes, kimse, daima” gibi kelimeleri içeren düşüncelerini yakala. Örneğin: “Ben hep kaybediyorum.”
Sonra bunu şu şekilde dönüştür: “Son birkaç deneyimimde istediğim olmadı ama bu geleceğin garantisi değil.”
Amaç kendini kandırmak değil; düşüncenin keskinliğini azaltmak. Çünkü keskin düşünceler keskin acı üretir.
Bir diğer önemli nokta: Kendine şans vermek istediğini yazmışsın. Bu çok kıymetli. Çünkü şu an en büyük risk, hayal kırıklıklarından korunmak için kalbini tamamen kapatman olurdu. Ama sen hâlâ hissetmek istiyorsun. Bu, içindeki canlı tarafın hâlâ orada olduğunu gösterir.
Şunu bilmeni isterim: 25 yaş, “geç kaldım” yaşı değildir; “öğrendim” yaşıdır. Şu anki kırgınlığın seni daha bilinçli seçimler yapmaya hazırlıyor olabilir. Bugün yaşadığın durgunluk kalıcı kimliğin değil; bir dönem. Sen umudu olan o kızı kaybetmedin, sadece yoruldun.
Ve son olarak şunu bırakmak isterim: Hayat bir yarış değil; zamanlamalar kişisel. Senin hikâyen başkasının hızına göre yazılmayacak. Şu an tek yapman gereken büyük kararlar almak değil, sinir sistemini sakinleştirmek ve kendinle yeniden bağ kurmak. Küçük, düzenli, gündelik adımlar — yürüyüş, rutin, sosyal temas — depresif döngüyü yavaş yavaş kırar. Duygu hemen değişmez; ama davranış değiştiğinde duygu da arkasından gelir.
Şu soruyu kendine yumuşakça sor: Eğer hayat bana karşı değilse, şu an yaşadığım bu dönem beni neye hazırlıyor olabilir?
Cevabı hemen bulmak zorunda değilsin. Ama şunu unutma: Şanssız değilsin. Yaralısın. Ve yaralar iyileşebilir.
Umarım yardımcı olabilmişimdir, ihtiyaç halinde benimle iletişime geçebilirsin🤍
Psikolog Lara Yelda Aktaş
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.