Psikoloji

Rüyalarımda aynı kisiyle hep kavga ediyorum

Gizli Kullanıcı7 Nisan 2026 11:26

Merhaba, aile bireylerimden biriyle pek anlaşamam. Aynı evde yaşıyoruz, ama kendisi narsisttir. Ben küçükken bana da çok zarar verdi; kıyaslamalar yapıp hakaretler ederdi. İletişim şekli çok kötüdür. Ama ben kendimi iyileştirmek üzerine yoğun bir çaba gösterdim, kendimi sevmeyi öğrendim, kendimi anlamayı ve geçmişi de kabullenip affettim. Ama biri var: sadece onu anlamak, empati kurmak istemiyorum; kabullenemiyorum da, affedemiyorum da ve bu bana o kadar zarar veriyor ki, şimdi kardeşime, başka bir çocuğa zarar veriyor, değersiz hissettiriyor ve kendi egosunu tatmin etmek için bir çocuğu kullanıyor. Bana artık zarar veremez. Ben artık kendimi koruyabiliyorum, çok güzel bir şekilde. Ama yaptıklarını görünce, duyunca aşırı sinir oluyorum. Gerçekten o kadar boş, değersiz hissettiriyor ki etrafındaki insanlara ve o insanlar benim sevdiğim insanlar, ama yapabileceğim bir şey yok. Kendisiyle konuşsam, anlamayacak, yani herhangi bir şey yapamıyorum; onu zaten değiştiremem. Ama zarar veriyorlar, bunları görünce çok sinirleniyorum ve her gün rüyalarımda onunla kavga ediyorum. Böyle söylemek istediklerimi, aklımdan geçenleri, her şeyi söylüyorum. Ama uyurken bile dinlenemiyorum. Öyle olunca, çok sevdiğim biri bana 'Savaştığın insana dönüşürsün' demişti. Ama ben nasıl savaşmayayım mı, yani susup duramıyorum, bırakacağımı bir; onun yaptıkları karşısında ne yapabilirim?

Bu soru 13 Nisan 2026 10:47 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,


Anlattıklarınız yalnızca sinir değil; uzun süreli bir haksızlığa maruz kalmanın, geçmişteki incinmenin ve bugün hâlâ devam eden bir etkilenmenin birikmiş hali gibi görünüyor. Özellikle aynı ev içinde yaşanan ve tekrar eden zarar verici davranışlar olduğunda, insanın zihninin bunu bitmiş bir geçmiş gibi değil, halen sürmekte olan bir tehdit gibi algılaması çok doğaldır. Bu yüzden rüyalarınızda bile kavga etmeniz, zihninizin dinlenememesi aşırı yüklenmiş bir psikolojik sistemin kendini ifade etme biçimidir.


Sizin için önemli bir nokta şu: Siz zaten en kritik adımı atmışsınız. Kendinizi koruyabilmeyi öğrenmişsiniz, kendinizi sevmeyi geliştirmişsiniz ve geçmişi anlamlandırmaya çalışmışsınız. Ancak burada yeni bir aşama ortaya çıkıyor: İyileşmiş olmak her zaman artık etkilenmemek anlamına gelmez. Özellikle de zarar veren kişi hâlâ hayatınızın içinde ve başkalarına da zarar veriyorsa.

Sizin yaşadığınız öfke, aslında çok sağlıklı bir duygudur. Öfke çoğu zaman bir sınır ihlalinin işaretidir. Yani içinizde bir parça şunu söylüyor: Bu olanlar yanlış ve durmalı. Burada problem öfkenin varlığı değil; öfkenin sürekli aktif kalması ve sizin zihinsel alanınızı işgal etmesidir.


Şunu netleştirmek önemli: Siz bu kişiyi değiştiremezsiniz. Bunu kabul etmek acı verici olabilir ama aynı zamanda özgürleştiricidir. Çünkü değişim sorumluluğunu üstlenemeyeceğiniz bir yerden geri çekildiğinizde, enerjinizi kendinize yönlendirme şansınız olur. Ancak burada kritik bir ayrım var: geri çekilmek pasiflik değildir; psikolojik sınır koymaktır.


İlk olarak, zihinsel ayrışma geliştirmek sizin için faydalı olacaktır. Bu kişiyle ilgili düşünceler geldiğinde, şu an zihnim geçmişteki bir tehdit senaryosunu yeniden oynatıyor diye fark etmek. Bu, düşünceyi gerçeklikten ayırmanıza yardımcı olur.


İkincisi, kontrol alanınızı netleştirmek. Onun davranışlarını kontrol edemezsiniz; ama kendi bulunduğunuz ortamda neyi maruz alıp almayacağınızı, hangi konuşmaya gireceğinizi, ne kadar duygusal mesafe koyacağınızı belirleyebilirsiniz. Bazen aynı evde olmak bile olsa, içsel olarak erişim iznini azaltmak mümkündür.


Üçüncüsü, öfkeyi bastırmak yerine boşaltma alanı yaratmak. Bastırılan öfke rüyaya dönüşebilir, düşünce döngüsü haline gelebilir. Yazmak, ses kaydı almak, bedenle boşaltım (yürüyüş, hızlı hareket, spor) bu açıdan çok önemlidir. Siz zaten rüyalarda bunu yapıyorsunuz; zihniniz bunu bir deşarj yolu olarak kullanıyor.


Dördüncüsü, empatiyi zorunluluk olmaktan çıkarmak. Sizin “anlamıyorum, empati kurmak istemiyorum” demeniz aslında bir savunma değil, bir sınırdır. Her insanın her davranışı anlamlandırma ya da affetme zorunluluğu yoktur. Özellikle zarar veren davranışlar tekrar ediyorsa, anlamaya çalışmak bazen iyileştirici değil, yeniden yaralayıcı olur.


Savaştığın şeye dönüşürsün, sözü her zaman doğru değildir. Asıl mesele savaşmak değil; sürekli zihinsel temas içinde kalmaktır. Siz eğer sürekli zihninizde bu kişiyle kavga ediyorsanız, evet bu sizi yorar. Ama bu, öfkenizi yok etmeniz gerektiği anlamına gelmez; bu öfkenin sizin hayatınızı işgal etmeyecek bir forma dönüştürülmesi gerektiği anlamına gelir.


Umarım yazdıklarım sizin için faydalı olur. Eğer konuşmak veya sormak istediğiniz bir şey olursa burada olacağım.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Cevaplanmış benzer sorular